otobüs yolculuğunu zehir eden şeyler

1-çirkin ve zayıf muavin
2-80 lira verdiğiniz biletin buna değmemesi o tv asla çalışmıyor,asla o dosyalarda dinlenebilinecek müzik yok ve asla usb portları çalışmıyor ki 7 saat boyunca şarkı dinleyebileceğim tek aracı kullanabileyim.
3-yanınızdaki insanın omzuna başınızı koyduğunuzda size yüzsüzmüşsünüz gibi davranması* ama henüz sadece kötü bakış attılar her otobüs yolculuğunda birinin omzuna yatarım,tontiş grannyler sizi seviyorum çünkü üstümü örtüyosunuz.

not:şuanda otobüsteyim 7 saatlik zonguldak serüvenimde yine bu*tabletimsi şeyi bozuk,priz yok ve usb portuna bi gerizekalı çekirdek sokmuş.bugün sana çok sinirliyim pamukkale...
rüzgar
uykusuz şoför
yan koltuğa yobaz birinin oturması
molasız yolculuk
çalışmayan priz veya usb çıkışı
ağlayan bebek
kokan teyze
hiç susmayan geveze dede
ayakkabılarını çıkaran hacı dayı
tam susadığınız anda görünmez olan muavin
bıyıksız ve zayıf şoför
gece aniden bastıran osuruk ve ter kokusu.
dört bir yandan tepenize üfleyen klimalar.
kesinlikle koltuğu arkaya yatıranlar. bunların yüzünden dizlerimi içime çekip altı saat yolculuk yapıp geçici felç geçirdiğimi bilirim. ama artık tekmeyi yeyince kaldırıyorlar koltuğu geri. babasının otobüsü sanki, o koltuğu öküz gibi yatır diye mi yapmışlar, devlet yurdu ranzası mı sandın sen o koltuğu!! ayrıca yan koltuğa aşırı şişman ya da aşırı ter kokan birinin oturması, sürekli vır vır konuşan yaşlı amcayla seyahat etmek. muavinin götünü keserken adamın bunu fark edip kek vermekten imtina etmesi, kolayı bardağa koyarken ikircikli davranıp 'siksem mi uyusam mı, yol da uzun hani' diye kararsızlığa sürüklenmesi, gerçi kek verip göz kırpanlarla cima etmedik de demeyelim, ki etmedik.

neyse ki tekli koltuklar var da onlarla rahat rahat gidebiliyorum. uzun zamandır bindiğim de yok zaten.
koltuğu kucağıma yatıranlar... geçenlerde tam 20 saatlik otobüs yolculuğum oldu, görevim için artık yaşayacağım şehri de merak ediyorum. neyse baktım uçak fiyatları bildiğiniz katlamış, henüz maaşım da bağlanmayınca otobüs kullanayım dedim. aklıma sıçayım inş. önümde bir hanzo, uyarmama rağmen koltuğu bana doğru yatırmaya devam etti. en sonunda muavini çağırdım, bu eyleminden öyle vazgeçti. hani 3 saatlik yol da değil, dümdüz 20 saat be ayı. o kadar geri kalmış bir toplumuz ki bu tarz olaylar yaşamın her yerine yansıyor.
ta kendisi olabilir mi?
mümkün olmadıkça seyahat etmiyorum otobüsle,aldığım en doğru karardır.ayrıca uçakta kabin görevlisi götürmek de sevdiğim bir eylemdir.adana ucusundaki beyefendi eğer buradaysan hala seni unutmadım haberin olsun.
bu başına gelebilecek en iyi şey pillars nankörlük etme
scientist başlığa tıkla ve entryimi oku ne dediğimi anlayacaksın.
beni bebek ağlaması ve öndeki koltuğun ağzıma sokulması çok rahatsız ediyor. tekli koltuk yoksa yaptığım seferde zaten tercih etmediğim için diğer etkenler çok etkilemiyor beni.
önünde oturan dümbüğün koltuğunu geriye yatırma çabası.
dinlenme tesisi soğuklarından tutun koltuğunu böğrünüze kadar yatıran hanzolara kadar akla gelen her şeydir.
uyurken muavinin ustunuze bosalmasi.
öndeki orta yaşlı baş örtülü teyzenin koltuğu ağza dayaması. başka şey olsa neyse de koltuk olmuyor orada.