kütüphanede aniden beliren çok çekici kimse

1-2 yıl önce görmüştüm. hatta dik dik baktım çocuğa, çocuk bana bir baktı, tekrar kitabına döndü. bir saniye geçmedi ki "noluyor lan" dermiş gibi tekrar bana baktı. ben de yüzümü çevirmek zorunda kaldım. aynı çocuğu kampüsteki bir masada ve daha sonra hemşirelik fakültesinde yine gördüm. hemşirelik fakültesinin sayfasını teker teker aradım ama bulamadım. gerçek sevgi bu galiba.
benim hic aklima gelmezdi birini kesmek. ne safmisim, etrafima bakmamisim. siz siz olun etrafi dikizleyin.

tanim: ders calisma eylemini olumsuz etkileyebilir. beyler kirli sakalla gelmeyin.
ahh ah. mahsar'ın deyimiyle ruhum orospu olduğu için ya da ruhospu olduğum için vize-finallere kütüphanelerde çalışmaya giderkene neredeyse hergün bu kimselerle cebelleşirdim. biz ibnelerin de bi anlamlı bakışları vardır ya hani, belli eder kendini. ben de aynen öyle keserdim yakışıklılarımı da rahatsız olurlardı benden. aman, onlar sanki yanlarındaki kızlarla kütüphane ayağına vakit geçirme derdinde değiller, az da günaha biz girelim anam. * bir de inekler vardı böyle gözlüklü, masalarında tuğla kitaplı falan, onlar da ayrı çekiciydi be. ayrıca bu yakışıklı çocuk yanınıza ya da görebileceğiniz bir yere oturduysa, başka yere geçemiyorsanız lütfen oradan ayrılın. yarın vizede gümleyeceksiniz, teziniz bitmeyecek, sunumlar yetişmeyecek e ibneler! neyse. günaydın.
elinde olan kitaplara göre kişilik analizi yapılır, kitapların isimleri bir yere kaydedilir ve çıkarılan analize göre hayaller kurulur.. (evet sadece hayal) çünkü hastalıklı kişilikli olmak bunu gerektirir
evet, tam da kütüphanedeyken öyle oluyor. neden öyle? murphy kanunlarına eklenmeli bence. kütüphanede çalışamıyorsam kesinlikle nedeni bu.
ya da beynim benimle oyun oynuyor. ya da belki sapyoyum, omg! aydınlandıımm!