pazar ve yalnızlık

rüyaların, umutların ve hatta hayallerin tükendiği yerde başlar yalnızlık. istemediğin yüzlerle uyanırsın yeni güne, sevmediğin parçaları dinlersin radyoda, izlemediğin televizyon programlarına tutuklu kalırsın, telefonlar çalmaz, çalsada iletişim kopukluğu yaşarsın zaten, eskisinden daha çok sigara tüketmeye, şişeleri atmak için büyük çöp poşetleri almaya başlarsın, yalnızlık ıssız kalmak gibi birşey olur, zaman geçer kimseyi kaldıramaz olursun, yaşam içerisinde ki hiç birşeye sabrının kalmadığını anlarsın, dünya dönmeye devam eder ertesi gün, sonra ki gün, önümüzde ki hafta, gelecek ay... hep aynıdır. uykun ne kadar gelirse gelsin kovarsın ruhundan, yalnız uyumak zor gelir, soğuktur , üşürsün. sanki bütün evren sana cephe almış gibi kaçarsın insanlardan, yerli yersiz ağlarsın,gülersin. "nasıl gidiyor hayat" sorularına kıl olmaya başlarsın , ağzının ucuyla "iyi" der geçersin. gündeme biraz bakıyım dersin, canın sıkılır, "noluyor lan bu dünyaya" dersin, başkalarının acılarına ortak olmaya çalışırsın beceremezsin, zor gelir. sözler verirsin kendine "bu pazar güzel bir kahvaltı yapacağım" diye, uyandığında hoca ikindiyi okuyacak nerdeyse, vazgeçersin. ayılmak için bir kahve yaparsın, ve iliklerine kadar yalnız olduğunu hatırlarsın. ayakların üşüdğünde "çorabını giy oğlum" diyen bir annenin olmaması gibi birşeydir yalnızlık. ruhunu ve sadakatini bir yerlerde unutmaktır. arayışlara son vermektir. nefes alıp verirken kabir azabı çekmektir.ölümsüzmüş gibi yaşamaktır ... ! (alıntı)
pazar günü trtdeki kovboy filmleri her zaman yanlızlığimi unutturmuştur bana
hayatımda hiç pazar ve yalnızlık kelimelerini yan yana düşünüp anlam çıkartmamıştım çünkü babam sadece pazar günleri tüm gün evde olurdu vakit geçirirdik. tabi ki kovboy filmleri de izlenirdi, ne zaman büyüdük o zaman yalnızlığımız pazarlara taştı.
çocukluğumdan beri sevmem pazarları, daha doğrusu pazarları günün ikinci yarısını sevmezdim. yapılmamış ödebler, çalışılmamış sınavlar, banyo kabusu, formaların okul çantalarının hazırlanması, pazartesi sendromu karın ağrısı offf
sıfr evdeki sessizlik bozulsun die seyretmedigin tv nin açık durması kendi anahratınla kapıyı açmak candan erçeçtinden yanlızlık şarkısnı dinlemek durmadan pencereye dikilip saatlerce dışarıyı seyretmek yapacak hiç bir şeyin olmadıgından daha pazar gununden pazertesiye hazırlanaıp gereksiz siterese girmek gibi boktan bir şey kapıyı çaldıdıgında açacak kimsenin olmadıgını anlamak gibi boktan bir gun sevgilinin en çok olmasını istenilielen boktan bi gun
yalnızlık türlerinin en güzelidir. izlenmeyi bekleyen diziler, ütü için sırada beklemekten sertleşen gömlekler bu gün için vardırlar.
pazarın bitmesine yakın saatlerde oluşan durumdur. o sırada pazar tezgahları toplanırken öyle boş boş dolaşırsınız.
genel bir yalnızlık içinde ki bir gündür sadece
eve geldiğinde asla kapıyı açan olmayacaktır, ateşten ölmek üzereyken kendi kendine ambulans çağırmaktır, ''fakat çok güzel filmdi'' sözü karşı duvardan sekip kafana çarpar, yatak olayına girmeyim ağlarsınız...
sıradan bir pazar
adanaysa ve hava da iyiyse herkesin ama herkesin bir planı vardır, yürüyüş, piknik, v.b.
ama ben evdeyimdir.
aslında düşününce ben hep evdeyim galiba.
gittikçe yeni gelinlerin yatak başlarına koydukları pembe ayılara dönüşüyorum.