bahtiyar

iyi, mutlu ve akıllı anlamına gelen farsça kökenli bir kelime
aslında hepimiz birer katiliz. sinekleri düşünün. onları öldürürken öldürme tarzımız bizi en cani katiller yapıyor. ama hiçbirimiz üzülmüyoruz çünkü sinek bir kedi gibi memeli değil, bir kuş gibi sıcakkanlı değil, sineği eziyoruz, sineğin kanı çıkıyor ve biz hayatımıza devam ediyoruz.

çocuklar sümüklüböcek görür görmez sırf zevkine, kabukları kırılınca çıkan çatırt sesini duymak için onların evlerini başına yıkıyorlar. sümüklüböceği canice katlediyorlar.

solucanları kesiyorlar. sadece vücudunu yenileme si ilginç bulunduğu için, deneme amaçlı, solucanı ortadan ikiye bölüyorlar. acı çekip çekmediğini sorgulamıyorlar.

bu durumun farkına ben bizzat karıncaları öldürürken vardım. küçüktüm, tırnağım veya bir kürdanı kesici alet olarak kullanıp karıncaları ortadan ikiye bölüyordum. sonra bir gün o karıncayı öldürdüm. yine ortadan ikiye ayırmıştım. karınca ölmedi. kafasına en yakın elleriyle, yarım parçasını tutmaya başladı. onu tutup, sanki kendine geri takabilecekmiş gibi debeleniyordu. o acı çektikçe bende merhamet hissi uyanmaya başladı. "ben napıyorum" sorusunu sordum kendime. bir daha karıncalara o şekilde işkence etmedim.

onları gözlemledim. çok akıllı olduklarını fark ettim. fablların anlattığı gibi akıllıydılar. ölülerini gömüyorlardı fırsatını bulunca. ne kadar insana benzediklerini fark ettim. bir daha da karıncalar, kesme şekerime musallat olmadığı sürece öldürmedim. sivrisinek, beni ısırmadığı sürece öldürmedim. dışardaki hayvanı hiçbir şekilde öldürmüyorum. dışarda çok haşere gördüm . akrep, kara fatma, bok böceği gırla. hepsini yaşamaya bıraktım. dışarda ömürleri yettiği kadar yaşayacaklardı. ölümleri benim elimden gelmeyecekti. hem dışardaydı ulan, bana ne zararı vardı ki! akrep beni dışarda sokamazdı, kara fatma zaten iğrendirmekten başka bir işe yaramaz, insana zararı yoktur, bok böceği de, hayvancık o kadar korkaktır ki, tehlike hissettiği anda kendini topaca döndürür zaten.

bugün içim cız ediyor. hayvanların hepsi için. kedi için de, köpek için de, kuş için de, sinek için de, sümüklüböcek için de, salyangoz için de, karınca için de, akrep için de, hamamböceği için de, bok böceği içinde, bahtiyar için de. hepsi canlı. hepsi insanlar yüzünden doğal ortamlarından koparılmış durumdalar zaten. hiçbirinin bize zarar vermedikleri müddetçe türlerinin tehlikeye girmemesi için bilinçlendirmeye çalışıyorum etrafımdakileri. bir hayvanı sevmenin zararı yok çünkü. dört ayaklıları iki ayaklılardan üstün tutmanın bir zararı yok çünkü. onları insanlardan daha çok seviyorum, evet bir bok böceğini insanlardan daha çok seviyorum çünkü konuşamıyor. derdini anlatamıyor. dediğim gibi, elinden sadece topaca dönmek geliyor. "bana zarar verme, yoluna git"ten başka bir mesaj vermiyor bok böceği insana! sırf bu farkımız yüzünden bok böceğinden nefret etmiyorum. onu kendi hayvansal artığıyla isimlendiren, kendini dünyanın merkezinde zanneden, "hayır değilsin" diyen galileoyu asan, sonra bugün gerizekalı gibi, tekrar ediyorum, gerizekalı gibi "dünya düzdür" diyen insandan nefret ediyorum.

"hayvan hayvandır, hayvan insanın hizmetindedir, hayvan yani, neden insandan daha çok değer veriyorsun" diyenin ağzına terlikle vurmak istiyorum. hayvanlara yapılan acımasızlıklar devam ettikçe, hayvanları daha çok seviyorum. ergenken mahallede bisiklet sürerdim. bir kediyi sevdiğini düşünen ama tek yaptığı onu boğmak olan veletlerin üzerine sürerdim bisikletimi. sadece korkuturdum. onlar korkunca kedinin peşini bırakırlardı çünkü. hiçbir canlıya zarar vermedim. büyük konuşmayayım, vermemeye çalıştım. hayati içgüdülerim , en çok kendimin hayatta kalması için çalışıyor zaten. onlar haricindeki irademle hayvanları insanlardan daha çok sevdim, seveceğim.

çünkü ben o gün o zavallı karıncacığın, bedeninin yarısına çaresizce tutunmaya çalıştığını gördüm ve bunu hatırladığımda bugün bile gözlerim doluyor.... hani "karıncayı bile incitmez" diye bir deyim vardır ya, o olamam belki, ama o olma yolundaki çabamdır benim hayvanseverliğim....

gittiğin cennette -evet oraya ait olmalısın- o karıncayla yollarınız kesişsin ey masum melek bahtiyar....