marilyn monroe

aşırı dozdan ölü bulunduğu söylense de illuminatiyle ilgisi olduğu söyleniyor.
kariyer güzeldir ama soğuk bi kış gecesi ona sarılıp uyuyamazsınız sözünün sahibi ki bu bence en kolay hatırlanan sözü olduğu için kuş beynim sadece bunu aldı daha önemli sözleri vardır ayrıca sanılanın aksine aptal deği zekidir.
nicki minaj'ın son albümünde bulunan bir parçanın ismidir.

ölümü muamma olan kült ikon.
jfk'le olan ilişkisi yüzünden ölümü gizemli bir vakaya dönüşmüş kült sinema sanatçısı. ben aşırı dozdan intihar ettiğini düşünüyorum. ölmeden önceki son günlerini incelerseniz bu narin ve hüzünlü kadının ne kadar büyük bir buhran içinde olduğunu görürsünüz. ölmeden önce müthiş derecede zayıfladığı ve kariyerinin inişe geçtiğini düşünerek, içki ve ilaçlara sarıldığı da, acı ama gerçektir. sanılanın aksine aptal sarışın değidir. edebiyata ve şiire meraklıdır. sulu komedi türü dışındaki filmlerde oynama isteği hollywood stüdyoları tarafından reddedilmiştir. hayatının son günlerinde sarışın seks sembolü olma halinin onu deli ettği ve parasını psikiyatristlere savurduğu da bilinir. ailesinde genetik bir akıl hastalığı durumu vardır(öldüğünde annesi akıl hastanesinde yatmaktaydı). tüm bunlar bir araya geldiğinde marilyn uçurumun kenarına gelir. abd sinemasının gelmiş geçmiş en büyük kadın yıldızı olma ünvanını hala kimseye kaptırmamıştır. marilyn umarım artık huzura kavuşmuşsundur...
bir şehir efsanesine göre 6 ayak parmağı varmış.
smash isimli müzikal diziye konu olmuş sanatçıdır. dizide marilyn monroe müzikali yapmaya çalışan bir grup insan anlatılır. şarkıların çoğu marilyn'in hayatından kesitler sunar. şarkıcılar da bir nevi marilyn gibi sorunlarla boğuşurlar. ilaç bağımlılığı, seks objesi olarak görülmek gibi...
yatak odamın duvarını şu fotoğrafıyla süsleyen kadın.

aptal olduğu sanılan fakat süper zeka olan aktristtir.
hayatta kalsaydı; meksika'nın devlet başkanı olacaktı bu sebeple ölmeden önce birleşik devletler gizli servisi, kendisinden amerika'nın göbeğindeki güvenlik zaafiyeti olarak bahsetmekteydi, meksika'daki yoldaşları tüm alt yapıyı hazırlamıştı ve fakat ömrü vefa etmedi. insanlık var olduğu sürece "efsane" diye anılacak tek kadındır.
okuduğum bir komplo teorisine göre ölümünden jfk sorumluymuş. biliyorsunuz bunlar ilişki yaşamıştı, kurguya göre, jfk'nin yeniden seçilebilmek için kamuoyundaki imajını olumlu etkileyecek bir olaya ihtiyacı varmış, tam bu noktada aklına artık kariyerinde düşüşe geçmiş olan marylin gelir, kurguya göre marylin jfk'in söylediği otele gidecek, bir kutu ilaç içecek (intihar süsü), bu arada telefonla jfk'yi arayıp yaptığını anlatacak jfk de son anda otele yetişip marylin'i kurtaracak, jfk kahraman olurken, marylin de yeniden gündeme gelecektir. ama kazın ayağı öyle olmamış ve jfk geç kalmıştır. tabisi bu ölümü için ortaya atılan iddialardan sadece bir tanesi. bu doğruysa b.k yolu tanımı yerini bulmuş demektir. ölümü üzerine hala bu kadar spekülasyon yapılan bir elvis vardır heralde. kadın gelmiş geçmiş ikonların en büyüklerinden...

adına elton john "candle in the wind" şarkısını yazmıştır. daha sonra prenses diana için uyarlanan ve "good bye england's rose" olarak söylenen bu şarkının orijinal ilk dizesi "good bye norma jean"dir. norma jean baker, marylin monroe'nun esas adıdır.
genç ölümüyle efsaneleşmiş aktristtir, herhalde o kadar genç yaşta ölmese onunda arkasından bridigitte bardot gibi 'abi kadın ne hale geldi be ' muhabbeti yapılacaktı, ölümü, hizmetçisi ve doktoru tarafından intihar değil diye açıklanan ama daha önceden intiharı bir kez deneyen antidepresanlarla yaşayan sarışın bir afet olmakla beraber, jfk'nin ölümünde etkisi olduğu da popüler bi komplo teorisi sanırım çünkü bulgular bu iddiayı inkar ediyor, her ne olursa olsun bakışları, sarı saçları, dolgun göğüsleriyle tam bir ikondur, duvarlara poster poster asılasıdır
pharrell williams'ın yeni albümü girl'ün ilk teklisi diyebiliriz ama ikinci de diyebiliriz eğer despicable me 2 soundtrack'inden happy'i saymazsak. şarkı ilk dinleyişte yakalıyor insanı, güzel olmuş. hatta justin timberlake'lik bir şarkı bile dedim, olsa gidermiş dedim ama albümde brand new'e saklamış justin'i pharrell.

vimeo;
hayatım boyunca şu ''marilyn monroe'ya bayılıyoraaam'' insanlardan olmadım çünkü bu tarz insanlar hayranı olduğu kişi hakkında pek bir şey bilmeden daha çok görünüşe-bir iki hareketine göre hemen ''bayılan'' cinstir benim gözümde. hele de konu marilyn monroe gibi bir ikon 50 yıl sonra bile hala kitlelerce sevilmekte.

okuduğum birkaç makale, izleidiğim bir-iki belgeselle marilyn monroe'nun birçok büyük star gibi göründüğü gibi olmadığını düşünürdüm. sadece herkesin hayranlıkla baktığı sarışın, mükemmel vücutlu kadın değil, daha derin- daha bir şey olan biri. tabiki günümüzde bile insanlar şöhret için aptala yatmaktı vs her şeyi kabulleniyor ama bana hap marilyn monroe konusunda o etrafa gülücükler saçan yüzün ardında o gülümsemenin zorlama olduğu, bir kırılganlık olduğu hissiyatı oluşmuştur.

bu akşam şans eseri denk geldiğim the legend of marilyn monroe belgeselini izledim. orada da aslında tam olarak bu nokta işlenmiş: aile özellikle baba figürü eksikliği çeken bir kızın çabuk yükselmesi, aslında bir anlamda hayallerine kavuşması ama tam anlamıyla istediği şekilde-istediği gibi ulaşamaması ve marilyn'in olduğundan aslında ne kadar da derin biri olduğu olgusu. bir anlamda mutlu oldum çünkü genel olarak kendisine hep bakış ''aptal sarışın'',''seks objesi'' tanımlamalarının aslında ne denli yüzeysel olduğu ve onun da bir birey olduğu vurgusunu yapmış belgesel.

belgeseli bitirmemle kendisi ifade edemese de başkalarınca bir nebze de olsa marilyn'in benliğinin ifade edilebildiğini görmek beni gerçekten sevindirdi, dediğim gibi kendisinin öyle büyük bir hayranı falan değilim ama anlaşılabilirliğini görmek, bu sözümona hayranları vb boş hayran arkadaşlara rağmen içime su serpti. sonuçta bir insanın şu hayatta isteyebileceği herhalde birkaç şeyden biridir anlaşılmak, özellikle de kendiniz olup doğru anlaşılmak. yıllarca kendisini ifade etmeye çalışıp hep bir şekilde göz ardı edilse de kendisi öldükten sonra birilerinin bunun üzerine gitmesi, bana çok onurlu bir davranış olarak geldi.