cahile cahilliği anlatmanın zorluğu

ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır demiş ya mevlana işte o hesap. şu gezi süreci ve akp'nin estirdiği sivil faşizmi cahil ve küstah insanlara anlatmaya çalışmak hepten kafayı yememe yol açacak. adama polis şiddeti diyorum, inönü diyor, siyasi analiz diyorum, başörtülüleri yerlerde sürüklediler diyor, yahu darbeye gerek kalmadı, darbenin tüm koşulları fiili olarak hükümet eliyle gerçekleşiyor diyorum, 80 darbesinde chp'liler postal yaladı diyor. 80 darbesinde kapatılan chp'den mi bahsetmek lazım, sıradan bir kemalist olan babamın gördüğü işkenceleri mi anlatmam lazım, gezi'deki insanların chp için sokaklarda olmadığını mı anlatmam lazım.bu böyle sürüyor gidiyor. nafile aslında!

benim sevdalarım yeni filizlenir
doymasa da toprak can can içinde
şu kara günlerim yeni beyazlanır
doymasa da yürek can can içinde.

gül yüzlü güldestim
pirim ben sana küstüm
inan değil sana kastım
cahille sohbeti kestim
dost, dost.

filizlerim kokar gül deste gibi
bülbül figan eder sanki yasta gibi
benim deli gönlüm yine hasta gibi
artar eksilmiyor can can içinde

gül yüzlü güldestim
pirim ben sana küstüm
inan değil sana kastım
cahille sohbeti kestim
dost, dost.

hüseyin karakuş

eğitim sisteminin bozukluğu, okuma alışkanlığının olmaması, düşünmenin angarya olarak görülmesi, dinin körleştirmesi derken düşülen durum. devlet politikasıdır düşünen, alim insan yetiştirmek. bizim devletimizin hiç böyle bir politikası olmadı olmaz da. çünkü aptalı gütmek kolaydır. o yüzden bitmeyecek bir çiledir bizim için cahile dert anlatmak.
dört kelime ile imkansız demek.
bir gün, hz. ali ile dostları söyleşiyormuş...
ali, karşıdan gelmekte olan birini görünce, muhabbeti bırakıp hızlı adımlarla uzaklaşmaya başlamış.
bunu gören arkadaşlarından biri arkasından yetişerek sormuş: ne oldu böyle, nereye gidiyorsun ya ali?
hazret yanıtlamış: cahil geliyor da, ondan kaçıyorum, demiş...

ali'ye atfedilen bu anekdot, en bilge kişilerin bile bir cahille tartışmaktan imtina edebileceğini göstermektedir. çünkü, bin alimi bir delille ikna edersin, ama bir cahili bin delille yola getiremezsin, derler...
birgün cahil cahillere cahilsiniz demiş, cahiller de tınlamamış bunu. zaten diğer cahil de bunu şekil şemal olsun diye yaparmış.

öyle olmuş yani.

(bkz:ignorance is bliss)
ifade gücünüzün derinliğine göre katmerleşebilecek idrak gücünün verdiği zorluktur. bunlar, aralarında korelasyonlar, illiyet bağları olan yazılardan ufak tefek cümleler alıp cümlenin içerdiği anlama bakmadan görebildikleri kadarını eleştirmeye çalışırlar. tabii, özne ve yüklemden oluşur cümleleri sadece, kişinin şahsına saldırır onun fikrine müdahale edemezler. bu çoğu cahilde olan şeydir. fikrin kendisini çökertmek yerine şahsiyete saldırırlar. kafaları değişik fikirleri anlayacak kapasitede olmadığı için toplumun onlara benimsettiği genel fikirleri sanki dünyanın tek doğrusuymuş gibi ölümüne savunurlar ama bunların savunması hakaret ve saldırganlık ile basmakalıp cümleleri tekrar etmek üzerine kuruludur. bir papağandan farksızdırlar anlayacağınız. bu halleriyle kendilerini zeki ya da eğitimli sanmaları kaçınılmazdır. çok basit ve üstünkörü kurulmuş cümlelerle albert einstein'ı bile yendiklerini sanır bunlar. bunlara da aptallıklarını anlatmanın imkanı yoktur. şöyle bir söz var, pek sevmesem de buraya cuk oturuyor; "öldüğünüzde ölü olduğunuzu bilmezsiniz. bu sadece başkaları için zordur. aynı şey salak olduğunuzda da geçerlidir." bir de şey var; "asla bir aptalla tartışmayın. sizi kendi seviyesine çeker ve sonra tecrübesiyle sizi yener". mark twain