benim aklıma gelmişti

akıllara zarar bir laftır. aklına geldiyse yapacaksın. başkası yapınca hayıflanmayacaksın. bu laf söyleniyorsa biri sizden önce davranmıştır.
(bkz: atı alan üsküdarı geçmiş)

nilüfer

nazarımda sezen den sonra ajda da dan önce gelir, en azından sadece şarkı söylemekle yetinmemiş işin mutfağında da çalışmış bir sanatçıdır.

virtüöz

müzik ve resim sanatını büyük ustalıkla, en üst düzeyde sergileyen sanatçılara otoriteler tarafından verilen bir sıfattır. aynı zamanda göreceli bir kavramdır.

eski sevgiliyi tanımlayan kelime

önemli olan boyu değil işlevi

lavuk

siktirdiğin yere mum diktir

aldigin kariyi bana siktir de denirdi adana yoresinde neticede zengin bir kültür tabi adana

erkeklerin aşık olduğunda yaptıkları

bugün de yaptığım gibi sahil boyunca bir çok tekel gezip ülker çikolatalı gofret aramak oldu.hayır çikolata sevmiyor gofret de sevmiyor ama ülker çikolatalı gofret ile ona herşeyi yaptıra bileceğimin farkındayım.

ayı sözlük profiline çıplak fotoğraf koymak

çıplaklığın bu düzeyde özgürlük ile eşdeğer tutulduğuna şaşırtan bir tutum.
ben olsam, kesinlikle sözlük formatına aykırı olarak nitelendirip yasaklardım.
unutulmamalıdır ki, çıplaklık, özgürlüğün sembolü veya başlangıcı değildir.
aksine, bireysel özgürlüğün son bulduğu ve başkalarının haklarına tecavüzün başlayabildiği kritik bir noktadır.
sözlük yazarları, profillerine çıplak poz koymanın değil, cinsel yaşamlarında, sokaklarda, devlet dairelerinde,...vb. tüm kamusal alanlardaki gerçek özgürlüklerin/hakların peşinde olmalıdır.

fakirlik içgüdüsü

gidilen lüks mekanda sipariş vermeden önce "bu kaç lira, o kaç lira" diye sormaktır. *

devlet terörü

%99u müslüman olan ülkemizde bu %99 a göre "normal olmayan" tüm devlet vatandaşları (ateistler, deistler, eşcinseller, trans bireyler, ermeniler, rumlar, yahudiler, museviler, hıristiyanlar, çekik gözlüler, esmerler, şişmanlar, zayıflar, kirli sakallılar, kızıl saçlılar, mini etekliler, hamileler, kırmızı ruj sürenler, sesli gülenler, topuklu giyenler, engelliler, "ruslar", veganlar, paganlar, hatta aleviler vs.) kolayca öldürülebiliyor. bu hukuk devletinde katiller bilinse de hiç bir şekilde hukuk devreye giremiyor. bazen apaçık ve bazen dolaylı yollarla devlet vatandaşlarını öldürüyor veya öldürülmesine olanak sağlıyor. açılım adı altında ırkçılığı tetikliyor, inanışlar üzerinden nefreti körüklüyor, zayıflatılmış eğitim sistemi sayesinde cahil toplum yetiştirmeye devam ediyor ("gelişmekte olan devletler"de cehalet her zaman işe yarar), medya sayesinde farklı olanlara karşı toplumda nefret üretiyor, ses çıkaran herkesi ya bir şeyler uydurarak hapse atıyor ya da polisine öldürtüyor ki çıkan tüm sesleri susturabilsin, ezik insanlardan oluşan bir toplum oluşturuyor. insan ölümlerini kafalarda "normalleştiriyor" biz buna kısaca devlet terörü diyoruz.

yazarların en etkilendiği iltifatlar

aklıma gelenler:

1. çok güzel götün var bunu yeni fark ediyorum.

2. çirkinsin ama benimsin daha ne isterim.

3. bana şunu da yaptırdın ya daha sana ne diyeyim bebek.

4. çok zekisin, korkuyorum.

gabra

hakkı görgülü'nün yönetmenliğini yaptığı "gabra" isimli kısa film. cannes film festivali'ne davet edilen tek türk yapımı. film, savaştan kaçan suriyeli bir kızın türkiye'ye gelişi ve buradaki hayat mücadelesini anlatıyor.