kibrit

yaktığım kibritin karasıyla sürme çektim gözlerine.....
sonra bi nefes daha çektim seni içime....
tenının kokusu geceye karışmış yar....
teninde başka yemınler var....
kibrit gibi yandım gözlerinde....
kül olup savruldum sözlerinde....
ortalama kırk çöpü geçemeyen ufak bir kutucuktur.bu kutucuğun ismi telafuz edildiğinde akla gelen eski devrimcilerin masa muhabettlerinde masaya koyduklari samsun sigarasi ve paketin üzerine koyduklari kibrit gelir.yada soğuk yılbaşı gecesinde tek başına kalan sokakta buldugu kibrit çöplerini teker teker yakarak parmak uçlarini ısıtan kemalettin tuğcu formatinda yazılmış bir andersen masalıdır ki , pop şarkıcısı çeliğinde bu kızla alakalı bir şarkısı da vardir.http://www.youtube.com/watch?v=x_ans-xeiro
(bkz: vintage)

çok severim kokusunu, yanarken çıkardığı sesi, sigarayı yaktıktan sonra üflemeyi. kibrit de (sözlükteki yaş ortalamasına göre ifade ediyorum) bizi çocukluğumuza götüren yegane nesnelerden.*
sigara yakması çakmaktan daha zevkli olan, ilk yandığındaki kokusuna hasta olduğum şey.