benim için 14 şubat avm'lerin, marketlerin, çiçekçilerin, kuyumcuların kazanç amaçlı kurdukları bir oyundan başka birşey değildir. neden derseniz birbirini seven iki insan zaten süprizini, hediyesini, sarımasını, öpmesini vb. bilimum sevgi gösterilerini zaten 365 gün yapar. yılın bir gününü eşe dosta facebookta hava atma amaçlı karşılıklı mükafatlarla süsleyen çiftlerin sevgisinden/doğallığından şüphe ederim nokta.
bostancı dolaylarında sadece ev çatılarında kar gördüğümü belirtmek isterim. bir çok yer yagmur yagmış ıslanmış modunda pek tatillik bir durum gözleyemedim.
çekingen ve konuşma kabiliyeti düşük insanlarda iki insanın anlaşması için bakış ile anlatım devreye girer. böyle insanlar gözlerini kullanırken yüz ifadesi ve mimik hareketlerini başarılı bir şekilde kombine ederler.
çekingen ve konuşma kabiliyeti düşük insanlarda iki insanın anlaşması kimi zaman sadece bakış ile anlatım mümkündür. böyle insanlar gözlerini kullanırken yüz ifadesi ve mimik hareketlerini başarılı bir şekilde kombine ederler.
çok büyük eksiklikti cidden! sanki taksim beyoğlu tünel bolgesinde hiç cami yok insanlar ibadetlerini yapamıyorlarmış gibi gereksiz yere atılmış bir proje. büyük cami yapmak insanları dine kazandırmaz. doğru din kültürü eğitimi ve dogru bilgiler ile insanlara din fikri verilebilir. buarada avm yapılacaktı heyecanla son durumu bekliyoruz!?
bir denizin maruz kalabileceği en güzel şey 4 adet babyboy'un kumsalda yiyip içip güneşlenip denizle serinleyip eğlenmesidir kanımca. hele bir de aylardan haziran ise bambaşka... bu dört neşeli lokum ile nereye gitseniz mutluluktan ağzınız tatlanır değişik tatlar tadarınız, uzaktan bir yel eser serinlersiniz, himbıl himbıl kendinizi salar kendinize bakarsınız, karşınıza çıkar ilk zorluğu bükersiniz ve güçlü hissedersiniz. deniz öyle temiz öyle bağışlayıcı ve sevgi doludur ki bunaldıkça gelir dalgalar yıkadıkça huzuru bulursunuz.
karşınızdaki kişi ergen kafası yaşıyorsa ilişki tam bir cinnet halini alır. siz olgunlugunuzun, anaçlığınızın ve tecrübenizin üzerine eklediğiniz fedakar tavrınızla tavan yaparken o hiçbirsey yapmadan sadece liseli bir çocuk edasıyla pastanın kaymağını yer bide niye kaymak beyaz renk diye mızmızlanır. mutlu etmek zor olur siz köpek gibi peşinde koştukça o sultan süleyman tavrını takınmaya devam eder. bir de cahil ve kırsal kafa yapısına sahipse sizi eleştirmekten geri durmaz sürekli üste çıkar. her zaman o mutlu olsun diye susarsınız bir gün siz dayanamayıp içinizde biriktirdiklerinizi patlarsanız bilin ki siz kırıcı, ilişkiyi baltalayan olursunuz. ne zaman ki gücünüz tükenir takatsiz kalırsanız o zaman ilişkiyi ayakta tutan tek saglam köprü ayagı da yıkılmış olur. emek zahmet ördüğünüz o aşk duvarı yıkılır harabeye dönersiniz. tam parçalarınızı toparlamak için ayaga kalktıgınız anda bir bakarsınız ki o kapınızda. sizde gördüğünü başkasında bulamaz o pamuk gibi yumuşak yatagı, sevgiyle koklayan öpen şefkatı arar bulamaz. kürkçü dükkanına geri döner. hala içinizde aşk kaldıysa ve biraz da akıl aynı fedakarlığı ondan sunmasını isteyin. farkındalığını kazanmış ve elini taşın altına koyacak kadar akıllanmışsa ne mutlu size. büyük savaşı kazandınız.