kaybediş öyküleri ve ortak noktada yitirdikleri aynı olan insanlar

birbirine yönelim bağı kuvvetli olan insanlardır.

örneğin yüksek egosu şımartılıp daimi sürette pışpışlanan bir bünye, zamanla uzaklaşıp kaybolmaya yüz tutan kişisel bir oyuncağa dönüşür. iş biter va taraflar kendi yollarına devam ederler. ancak nerede nelerin bırakıldığı ve bir daha sahip olunamadığı insanları birbirine yaşlaştıran bir güçtür. kaybedilen şeyler daima yeniden hatırlanmak istenen bir ojdedir aynı zamanda.

şu halde, kaybediş öyküleri benzer olan ve aynı ortak noktada yitirdikleriyle birbirini yakalayan iki insana mutluluk denir.
zamanın getirdiği yakınlığın, korkutucu boyutlara varması, tarafların kaybedecekleri şeylerden ziyade kaybettikleri akıllarını başına almak isteyişi ile başlayan çatırdamalar, tanışma faslının hızla geçilip, daha tanımaklığı bile tanımlayamadan ateşin hızla bacayı sarmasına tepkiler belirir.

yitirilecek çok büyük hikayeleri, büyük acıları göz önüne alarak, tanışıldığına memnun kalınmış iki yabancı olmayı yeğlemektir bazen, sevginin önüne seksin geçmesi, ya da seks temelli olması değildir zinhar sebebi, sevginin o ağır yükünün altına kalarak nefessiz kalacağının öngörüsüdür belkide...

yitmiş değldir hem hikayeler, uzaklara salınmış sevda çiçeğinin kokusuna katılan arzın rengi, tadı kaçırılmadan sana zevk verebiliyor olmasını dilemektir...

bazen bir sigara molasında gelsin aklına, her telefona uzandığında sesini duyma mesela...
çabucak harcama biriktirmeye çalıştıklarını...

kaybolduysa da öyküler yenilerini yazmak için daha çok hırslan...



kayıpların ardından herkes için ayrı bir acı payı düşmesi kadar ortaklık barındırmamak en kötüsü sanırım..