fitness a yazılıp gitmemek

hep fit olucam ; olmam lazim diyip , parayi önceden bayilip sonra aman ben halimden memnunum diyip gösterilen "enayilik" eylemi
orada kendini spora adamış kaslı, atletik vücutları seyretmekten mahrum kalma nedenidir. spor yapmak mı? e tabi o da önemli.
kesinlikle yapmayacağım durum. o kadar para bayıldım fitleşmeden bırakmam.
spor yapmayı, spor salonuna giderek yapılan bir aktivite olarak görenlerin hatası. (bkz: ben anlatamadım birde sen dene)
fitness salonu acanların en korkulu rüyası tüm üyelerin salona düzenli olarak devam etmesidir. siz hic kayit yaptirmak istediginizde "maalesef kapasitemiz ve kontenjanimiz dolu" diyen isletmeci gordunuz mu? nasil olsa ilk aidati odedikten sonra bir daha ugramayacaginizi bilmenin rahatligiyla kaydinizi yaparlar.
(bkz: kerizi parasindan ayirmak sevaptir)
sabah diyete başlayıp da öğleye doğru amaaaaaaaaaaannn,yarın başlarım demekle eşdeğer.
bu eylemi o kadar çok gerçekleştirdim ki. artık yapılması gerekenin yazılıp gitmemek olduğu şeklinde bir kanıya sahibim *
akıllı spor salonlarının üyeliği yıllık yapmasının nedenlerinden biri.
bende üç-dört yılda bir depreşen anlamsız eylem biçimirdir. cüzdanımdan başka hiçbir şeyimi şekle sokmamıştır.
2 sene önce gaza gelip yazıldım ve 12 ayın toplasanız 2 ayında gitmedim. sonra bu sene biraz daha akıllanığ radikal kararlar alırken kesinlikle spora gideceğim derken bir anda kucağıma çok uygun bir fırsat düştü, yine aynı yer, anında yazıldım. dürüst olayım, yazılalı 4 ay oldu ve toplasanız 1-1,5 ay gitmişimdir şimdilik: sınavlardı, aile meseleleriydi vs... buna rağmen tabi bi 6-7 kilo verdim sıcaklar sağolsun biraz iştah kapayarak ama tabi ki henüz pes etmedim çünkü neden?

şimdi spora gittiğim yerde her anlamda iyi, bu anlamda motive edici ancak bildiğin kaslı kuslu iç çamaşırı mankeni gibi abiler ortalıkta cirit atıyor, terli her yerinden ten fışkıran atletlerle. bu ilgi dağınıklığı ve sıcak basmasını geçtim, bu insanı demoralize eden de bir şey tabi. şöyle de bir şey var: bu spor tanrısı insanların geneline bakıldığında birçoğu öyle 5640332 saat spor salonunda olan insanlar değiller; 45 dk-1 saat rutinini tamamlayıp oldukları şekli koruyorlar. burada şu sıkıntı var, öyle ya da misal benim gibi kilolu iseniz sizin göstermeniz gereken efor ve saat çizelgesi ne yazık ki daha fazla artıyor, bu anlamda isteksizlik mevcut ama bir de hayatın gerçekleri var ki: istemeden, tam olmasa da en azından yüklenip efor sarf etmeden pek bir şey olmuyor (eğer süper metabolizmanız ve usain bolt kas yapınız yoksa). o yüzden istemeseniz de elinizden geldiğince o üzgün kıçı kaldırıp gitmeniz gerekiyor spora. hayranlıkla bakılan insanlara baktığınızda hiçbiri six packle doğmuyor, hepsi bir yerden başlayıp sürekliliğin sonucu, özellikle de gerçekten obez olup sonrasında kasıp ne seks tanrısına dönenler var bir bilseniz... o yüzden hiç can sıkmadan, kendinize dürüst olup duruma bakın: eğer 5 dkda yapmanız gereken şeyi erteliyorsanız, onu yapın. spora gitmeye üşendik, bir düşünün: eğer 5 dkda çantanız hazır veya çıkabilecek durumdaysanız çıkın gidin. oldu ki yok, gitmek de istemiyorsanız, en azından yarına, o da olmadı en geç diğer güne hedef koyun. ben böyle diye diye en azından haftanın 3 günü gitmeyi başardım bu süre zarfında, tabi gerçekten usandığım koşu bandında 10 dakikanın bir ömür gibi geldiği bile oldu. kimse sizden haftanın 7 günü spora gitmenizi beklemiyor ama ufak adımlar ve süreklilikle bir şeyler başarılabilir diye düşünüyorum, kendimden biliyorum evde oturup hayıflanmak, o terlerin resim gibi aktığı vücutlu insanları görüp iç geçirmek size ne yazık ki bir şey kazandırmıyor. o insanlar o seksapale devam ediyor, bizim gibi tembel popolarsa koltukta.
istikrar ile alakali bir durum.
cogu insan 'abi hafif kas olsun cok da istemiyorum zaten onemli olan fit olmak' ile baslayip ya 3 hafta sonrasinda birakir ya da bir bakmissin 2 yil sonra arnold abi cikiverir.

kas yapip izbandut olmak ile duzenli kardiyo dedigimiz, kardiyovaskuler sistemi kuvvetlendirmek icin kosmak, yurumek, cross yapmak farkli seyler. illa kas yapmak zorunda da degilsiniz spora gitmek icin yani. pek cok insan ikisini de bir arada yapmaya yeltenip bir noktada vucudu da hazir olmadigi icin yorgunluktan motivasyon kaybi yasiyor.

baslangic seviyesi olarak ikisini de ayni anda hayvanlar gibi yapmayin baslamak istiyorsaniz. fazla kilolarinizin oldugunu dusunuyorsaniz en azindan 3-4 ay kardiyo yapmak en uygunu sizin acinizdan. bu surec icin de vucudunuz duzenli istikrarli spora uyum saglayacak ve gucleneceksiniz. sonrasinda kas kutlenizi artirmak icin calismalara rahatlikla baslayabilirsiniz.

kas yapmak ise bambaska bir olay, bilgi edinmeniz, ogrenmeniz ve gunluk hayatta uygulamaniz gereken pek cok basit gorunen ama aslinda istirap da olabilen kural var. vucudunuzu tanimaniz, ne gibi etkilere karsi tepki verecegini anlamaniz, yaptiginiz hareketlerin ne sekilde uygulanmasi gerektigini ve getirilerini hesaplamaniz ve beklenti denen olayi bir kenara koymaniz gerekli kisa vadede. her aktivite sonrasi aynaya bakmayiniz, kas gelistirmek uzuuun zaman alan ve yapilanma gerektiren bir olay. kas calismanizin yaninda cok iyi beslenmeniz ve duzenli uyumaniz da lazim ki vucut kendini yenileyebilip kaslara gerekli bakimi yapabilsin. bu da ister istemez duzenli bir hayata sahip olmanizi gerektiriyor. sigara icmemeniz, cok asiri alkol almamaniz ve her turlu ekstrem fastfood'dan uzak durmaniz da bunlarin arasinda.

calistiginiz her turlu hareketi iyi ogrenmeniz ve uygulamaniz onemli, yoksa ilerki zamanlarda kas orani buyudugunde gaza gelip o heves ile kendini sakatlayabilme olasiliginiz cok yuksek.

spor yapmanin temelinde aynada baktiginiz gorunusun getirdigi ego/tatminin oncesinde motivasyon icin fizyolojik bir gercek yatiyor. (bkz: evrimsel psikoloji)'den girin, beynin calisma seklinden cikin, bilgi edinin. yapisal olarak spor yapmaya, daha guclu olmaya yatkin yaratiklariz. her spor seansi sonrasi hissettigimiz mutluluk/ozguven hissi sadece psikolojik degil ayni zamanda vucudumuzda salgilanan mutluluk hormonundan dolayi olusan bir his. kisacasi bunalimda misiniz? spor yapin, mutlu musunuz? daha da spor yapin. stresli misiniz, okul/is/ozel hayatiniz boktan mi? spora gitmek icin daha iyi bir neden yok.

spora gidin amk.
düzenli olarak yaptığım eylem. çünkü tek başına sıkıcı oluyor ve mal gibi hissediyosun orda kendini. herkes birbirini tanıyo senin elinde sürekli telefon oluyor. ayrıca spora gittikten sonra her yerin ağrıyo falan. (bkz: zora gelememek)
hiç de alışkanlığa dönüşmeyen olay. 2 ay boyunca neredeyse her gün gittim, tembelliğin nasıl bir şey olduğunu hatırlayıp "sikerim ulan kasını iki sikişeceğim diye girdiğim hallere bak aq" diyerek evde cips-internet bataklığına bodoslama atladığım olay. her türlü giderim var tabii orası ayrı.
hani hiç çalışmayacağını bildiğin halde yüzlerce sayfalık notlar alırda notun kapağını açmasınya, bu da öyle birşey. kenarda dursun belki lazım olur diye rahat ediyor insanın içi.
kendimi bulduğum başlıktır. 1 aylık yazıldığım salona 10 gün giderek maksimum düzeydeki eylemsizlikle gerçekleştirdiğim eylemdir * yemek yiyip camış gibi yatmak varken spor kim köpektir. sizsiniz enayi, ben ve benim gibiler bi yerde toplansak dünyayı bile fethederiz de şimdi kim gidecek oraya kadar *
çözümü ise 1 aylık gibi kısa süre yerine 3-6 veya 1 yıllık gibi sürelerle verdiğiniz paraya üzülme düşüncesiyle gitmektir. zaten bir süre sonra bakmışınız bırakamıyorsunuz.