hayat

çok hızlı geçen zımbırtı.kısa hemde baya kısa.bu yüzden her saniyeyi dolu dolu geçirmek lazım.ertelemek kadar dehşet veren bir şey yok.aynı saniyeler bir daha tekrarlanmıyor.insanlar durmadan erteliyorlar ve gelecek güzel için umut edip rutinlerine devam ediyorlar.yaş ilerledikçe kıymeti daha da artıyor bu bokun.bencilleşmeye başlıyorsun.sanki elinden kaçacakmış gibi ki kaçıyor zaten de.bize bir kere verilen hakkı sonuna kadar kullanmak gerekir.
tavşanın suyunun suyundan çorba yapmak farz.
bizim başlatamadığımız birşeydir.
biz nasıl tanımlarsak, öyle birşeydir.
nasıl bakarsak, ona dönüşür.
nereye sürüklersek, oraya gider.
ne kadar cesur ve tutkulu isek, hayallerimize o kadar yakın seyreder.
her nasıl başlamış ve sürmüş olursa olsun, güzel bitmesi umut edilendir. ama, sonu ölümdür.
yine de, ölümün bile hayırlısı derler ya, hakkaten öyledir...
mahalle maçında kalecinin sinirlenip herkesi çalımlayıp gol atmaya çalıştığında orta sahadan topu kaptırıp kaleye doğru attığı depardır.
adil olmayan, adil olmak gibi bir kaygısı veya hedefi de olmayan ve bize zorla oynatılan bir oyundur!
çoğu zaman ya benzer değişiklikler ya da farklı farklı tekdüzeliklerle yaşanıyor.
hepimizin içinden geçtiği farklı caddelere sahip yol. kimimizin yolları çok benzerken kimimizinki alakasız. kimimizin caddesi direkt uçuruma çıkıp kısa sürebiliyorken, kimimizinki lüks bir arabada seyahat edermişcesine rahat. aslında önemli olan bu yolun nerede, ne zaman bittiği ya da hangi şartlarda geçtiği değil, önemli olan bu yolda nasıl gidildiği. yol boyunca önümüze geleni eziyor muyuz, bize eşlik edenlere neler yapıyoruz, tüm camlarımızı kaldırıp rüzgarı hissedip özgürlüğü yaşıyor muyuz, istediğimiz zaman mola verebiliyor muyuz, yolumuzdaki kontrol bizim elimizde mi, yolda kalmış insanlara yardım ediyor muyuz, yorgunluğa ne kadar dayanabiliyoruz? nasıl olsa er ya da geç bu yolculuk bitecek değil mi. o yüzden hayatı heyhat demeden yaşamak umuduyla.
doğru zamanda ,doğru yerlerde olmamaklardan oluşur her zaman hayat.
  • /
  • 3