gizli gizli serdar ortaç dinlemek

bu arada ben de ezbere biliyorum şarkıları. farkettiniz di mi? var böyle bi şey var. kesin var.

ideal ayı

sevgisini sözcüklerle söylemek yerine yaptıkları ile hissettiren ayı.

arkadaşım

her an satabilecek ve satılabilecek etrafımızdaki kişilerin her biri. kesinlikle bir dost ve panpa değildirler.

zırıl zırıl kadınsı olup sadece aktifim diyen gay

bunun belirlenmiş bir ölçüsü yok elbette. yani 3 birim kadınsı isen aktif pozisyonda olabilirsin, 7 birim kadınsı isen olmazsın diyemez kimse. ona bakarsan travesti seks işçilerinin müşterilerinin çoğunu sikmesi de bilinen bir gerçektir. yani daha ne kadar kadınsı olacak ki, kadın olmuş zaten. nihayetinde penisi olan insanların boşalma mekanizmaları penis üzerine kodlandığı için bu durum çok abes gelmiyor. sadece beklenmedik diyebiliriz.

üçüncü kişi olmak

hülya avşar

hangi niteliğiyle ünlü olduğunu bir türlü anlayamadığım magazin malzemesi. bütün varlığını, popülerliğini magazin haberlerine borçlu. eğer ben ortalama bir sinema izleyici isem bu kadının olağan üstü oynadığı bir filmini hatırlamıyorum. sığ sularda yüzen bir oyuncu oldu hep. sahneye çıktı ama tıpkı muadilleri gibi şarkı söylüyor gibi yapıp ses rengi kendisine benzeyen vokalistlerle götürdü işi. hayır nasıl oluyor da sırf zekayla, kafa kol ilişkisiyle yıllarca bir ülkenin gündeminde kalınıyor? bunu da sosyoloji okumuş arkadaşların açıklamasını bekliyorum. çünkü bu durum avşar kızının hünerleriyle değil, toplumun sosyolojik yapısıyla açıklanabilir bence.

seks yapmayı çağrıştıran objeler

kesinlikle ıslak erkek vücudu, tarlada çalışırkene, odun taşırkene, denizdeykene, saunadaykene, hamamdaykene, spor salonundaykene, sokakta koşarkene, yağmurda sılanmışkene... keneeeeee.

çay

anneannemin özel harmanını demlemek beni eve bağladı o kadar söyleyeyim. hafta sonu kahvaltılarımın vazgeçilmezi sayesinde dışarda kahvaltı etmek tarihe karıştı benim için.

travesti evi

afedersiniz travesti evi

yalnızlığın getirileri

havuçlu tarçınlı keke bel bağlamak.

ex machina

yapay zeka tartışmalarına tam içerden dalmış bilim kurgu filmi. yönetmenliğini daha önce 28 days later ve sunshine gibi filmlerin senaristliğini yapmış alex garland yapıyor. öyle çok sürprizli ya da büyük görsel efektlere sahip bir film değil ama hayli düşündürücü ve estetik. şahane müzikler, sarsıcı diyaloglar ve insan psikolojisi üzerine birşeyler izlemek istiyorsanız doğru yerdesiniz. yavaş tempolu bir film olmasına rağmen abd'de hatırı sayılır bir gişe yapıp envai çeşit ödül aldı.
ps: filmdeki akıllara zarar ev norveç'teymiş.

dikkat spoiler:
makinaların cinayet işlerkenki meraklı ifadeleri hayli şok ediciydi.