sevildiğine hiçbir zaman inanmamak

genellikle dış görünüşüne güvenmeyen insanların, ilişkilerinde karşı tarafın, onları sevmediğini kendilerine inandırmaları durumudur. kusurlarının ve eksikliklerinin aşırı şekilde bilincinde olan bu bireyler geçmişlerinde, genelde elde ettikleri başarılar karşısında yeterince takdir görmemişler ve hatta hiçbir konuda övülmemişlerdir. ayrıca bedensel kusurlarıyla ilgili travmatik durumlarla karşılaştıklarından kendilerine olan güvenleri git gide azalmış, yok olma noktasına gelmiştir. haliyle, artık kimsenin onları sevmeyeceği kanısına varmışlardır. biri onlara onları sevdiğini söylese bile bunun bir alay olduğunu düşünecekler ve aşağılanmış hissedeceklerdir. sevilmeyi, iltifatları kendilerine yakıştırmazlar ve bu durumlarda bunların onlara kasıtlı yapıldığını düşünürler. kendilerini herkesten daha değersiz görürler, başkalarının onları sevmesinin ancak bir lütuf olduğuna inanırlar. yani biri onları seviyorsa bu, onlara verilmiş bir lütuftur ve buna minnet duymalıdırlar. dolayısıyla hoşlandıkları hiç kimseye yaklaşamazlar. çünkü onları elde edemeyeceklerini düşünürler. bu tarz gönül ilişkilerinin gerçek olabilmesi onlar için bir mucizedir.

diyelim ki kendine güvensizliği olan birinin sevgilisi oldu bir şekilde. bu ilişki rahat bir şekilde ilerlemez. öz güvensizlik yaşayan kişi, karşı tarafın daima onayını ister. karşı tarafın onu sevmediğini düşünür, kişi ona, onu sevdiğini dile getirse de buna inanmaz, bunun bir alay olduğunu, kendisinin sevilebilecek hiçbir yanının olmadığını düşünür. bu yüzden öz güvensizlik yaşayan kişi, güvenini sağlayacak hareketler ve sözler bekler daima karşı taraftan. aksi durumda kendi kafasında sevgilisinin onu sevmediği konusunda fikirler ve kötü senaryolar üretecektir. dolayısıyla sevgilisiyle aralarında oluşacak ufak bir iletişimsizlik sorunu onu karamsarlığa iter. sevildiğine dair sözel bir ifade yahut da bir hareket bekler karşı taraftan. bu sözler ve davranışlar onun güvenini garanti altına alacaktır. sevgilisi ona onu sevdiğini söylediğinde bile o, bunun yalan olduğunu düşünecektir.

bu tarz sorun yaşayan biri, okul yıllarında akran zorbalığına uğramış olabilir, sevgililik konusunda kandırılıp alay edilmiş olabilir, duygu istismarına uğramış olabilir. tabii ayrıca bu öz güvensizliğin ve sevilmiyorum düşüncesinin altında yatan bir sebep de günümüz dünyasında ilişkilerin rekabet düzleminde ilerliyor olmasıdır. kişiler adeta kategorilere ayrılıp sınıflandırılmıştır. herkesin kendi sahası vardır ve ancak o sahada ilişki yaşayabilir. kimileri zihinlerde büyütülüp ulaşılamaz yapılır, kimileri de o kişilere asla ulaşamayacaklarını düşünerek kendilerini bu hırsın içinde küçük düşürürler. fiziksel özellikler, dış görünüş, imaj ve yüz güzelliği günümüz ilişkilerinin belirleyici noktasını oluşturur artık. karakter özellikleri, duygular, kültür seviyesi rafa kaldırılmıştır. güzellik olgusunun yanında kültür olgusunun esamesi okunmaz. haliyle ilişkiler içindeki taraflar bile kendi aralarında rekabet halindedir. sevgi ölmüştür. biriyle ilişkisini bitiren kişi bir üst seviyeye çıktığını ilan ederek eski ilişkisindeki sevgilisinden görünüş ve imaj itibarı olarak daha üst düzeyde biriyle birlikte olma hakkını kazanır. ilişkiler içindeki bu sınıf atlama telaşı ve daima daha iyi dış görünüşün peşinden koşarak kendini bu hırsın içinde aşağılama durumu, insani değerlerin çoğunun çürümesine neden olmuştur.

ne olursa olsun, sevgi ne bir lütuftur ne de gösterilen sevgiye minnet duyulmalıdır. herkes sevgiyi hak ettiği gibi asıl olay kişinin kendini sevmesinden ve kabul etmesinden geçer. bu yüzden kişi, varlığının değerli olması için bir başkasının varlığına, onun sevgisine ve ilgisine ihtiyaç duymamalıdır. sağlam bir psikoloji kendinden başka kimseye ihtiyaç duymamaktan geçer.
yukarıda bahsedildiği gibi özgüvenle ilgili bir durum olabilir, fakat ben sevildiğine inanan birindense inanmayan biriyle takılmayı tercih ederim. sevildiğine inanan birisi enerjimi hüp diye çeker, yorar. sevildiğine inanan birisiyle takılmamın bazı kriterleri var, ama onları burada söylersem rtük kapar sözlüğü annem *.

ayrıca, it's gay world hunty. tamam straight olmanın da kendine özgü dertleri var, ama bu feyk sevgi ve euphoria durumu eminim ki bizde daha fazla. birisinin beni sevdiğine asla inanmamamın temel sebebi de bu olabilir (bkz:eşcinsellerde görülen kişilik bozuklukları). hazır olun genelleme geliyor: tecrübe ettiğim kadarıyla-kendimi hariç tutacağım, meclisten dışarı da değil- gey bireyler o kadar sevgiye (yersen) aç ki 2.görüşmenizde sevildiğine inanma durumu gerçekleşebiliyor. örnek; ben seninle konuşup kendi irademle çaya çıkmışım, poker face olduğum ve duygularımı ifade edemediğim için seni sevmeye başladığımı sanıyorsun, seninle ilgili bir şeyler söylememi istiyorsun, hayvan gibi şey yapıyorsun, e bi dur amk. yıllardır (yani 3-4 yıldır dolap dışındayım ama olsun) hayret ettiğim şeylerden biri de budur mesela-3 kere falan başıma geldi galiba bu durum, ama yüzdeye vurursak yüksek çıkar bayağı aslkjdals (bkz:social piranha). diğer ihtimal de bana bu tip kişiler denk gelmiş olması. bilemiyorum.

sevgi ve ilişki konusunda paranoyak ve klinik depresyona meyilli biri olarak kapanışı miss tuğba ekinci'den bir alıntıyla yapmak isterim: içimden bi ses hadi kızım diyor, kalk kalk gidelim yürü kızım diyor., hiç kimseye de yok lüzum diyor.
"bini hic kimsi sivmiyi," en ilkel ilgi cekme cabasidir. ergenlikle alakasi vardir. gercekten sevilmeyen bi insan bi sure sonra bu duruma alisir, hatta guler gecer. insanlara ihtiyaci olmadigini anlamistir cunku. hicbi zaman da ergence ilgi cekmeye calismaz. "hic kimsi bini sivmiyi," degil, "sevmezlerse sevmesinler amk ben de onlari sevmiyom asdfghjkl" der guclu insan.