babanın söylediği unutulmayan sözler

ne zaman biri bir kurnazlık-cinlik yapsa, babam dumura uğradığında ( ki kendisi çok sakin, kibar biridir) :

' şu memleketin %49u ibne %49u puşt ' geriye kalan yüzde iki kim diyince de ' senle ben ' der.

yıllardır babamın bu lafla neyi kast ettiğini tam anlamıyla anlayamadım. kendisi her ne kadar eşcinsellik hakkında fikrini beyan etmese de ibne diyecek kadar katı görüşlü değildir zira bana her kızışında ' sizi çok rahat yetiştirdik ' der, tahminen herkes göt herkes şerefsiz gibi bir şeyi kast ediyor.

sonra çocukluğumda 5 -6 yaşındayken sürekli ' bana demagoji yapma ' demesi var ki tadından yenmez... milletin öğrendiği ilk -oji kelime psikoloji olur benimki buydu.
birseye beklenenden cok para harcandiginda:
-sizin gotunuz bu kadaaaaaggr (iki eli ile portakal buyuklugunde yuvarlak) ama siz bu kadar siciyorsonooooogzz (karpuz buyuklugunde yuvarlak)!!!!!1111

ozledim bre, bir ara bulsam da yanina gitsem yasli ustamin.

(bkz: baba)
"artık ayrılıyoruz, iyisi ve doğrusu da budur."

eşimle ayrı eve taşınırken gelmişti yanıma ve böyle konuşmuştu.

can arkadaşımdı. bana hep "senin yanında numcukla yeniden beraberim gibi hissediyorum" derdi. numcuk dediği, çocukluklarında birlikte bir dolu serüvene imza attığı amcamdı.

ona ne kadar sarılıp uyumuşumdur. "gel kola" diye mırıldandığında hemen koşar koluna yatardım, sonra "boğa yılanı" oyunu oynardık. o beni sıkardı, ben kurtulmaya uğraşırdım. "motosiklete ben de binmek istiyorum" dediğimde üç kuruş parası ile motor aradı. bana öğretmek için arkamda gelirdi aracıyla.

sonra annemden boşandı, genç bir hanımla evlendi. ben de öyle... koptuk.

bir kızı oldu.

bir gün kızına yazdığı bir notu buldum rastlantı eseri. diyordu ki: "ne mutlu bana, bana -babacığım- diyecek bir kızım var."

unutmadığım lafı budur, entrynin başında yazdığım değil..

keşke ben deseydim o sözleri. hiç aklıma gelmedi, yüreğim sürekli yinelese de...

serde erkeklik var ya... kolay mı?

her ne ise bu "erkeklik" diye bize kakaladıkları palyaçoluk, o beni aldattı.

bakıyorum, şimdilerde ağlayan, çocuk balan erkekler pek "revaçta".

ah babacığım, dedim ya, biz kültür aldattı.
okulun uzatıldığı babaya söylenmiştir, can güvenliği için konuşma telefonda geçmektedir;
-peki oğlum birşey sormak istiyorum
-evet baba
-hiç pişman mısın?
-(gururla) yok baba hiç pişman değilim, çalıştım olmadı
-hmm yani kapasitem bu kadar mı diyon olm
-%-&%'3 yok baba öyle demek istemedim
terazi var tartı var, herşeyin bir vakti var, demeyi çok sever...
hala, her yeri geldiğinde kullanarak terazi ve tartı kırdırtır bana!
ben zaten senin bi bok yapamayacağını biliyorum en azından dene de yapamadığını gör.
''biz eşşşşşşşşşşeeeeek başı mıyız burda??''
senin hayatını yönetmelerine izin verme; çünkü biz sana kendi hayatını belirleme özgürlüğünü sağlamışken kimse böyle bir şeye kalkışamamalı.
üniversiteye ilk başladığımda '' kızım her yerden gençler gelecek, belki de ailelerinden ilk kez ayrılıp saçma sapan şeyler yapanlar olacak sen onlara dikkat et'' cümlesiydi..
yıllarca söylemişti hala da hak veririm: "baba parası tabi kolay harcanır, bi kazanmaya başla da bakalım böyle harcayabilecek misin!" hakkaten de öyle oldu. kendi paramı o kadar rahat rahat harcayamadım sanki öğrenciyken daha zengindim. ev geçindirmek kedi babası olmak da kolay değil.
annen de beni aldattı, seni seviyorum oğlum ''ki palavradır''
2 sözünü hiç unutmam

'' bu dünyada iyi insanların çoğu zaman kaybettiğini göreceksin ama bu seni asla iyi bi insan olmaktan alıkoymasın ''

'' kırık bi kalp bütün fiziksel acılardan daha çok acıtacak seni önemli olan bu acıya değen insanı bulmak . unutma gerçek sevgi her zaman gerçek acıdan geçer ''

çok erken yaşta kaybetmeseydim . öğrenecek daha çok hayat dersi vardı
biz ayrı dünyaların insanlarıyız.
motorumla trafik kazası geçirdim ve vücudumun dörtte biri alçılı, daha sonra yapılacak ameliyatlar için evde bekletiliyorum. işin boktan kısmı o dönem arkadaş olduğum bir havva da arkamdaydı ve oda yaralandı hastanede. yaşadığım küçük kasaba benim ''kızla kaçarken motorla kaza geçirdiğim '' dedikodusu ile çalkalanmakta. daha acil serviste kızın ailesi acili basmış, bana saldırmaya çalışmışlardı, ama hatırlı kişiler araya girip olayı yatıştırmıştı.
alakasız olarak yatağım salonda hazırlanmıştı sanki sergilemek ister gibi. görüşmek istemediğim insanlar geldiğinde uyuyor numarası yapardım. yine o anlardan birinde gereksiz bir adem babama soruyor;
- abi ne yapacaksınız bu kız işini.
- yapacak bir şey yok çocuklar biz arkadaşız diyorlar aralarında bir şey geçmemiş, olsaydı bizimki söylerdi çekinmez benden o kızı da ortada bırakacak değilim yapardım gerekeni.
- vala bu şekilde olması iyi olmadı ama hala destekliyorsun hiç kızmadın mı abi
ve babam patlatır tokat gibi lafı
- kızım kötü yola düşse, oğlum ibne olsa, başlarına ne gelirse gelsin yardım istedikleri an ben yanlarındayım. onlar benim evladım.
- süzüldü yaşlar gözümden...
seni sevmem senin beni sevmene bağlı oğlum...