tek yön

  • /
  • 15
ilk gittiğimde "hiç bu kadar ibneyi bir arada görmemiştim" dedikten sonra aralarına karışıp diyonizyak bir başdöndürücülükle sabahladığım mekan..
ilk defa geçen hafta gittiğim mekan. biraz yabancı hissetmemden kaynaklı köşede kendi halimde takıldım başlarda cunku o kadar kötü yorumlar yapıldı ki çekinmedim değil.dediğim gibi ilk başlarda köşeden izledim ama sonradan hoşuma gitmeye başalmasıyla eglendim acikcasi.
arkadaşımla eğlendik ve hiçbir rahatsızlık hissetmeden çıktık.
en büyük avantaji rahatsızlık yasamamak, bi kez daha gidebilirim belki
devamlı ismini duyup hep merak ederdim, hafta sonu için bahsedilen kalabalığını görmedim ancak yabancılardan oluşan bir grupla bir kere hafta içi gittim. mekan boş sayılırdı, içeri girerken herhangi bir ücret alınmadı ama uyanmak isteyipte uyanamadığınız kabus gibi tüm gece arkanızda dolaşan bir garson vardı, o güne has mı bilmiyorum ama genç, feminen arkadaşların yoğunlukta olduğu müşteri çoğunluğu kendi aralarında gayette güzel eğleniyorlardı. açık alan tarafında tanıştığımız bir başka grupla çok keyifli sohbet ve eğlence olmuştu. sonuçta merak kediyi öldürmeden, herhangi bir taşkınlık yaşanmadan, sağ salim atlattık.
geniş aile dizisinin film versiyonunda geçen bir terimdir. cevahir tarafından homofobikçe kullanılmıştır. belki de abartıyorum, homofobi olmadan türk komedisi olur mu hiç? bu koyu bilal ile uygunsuz bir pozisyonda yakalandığı öbgzknın süleymanına "abi ben tek yönlüyüm" demişti. bu mekaanı bilmiyordumm, burdan öğrendim. bu mekaana gönderme yapmış olabileceğini düşündüm şimdi, fazla uçtum. türk sinemasında göndermeyi görebiliyor muyuz ki sıra ayı sözlüğe selam çakmaya falan gelsin ekşiye selam çakarlarsa çakarlar başka da bir cacık olmaz. :)
geçen hafta cumartesi akşamı ilk defa gittiğim mekan. tecrübe etmem gerekiyormuş gibi hissettim ve yerimi aldım. güzel, insanlar eğleniyor. çoğu kişi elinde hornet, adam arıyor. sahneye çıkan tipler komik, kaslı ve değişik figürlere sahip insanlardı. dans etme anlayışı oradan oraya sallanmak olan ben, bu kadar güzel dans eden insanları bir arada görünce şok oldum ayrıca. gay budur abi, eğlenceyi iliklerine kadar hissediyorlar.

arka taraf sigara içme, kesişme, elinden tutup götürme ve sohbet etme yeri. sürekli bağırıp heryere kahkalarını duyurmaya çalışan lubunyalar olmasa daha çekilir bir yer içeriye göre.

insanların bakışları ilk başta rahatsız ediyor ama sonradan alışıyorsunuz. kimse kimseyi bariz bir şekilde taciz etmiyor. dans yeri aynı zamanda kulübün ortası olduğu için ve kulüp bir koridoru anımsattığı için dans ederken diğer dansçı yıldızlar ve sigara içme alanına çıkmaya çalışanlarla ufak sürtüşmeler elleşmeler yaşayabilirsiniz. yere dökülen fıstık vs.ye basmamak için dikkatlice yürüyen benim, düşüyormuşum muamelesi yapıp belimden tutan laçoya da buradan teşekkür ediyorum. ardından elimi sıkması da hep centilmenlikten çünkü.

müzikler.. ilk olarak o hung up’ın içine sıçan dj’e buradan sövüyorum şuan hala. lan bir tane madonna çaldın o da bok gibiydi köpek. genel olarak popü şarkıların remixleri var işte. beğenmedim. bazı şarkılar güzeldi ama onlara da yapılan remixler kötüydü. basit ve türk işi. hiç öpmiyim canım yılan sevmiyorum şarkısında eğlenememek benim suçum değil ayrıca, hehe.

en güzel manzara dans ederken öpüşen tiplerdi. insan kendisini iyi hissediyor o eylemi görünce.

çok da görülmesi gereken bir yer mi bilemiyorum ama bir kere gidilebilir. ben gider miyim, sanmam. daha sakin yerleri tercih ederdim istanbul’da yaşasaydım. gittiğim için pişman da değilim ama. en kötü tecrübe tecrübesizlikten iyidir sonuçta.
salak salak dans ederken gözler “sarı tişört”lüyü arıyor. evet sarı tişörtlüyü çok beğendim. dans ederken sakince yanına gideceğim. acaba beni görünce etkilenir mi? çok yakışıklı, sakalları bile güzel. ne yapsam ki? nerede bu? sigara içmeye mi çıktı? dur, arkadaşıma söyleyeyim de arka bahçeye çıkalım. hem yorulduk, dinlenmek lazım. çıktık. orada da yok. ayağım kaydı. biri belimden tuttu. teşekkür ederim. hayır, seninle yatmayacağım. sarı tişörtlü nerede? çok terledim. dışarısı bile kalabalık. sürekli bağırıp duran bu lubunyalar ne zaman susacak? sarı tişörtlü yok. gitti mi? hornet bildirimleri duyuyorum. tıkıtık, tıkıtık.. vodkayı içemedim. çabuk iç sigaranı hadi içeri geçelim. madonna çalıyor. içeri geçtim. dans ediyorum. ve, sarı tişörtlü sanırım orada. o kadar kalabalık ki.. gördüğüm tek şey sarı rengi. hafif yana kayıyorum. bu sefer yanına gideceğim. o da benden hoşlanır nasılsa. gencim, çirkin değilim. biraz yaklaşıyorum. gördüğüm şey hala sarı rengi. daha da yaklaşıyorum. sarı rengin devamını oluşturan beyaz renkli kolun birine dolandığını görüyorum. tişörtün sahibi 50, 55 yaşlarında birini öpüyor. olduğum yerde kalıyorum. kafamda şu canlanıyor: genç pasifim, olgun aktif arıyorum. fotoğrafsız yazma.

gülüyorum. etrafıma bakıyorum. herkes bir şekilde eğleniyor. ter ve parfümü kokluyorum. yanımdaki adam “yine mi yalnız geldin” diyor. halbuki ilk defa geldim. manasızca yüzüne bakıyorum. karıştırdığını söylüyor ve özür diliyor.

4 gibi ayrılıyorum. aklımda sarı tişörtlü var. şuan olgun birinin yanında uyuyor herhalde diye düşünüyorum. gülümsüyorum. o gece hayatımda hiç yaşamadığım şeyleri yaşıyorum. benim gibi insanlardan oluşan bir mekanda, istediğim gibi hareket edebiliyorum. vodka içiyorum, eğleniyorum, hoşlanıyorum, reddediliyorum, isteniyorum. bir gece, yaşamadığım bir hayatı yaşatıyor bana.

tek yön, love, superfabric.. ne önemi var? ben orada benim. bunu özleyeceğimi düşünmezdim.
beni resident dj olarak almasını istediğim mekan...
eskiden daha güz... hayır, hiçbir zaman güzel olmadı burası. hadi artısıyla ve bolca eksisiyle konuşalım.

zamanında girişin ücretsiz olduğu mekanlardan biriydi. hani bi yere 50 60 lira verip metrobüs kadar tıkış tıkış olmaktansa (bkz:love), en azından buraya gidip rahatça nefes alabiliyorsunuz, ciddi anlamda büyük çünkü. şimdiyse paralı olmuş, cidden neyine paralı?

müzikler gebze harem minibüs müzikleri. hatta, bazen gey icon şarkıları çalınıyor ama ona da artık nasıl remix yapıyolarsa, halay çekilesi...

tipler ise minibüs kamyon. ufak bir sahne bulunmakta ve çoğunlukla aşırı esnek ve kıskanılası danslarıyla twink var sahnede. 4 duvar kenarını kaplamış kendini bir şey sanan yalnız geyler bulunmakta. mekanın ortası mecidiyeköy akşam 6 iş çıkışı benzeri. tek farkı bazıları çıplak. ayı popülasyonu fazla evet, göbekli kıllı uzun kısa memeli götlü.

ama ne eksik biliyo musunuz? kapıdan içeri alınmayan translar. hatta gey olmayan herkes. neden? evet "gay bar" ama neden eşcinsel bar değil, isteyen girmek istedikten sonra?

tuvaletlerden bahsetmiyorum çünkü üsküdardaki cami tuvaleti daha temiz buradan. evet, maalesef önünü alamıyosun kalabalıktan ama boşalan çıksın cidden hemen.

ama şöyle bir şey var. kesinkes herkesin bir kere olsun gidip görmesini ve tatmasını tavsiye ederim. kötü ya da iyi farketmez, tecrübe olunası bir yer. ha alternatif bir yer yok mu? var. ama onlar da kendilerince handikaplara sahip.

cheeky mesela ciddi anlamda ufak ama dark room seven buyursun gitsin. superfabric ve xlarge şov izlemek için ideal yerler olabilir ama dans edemeyecek kadar kasıntı olan geylerden rahatsız değilseniz.

aslında söylenecek daha çok şey var ama leş sevici kitle daha fazla eksi oy vermeden kapatıyorum konuyu.
kuruluş amacı ilk başlarda sadece kilolu gayler'in yine kilolu diğer gayler ile daha rahat kaynaşabilmesiydi. şu an müzikler berbat, üstüne kusan ağız burun kırmalık, salça olanlara tekme tokat. neyse ki ayılara özel yeni mekan açıldı. şansımızı tekrar deniyeceğiz. yaşasın kilolular.
  • /
  • 15