kıbrıs

yavru vatan olarak da adlandırılır. ingilizlere olan aşırı hayranlıkları yüzünden acaba ingilizlerin yavru vatanı mı diye düşünmekte olduğum ada.
5 yıl yaşadığım ada. çlışıp birikim yapmak çok kolay değil. en güzel meslek pezevenkliktir.
gezilecek görülecek yerin fazla olduğu güzel ülke,hele buranın bir altınkum plajı vardır ki insan sonsuza kadar orda yaşamak ister
türkiye kıyılarında envai çeşit sahil kenti ve kasabası dururken gidilmesi gereksiz adadır. hatta ada romantizmi yaşamak istiyorsanız mis gibi bozcaada varken bahis konusu yapmak bile saçmadır. ama bazı pozitif yönleri de yok değildir. kendi deyişleriyle gıprıs şiveşi pek sevimli pek hoştur. yerli tanıdıklarınız da varsa ada mutfağını deneyebilir orgazmik tatlarla haşır neşir olabilirsiniz. girne en güzel şehirdir(kale ve çevresini mutlaka gezin). diğer şehirleri(ki şehir demeye bin şahit ister) turisitik açıdan gezmek için ideal değildir. hele başkent lefkoşa faciadır. ada suyu sıcaklığı bir hayli sıcaktır. güneyde olmasının etkisiyle su sıcaklığı mersin, antalya kırması bir derecede sabittir. gelelim negatif yönlerine. kıbrıs çok pahalı bir yer. ev kiraları, markette satılan şeyler, otel fiyatları herşey abartılı bir fiyata sahip. genelleme yapmak istemem ama ada halkı da tembel. dolayısıyla hizmet sektörü de çoğu zaman vasat ve vasat altı. adada su sıkıntısı var. musluktan akan suya da güvenmeyin. türkiye'den gelen türklerle ilgili inanılmaz bir önyargı var. türkiye'nin türk nüfusu artırmak için mersin, adana ve hatay'ın varoşlarından gönderdiği yığınlar malesef ada kültürüne uyum sağlayamamış. adalıların da kibirli ve tuhaf ayrımcılığı garip bir kontrast oluşturuyor kıbrıs'ta. birde yerliler uyduruk işlerde çalışmak istemiyorlar ama inşaatlarda ve diğer basit işlerde çalışmak için gelen vatandaşlara da laf ediyorlar. işin ilginci yerlilerin bu biz ve siz kavgasının temeli pekte sağlam değil. ada kültürüne uyum sağlayamayan yığınları anlıyorumda kendilerine mal ettikleri o kültüre ait pek birşey göremedim. gördüğüm şey müthiş bir ingiliz hayranlığı ve para hırsı oldu. güney kısmına geçme şansı da yakaladım. türk tarafından tamamen farklı yer güney kıbrıs. ab'den gelen yardımlar ve kara para güneyi resmen ihya etmiş. aynen türk tarafında olduğu gibi kumarhane turizmi burda da geçerli. türklerden nefret ediyorlar. işin en acıklı yönü adada beraber yaşama deneyimi olan yaşlılar türklere karşı daha normal hisler beslerken genç nüfus türklerden hem korkuyor hem de tiksiniyor. larnaka en büyük kentleri. turizmden ciddi olarak faydalandıkları belli. lakin aynen yunanistan gibi iflas ettiler. akıbetleri şimdilik belirsiz. demem o ki kumarhane, temiz deniz ve bazı lezzetli seçenekler dışında kıbrıs'ın pek bir numarası yok. illa gideceğim diyenler aşırı sıcak olan temmuz-ağustos yerine haziran-eylül aylarını tercih etsin...
memleketim. oradayken rahat edemediğim, orada değilken özlediğim, akdeniz'in 3. büyük adası.

fahiş fiyatlardan bahsedilmiş, haklısınız çok pahalı kıbrıs'taki fiyatlar, bunun sebebi de ticaret yapabildiğimiz tek yer olan tc'nin %50 gümrük vergisi alması. gazetelerde, dergilerde falan görmüşsünüzdür, kktc fiyatı neredeyse 2 kat daha pahalı her şeyin.

ingiliz hayranlığı konusuna gelince, böyle bir durum yok. varolan durum şu: kıbrıs'taki savaş ve politik belirsizlik sebebiyle yüzbinlerce kıbrıslı ingiltere'ye göç etti, kıbrıs'ta yaşayan kıbrıslı türk sayısı, ingiltere'de yaşayan kıbrıslı türk sayısından daha az. yurtdışında yaşayan bu insanların çoğu, gayet anlaşılabilir bir şekilde, bir süre sonra memleketlerine dönmek istediler, 20-30 sene ingiltere'de yaşadıktan sonra ister istemez ingiliz kültüründen alışkanlıklar kalıyor.
kıbrıs'taki eğitim sistemi zamanında ingilizlerin kıbrıslı rum ve türk öğrenciler için ortak olarak hazırladığı eğitim sistemiydi, kktc'nin en iyi okulları türk maarif kolejleri (eski adıyla, ingiliz koleji), 100% ingilizce eğitim veriliyor bu okullarda, üniversite başarı oranı da inanılmaz yüksek. doğal olarak, pek çok genç bu okulları kazanmak için çabalıyor ve ingiliz sisteminde eğitiliyor. ben öss öğrencisiydim, lisenin son 2 yılında farklı şekilde ders almaya başladım ve açıkça söyleyebilirim ki türkiye'nin sisteminden en az 4 kat daha iyiydi o sistem.
ada ingiliz sömürgesiyken ingilizler buraya kendi sistemlerini oturtmak için bayağı uğraşmışlar, hala daha devlet okulları dahil tüm okullarda 1. sınıftan itibaren ingilizce dersi veriliyor, turizm açısından da önemli bir yer olunca, aşağı yukarı herkes rahatça ingilizce konuşabiliyor.
bu tarz sebeplerden ingiliz kültürünün etkileri görülüyor kıbrıs'ta (trafik de soldan mesela) fakat bu hayranlıktan değil, yerleşmiş ve mantıklı sistemler olduğu için.

ayrıca, yavru vatan tanımını sevmiyorum, sevmeyeceğim.
varlığında bıktığım,yokluğunda hasretinden geberdiğim,şivesine gurban olunası ama sıkıcı ada,memleketim.yavruvatan değil anavatanım.
hayatımın en güzel 5 yılını burada geçirdim... en tutkulu kıbrısta aşık oldum... kıbrısta kendimi buldum... oyyyy resmen kıbrısımı ziyarete son bir haftaaaaa kalması da ayrı bir heyecan şimdi...
yeni adıyla; (bkz: birleşik kıbrıs federasyonu)

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/29614266.asp
epey bir şeyler yazılmış turist olarak gelenler tarafından, kıbrıs bir adadır, akdenizde kaderi ortadoğuya en yakın olmakla birazcık karalanmış bir adadır..

adanın yerli halkı kıbrıslıdır, kıbrıs türküi kıbrıs rumu diye ayırmak mantıksızdır..

ortadoğuda yaşanan hareketlilik sebebiyle büyük devletler için bulunmaz bir üstür. ki ingilizler hala limasol ve larnaca taraflarında hali hazırda büyükçe bir bölgeyi üs olarak kullanır.

türk-rum kavgası ezelden beridir süregelen bir şey gibi görmeyin, zamanında lüzinyanlardan beri adada yaşayan insanlar osmanlının egemenliğine girince, özellikle tarım yapılan böglelerde yüksek vergilendirme sebebiyle müslümanlaşmış kıbrıslılar sonradan kıbrıs türkü olarak anılmaya başlamış, 60'lara kadar ada halkı ingiliz sömürgesine karşı birlikte mücadele etmiş, ingilizler adayı terkederken her sömürgesinde uyguladığı gibi etnik çatışmaları tetiklemiştir.. çekilirken de adanın etnik bir savaşa girmesine sebep olmuştur. türkiye cumhuriyetinin garantör devletlerden biri olması bahanesiyle adaya "barış harekatı" adı altında çıkarma yapılması sonrasında bir gecede kurulan kktc devleti adanın her iki toplumundan da ciddi tepkiler almıştır..

ingiliz aşığı olduğunu söyleyenler var, ada halkı commonwealth üyesi olduğu için, istedikleri anda ingiliz pasaportlarını alabiliyor, orada eğitim görebiliyorlar.. düşünsenize cebinizde ingiliz pasaportu var çıldırırsınız.. ayrıca tembelliklerinden dem vuranlar olmuş, burası bir akdeniz adası, insanlar hayatlarının keyfini çıkartmayı biliyorlar, bu sebeple 7/24 çalışmaktan ziyade ihtiyaçlarını giderecek kadar çalışıp sonrasında kaliteli zaman geçirmeyi tercih ediyorlar..
ayrıca bunu açıkça belirtmeliyiz ki bir sömürge konumunda hala kktc tarafı, dünya ile tek bağlantısı türkiye iken ithalatın hepsini zorunlu olarak tc üzerinden yaparken fiyatlara bindirilen tc kaynaklı vergiler ticaretin sekteye uğramasına sebep oluyor..

harekatlar sonrası adanın çeşitli yerlerine yerleşen yerleşimciler ada kültürüne uzak, türkiyede ipsiz sapsız tiplerden oluştuğu için elbette çirkin görüntüler yaşanıyor..

barış süreci her iki tarafta da ara ara patlak veren aşırı uç fanatiklerin söylemleri ile olduğu kadar, yunanistan-türkiye çalkantıları sebebiyle de sekteye uğruyor..

kıbrıs cumhuriyetinin birleşmeden zararlı çıkmayacağını biliyoruz, zira tarıma elverişli topraklar kuzeyde mevcut, ha uzun bir süre ne yazık ki birleşme olmayacak gibi..

belki yeni bir kofi annan planı gelir ve baskılar artar bir şeyler değişir..

merakla bekliyoruz..
1974'ten beri bm kararıyla yerleşime, iskana, hatta gezmeye kapalı hayalet şehir maraş'ın tekrar açılması konuşuluyor. 45 yıldır el değmemiş halini çok merak ediyordum. keşke müteahitler girip gri betonları dikmeden gezme fırsatımız olsa.

https://tr.sputniknews.com/amp/avrupa/20...
doğalgaz yatakları dolayısıyla önemi artacak olan ada