laptop ile simit sarayında kamp kurup ayı avlamak

tekyöndeki avın gürültüsüz hali.

babasının oğlu

çocuğunda övülecek şeyler olduğunda kendine pay çıkartma çalışmasıdır. fakat çocuğunda beğenmeyeceği şeyler gördüğünde ise ailedeki kötü örneklere yönelinir. genellikle bu şekilde karşımıza çıkmaktadır.

örneğin:

anne = bak babası oğlumuzun matematiği beş
baba = babasının oğlu. aslanım benim.

----------------------------------------------------------

anne = babası ben bıktım söylemeye. senin oğlun yine sifonu çekmemiş. alışkanlık haline getirdir bunu. yeter artık!
baba = burnu boktan çıkmayan dayısına çekmiş ne olacak. *

eski sevgilinin aldığı hediye

hayatımda bir kere yenmeyecek ya da bitmeyecek bir hediye aldım. onu da hala saklarım. çok kıroca ama bir kırmızı güldür. taksim meydanındaki çiçekçilerden almıştı.

sözlük yazarlarının hep beraber grup seks yapması

canlarım bende yapmayalım bir sonrakini her yer kıl oldu . kaç torba kllandım dayanamadı altecağız bozuldu .süpürgemi tamir ettirmek için haydi eller cebe !

pazartesi sendromu

"benim gibi boş gezenin boş kalfalarının bilmediği durumdur" demeyeceğim. öyle yoğunki bu "pazartesi sendromu", her p.tesi sabahı ben bile hissederim.

gerçi tam da bilemiyorum; belki de okul çağlarından kalma bir korkudur. zaten o korku yüzünden işsiz güçsüz bir serseri olduk.

tanrı çalışanlara güç, kuvvet versin; çalışanlar da şanslarına şükredip p.tesileri bile koşar adım gitsinler işlerine. unutmayın: "çalışmak özgürleştirir". (bu özlü sözün auschwitz kampının "kanada" adlı ayrıcalıklı bölümünün duvarında yazdığını da kısık sesle ekleyeyim!)

her şeyin bir sonu vardır

bir de; dahi anlamındaki -de bağlacını ayrı yazmayan yazarlar için geçerli olmayan söz.


kur'an-ı kerim tasarımlı yaş pasta yaptırıp dağıtmak

uzun bir entry yazıp kaydete bastıktan sonra sözlük bağlantısının kopması

kopyala - yapıştır, başlarda başıma çok geldi. tek çözüm bu sanırım.

izmir

gitmeyi çok istediğim lâkin bir türlü gidemedigim, yöre insanlarını pek anlamadığım şehirdir. izmirlinin burnu havadadir arkadaş.

uçurtmayı vurmasınlar

ne zaman umutsuzluğa kapılsam, üzgün hissetsem açıp baktığım filmdir. garip bir şekilde hem içime umut aşılar hem de üzer.

ayı sözlük yazarlarından film tavsiyeleri

-her (yalnızlığı tokat gibi surata çarpar)
-the perks of being a wallflower (çok sahici arkadaşlık hikayesi, depresif yönü hayli ağır)
-little miss sunshine (baştan sona izleten film, çok çok harika değil ama baya güzeldi)

garson

fransızca " garçon" sözcüğünden türeme sözcük. "garçon", burada " ç" harfinin fransızca okunuşu "s" olduğundan aynı telaffuzla ve yazım olarak da ç harfi yerine s kullanılarak dilimize girmiştir. sözcüğün aslının anlamı "erkek çocuk", "oğlan" yani ingilizce "boy" olan sözcüktür.

bu bağlamda " a la garçon" yani "oğlansı" terimi de aynı etimolojiden gelir. 1920'lerin savaş sonrası kadın saç modasındaki kısalık, erkek çocuğu gibi kısa saç kestirme şekli de, bu terimle adlandırılmıştır.
devark.cloud tarafından geliştirildi.