yerli malı haftası

ayağında converse ayakkabısı, elinde starbucks kahvesi ve düşük bel kot pantolonu altından görünen aussiebum marka iç çamaşırıyla sınıfa giren ve msnde kişisel iletiler bölümünde kimseler yer vermediği için hatırında olmayan öğrenciler tarafından tarihin tozlu sayfalarına kalkmakta olan ya da kalkmış haftadır. popüler olanla tezat oluşturur.
yerli, sexi, kocaman anadolu ayilarinin, mallarini olabildigince ictenlikle sergiledigi hafta.
her yil kutlanmali..
genelde her yıl aralık ayının 2. haftası kutlanır.
30 lu yaşları devirmiş anadolu insanının ilkokul yıllarında haşlanmış patates ya da haşlanmış yumurta getirdiği ve hepbirlikte herkesin getirdiği haşlanmışları yediği bir haftadır kendileri.bu hafta öğrenciler kabız olurlar ve diğer hafta tuvalet sıkıntısı yaşarlardı.

bana sorarsanız yerli malı haftasında kızılderililerin yediği yiyeceklerin tüketilmesi yerlileri sevindirmek adına önemlidir derim
1929 dünya ekonomik krizinde türkiye'nin aldığı önlemlerden biridir. halk, tasarruf ve yerli malı kullanılması konularında bilinçlendirmeye çalışılmıştır. 4 nisan 1929'da istanbul üniversitesi'nde yapılan bir toplantıda ilan edilmiştir.**
okullarda kutlanan aslında daha çok (bkz: israf haftası)dır. herkes 30 kişilik yiyecek-içecek getirir, deli gibi tıkınırlar, kalanların çoğu çöpe, oraya buraya gider.
herkesin, uzun tenefüste sıraları birleştirip, kıtlık yokmuşcasına yaptıklarını hunharca yemeleri ve haftalık kalori ihtiyacını 1 saatte giderildiği gündür. yemek artmaz çünkü mutlaka birileri poşete, kaplara doldurup evlerine götürür. neden sadece ilkokulla sınırlı olduğunu, neden liselerde de yapılmadığı merak konusu, onlar da aç, susuz, zavallı.
getirdiğim yemeğin yenip yenmeyeceği konusunda sürekli endişelendiğim ve eve hep boş saklama kabıyla döndüğüm haftadır. her çocuğun bünyesinin 3 katını yemesinden sonra mutlaka birinin kusmaya başlayıp, herkesin onun kusmuğuna bakarak kusmaya başladığı kusmuk dolu bir hafta.
bir zamanlar kutlanan, okullarda elma, incir, kuruyemis ustu ulusal kalkinmacilik hayali ile cocuklara belletilen hafta. retro bisi.

alternatif tanim: isyerinde, orda burda, yurt sathinda luzumsuz tiplerle hemhal olunan hafta/gunlere verilebilecek isim.
ilk okulda asosyal olma sebeplerinden biri olabilir bu garip uuygulama.
fakirlikten ve öğretmen zoruyla getirdiğim yiyeceklerimi (tek bir meyve genellikle dedemin bahçesinden portakal olurdu bu, varsa bir parça muhacir çöreği gibi şeyler) paylaşmazdım, kimse paylaşmazdı.
ama bir kesim vardı ki ilçenin zenginleri ve memur kesiminin çocuklarıydı bunlar. aileleri tatlı tuzlu evde yapılabilecek herşeyi yapar birde meyve falan getirirlerdi, hatta çocuklar taşıyamaz birlikte gelir birde birbirlerinin getirdiklerine bakarlardı. u düzeni verilen sıralarda bir köşeye cekilirlerdi, bizde yaklaşmazdık zaten. ardından okul yönetimi ve birkaç öğretmen o gün yerli malı yapan sınıfı ziyarete gelirdi, tabi sadece sıraların malum bölümüne ugranır bir güzel yenir içilir hatta fazlası varsa bir kaç dilim alınır gidilirdi.
ikinci sınıftan sonra o tek meyve ve çöreği de götürmez oldum, saçma gelmeye başladı böyle şeyler ve tüm okul hayatım boyunca tüm etkinliklerden (geziler, tiyatro, sinema, yıl sonu partileri ) uzak durdum.
özellikle şu anda gündemde olan, kullanıcının ihtiyacına cevap veren ürünleri yasaklamakla bir yere varılamayacağını öğrenip, montaj ağırlıklı yerli üretimden kurtulup, yazılımsal içerik üretimine geçtiğimizde yeni nesil yerli malı kullanımına geçecektir. aksi takdirde mümkün görünmemektedir.

bir de şu aptal, marka reklamlarının etkisinden kurtulmak ya da en azından devletin yerli marka reklamına destek sağlaması şart. apple, samsung vs nin reklamlarının yanında bizim ürünlerimiz maalesef cılız kalıyor.