yazarların en hoşlanmadığı şeyler

işte, evde, ilişkide
haksızlık.
mcdonalstaki papateslerden ağzına attığında içlerinin çiğ kaldığını fark etmek.
söylenenlere, davranışlara, düşüncelere karşılık yapılan kelalaka çıkarımlar.
tüm marketler kapalıyken son sigaranın bitmesi.
mutsuzluk. huzursuzluk. belirsizlik. götlük.
tarçın. bir de sarmanın içine kıyma konması.
soğuk ve ıslak şeyler, saç özenle yapıldığında çıkan rüzgar, markete almak için gittiğin şeyi unutup başka şeyler alıp dönmek, iyi beklediğin sınavlardan kötü almak, sadece bugünlük bizden bu kadar diye kapanış yapmak için 20 dakika reklam arasi veren yayınlar, okuyup çok beğendiğim kitabın filminin vasat olması, yeni alıp giydigim kıyafeti anında kirletmek, yere sigara izmariti çöp ve benzeri şeylerin atılması ve de tükürülmesi, çok istediğin şeylerin bir türlü olmaması, bel başladığın şeylerin sonucu veya haberini beklerken geçen süre, değer verdiğin insanın bir türlü verdiğin değere degmemesi, inanmak ama inandığın şeyden %100 emin olmamak.... diye sayarken bir türlü sona varamamak, konunun ve listenin uzayıp gitmesi....
yazışırken çat diye "geç oldu ben yatar sabah erkenciyim" yazılıp uyunması. ulan bi dur bekle belki benim de diyeceğim vardı, dinlesene.
dert anlatılan şahsın "allah baska dert vermesin" gibi iplemez tırt bir tavır sergilemesiyle kişi seciminde esaslı hataya düştüğümü anladigim o an.