tasavvuf

şeri olan tarafından hep tehlikeli bulunmuş , sürekli yeraltında kalmaya zorlanmış , felsefi anlayış . varlığı şeri hükümlere göre değil kendi iç dinamiklerine göre açıklayan , özellikle sosyal hayatın dinamikleri hususunda şeriattan ayrılan kuramsal yapı.
bilgiyi batıl ( dış ) ve batın ( iç ) şeklinde ikiye ayıran , batılı dışlayıp batın olana kucak açan felsefi hareket.
son zamanlarda çok moda huzura ermek için hindistana tibete gitmeye gerek yok
tasavvufta her şey dünyalıktır. yani dünya zevki olan hiçbir şeye bağlanamazsın. çocuklarını bile bir yere kadar sahiplenir, bir yere kadar seversin. gerçek aşk allah'tır ve en büyük erek ona ulaşmaktır. bu yüzden sufiler ölümü bir son olarak değil en büyük aşka ulaşmak olarak görürler. yani günümüzde bu kadar çok imkan varken dünya nimetlerinden vazgeçmek o kadar da kolay değildir. her şeyin bir zamanı, zamanın bir ruhu vardır. bu nedenle benim kanaatim 16. yy.'da tasavvuf ehli olmak kolaydır ama günümüzde buna merak saran insanların ikilem yaşaması kaçınılmazdır.
kelime kökü kimilerine göre (savf olması lazım) koyun yünü anlamındadır. dervişlik hırkasını ve yumuşaklığı ifade eder. diğer bir görüş ise ibranice ve aramcadaki sofia yani bilgelik kökünden geldiğidir -ki bu bana göre daha mantıklı-.

tasavvuf kişinin evreni ve tanrısal iradeyi çözüp, kendi ruhuna yolculuk yapma eylemidir. bireysel huzur ve mutluluğu amaçlar. her inancın kendine ait tasavvufi bir yönü vardır. islam tasavvufu aslında halife ömer dönemindeki mısır'ın alınması ile başlar. mısır inisiyasyonundaki osiris rahipleri sembolleri islam çerçevesine sokarak tasavvufu oluşturmuşlardır aslında. ayrıca islam tasavvufunun kabaladan da etkilendiği bir çok yön vardır.

anadoluda tasavvuf horasan erenleri ile başlar. bölgede bulunan inançların da etkisi görülür. daha çok bektaşilik,mevlevilik, kalenderilik ve nakşibendlik çevresinde gelişmiştir. en yaygın ve güçlü olduğu dönem anadolu beylikleri dönemi ve selçuklular dönemidir. osmanlı'da yavuz döneminde halifeliğin alınması ile dinsel anlamda daha katı ve tekel diyebileceğim uygulamalar oluşmuştur. tasavvufun temel felsefesi aslında kişinin içindeki tanrısallığa ulaşmasıdır.
kelime kökü kimilerine göre (savf olması lazım) koyun yünü anlamındadır. dervişlik hırkasını ve yumuşaklığı ifade eder. diğer bir görüş ise ibranice ve aramcadaki sofia yani bilgelik kökünden geldiğidir -ki bu bana göre daha mantıklı-.

tasavvuf kişinin evreni ve tanrısal iradeyi çözüp, kendi ruhuna yolculuk yapma eylemidir. bireysel huzur ve mutluluğu amaçlar. her inancın kendine ait tasavvufi bir yönü vardır. islam tasavvufu aslında halife ömer dönemindeki mısır'ın alınması ile başlar. mısır inisiyasyonundaki osiris rahipleri sembolleri islam çerçevesine sokarak tasavvufu oluşturmuşlardır aslında. ayrıca islam tasavvufunun kabaladan da etkilendiği bir çok yön vardır.

anadoluda tasavvuf horasan erenleri ile başlar. bölgede bulunan inançların da etkisi görülür. daha çok bektaşilik,mevlevilik, kalenderilik ve nakşibendlik çevresinde gelişmiştir. en yaygın ve güçlü olduğu dönem anadolu beylikleri dönemi ve selçuklular dönemidir. osmanlı'da yavuz döneminde halifeliğin alınması ile dinsel anlamda daha katı ve tekel diyebileceğim uygulamalar oluşmuştur. tasavvufun temel felsefesi aslında kişinin içindeki tanrısallığa ulaşmasıdır.
islamın en güzel, en kabul edilebilir felsefesi.
sufizme göre peygamberlerin öğretisinin özü. kaynağı ilk insana kadar gider, çünkü tohumu her insanın kalbinde mevcuttur. ruhu kötü huylardan temizleyip saflığa, marifete ulaşma yoludur. yola çıkanlar için farklı bir hayatın başladığından söz edilebilir..