anime

japon çizgi film/dizilerine verilen genel ad.
bütün yeni çıkan animeleri aşağıdaki linkten takip edebilirsiniz.

http://www.anime.gen.tr/
japon anime, fransızca kökenli olan animation sözünden referans alınmıştır.

animation sözcügünden de anlaşılacağı gibi, çizgi filim animasyon şeklinde olanlarıdır.
izlenmelidirler,efenime söyleyeyim bir fma,bir bleach,bir claymore ve tabiki death note gibi yapıtlar izlemeniz için duruyorlar orda bi yerde!
sailor moon, avatar, legend of korra favorilerim. oldukça güzel ve eğlencelidir. işin aslı büyükleri kendi sıkıcı dünyalarından uzaklaştırmak için yapılmışlardır.
anime denildi mi hayao miyazaki gibi bir ustanın filmleri mutlaka izlenmelidir, ruhların kaçışı bir çok ödülle birlikte yılın filmi ödülünü alan ilk animedir. dizi olarak full metal alchemist, claymore, fate zero örnek verilebilir.
şu anda uzun soluklu olarak devam eden one piece ve naruto var ama eğer yeni bişeylere de başlamak isterseniz ''k'' veya ''zetsuen no tempest'' yada ''fairy tail'' öneririm
japonların çizgi filmlerine verilen genel ad.animelerin diğer çizgi filmlerden farklı yönleri vardır.örneğin büyük gözler, rengarenk saçlar ,mükemmel gölgelendirme.bir çok anime , dizilere ve filmlere taş çıkartacak cinstendir.ayrıca aşırı bağımlılık yapar.bulaştıysanız kurtulması imkansız gibi bişeydir.favorilerim: vampire knight,sailor moon ,higurashi no naku koroni,pandora hearts,junjou romantica.bu arada vampire knight animesi , şuan bir çok vampir filmi ve romanının kendisinden esinlendiği bir yapım olmuştur.bu arada animelerden aldığınız tadı hiç bir şeyde alamazsınız.
naruto,one piece,bleach,death note,full metal alchemist,fairy tail kesinlikle öneririm
aklıma ilk gelenler: film olarak howl'un yürüyen şatosu *, çizgi dizi olarak da pokemon -evet, hala izliyorum- ve naruto. death note?un da ününü duymama rağmen henüz izleyemedim.
bir cowboy bebop, neon genesis evangelion, ergo proxy efendime söyleyeyim elfen lied gibi kült seviyedeki animelerin de unutulmaması gerekir. değindiği konular ve altmetinleri o kadar etkileyici olabiliyor ki, bitirdikten sonra bir süre kafanızı toplayamıyorsunuz. onun dışında önerebileceğim,; trigun, gantz, berserk, seirei no murobito, black lagoon, gunslinger girl, mirai nekki, durarara, baccano, ga rei zero, bakemonogatari *, mushishi, no.6, c, umineko no naku koro ni,... diye daha da uzatabileceğim bir liste şeklinde sıralanabilir. * *
amerikan dizileri yerine daha çabuk sona eriyor diye izlemeyi tercih ettiğim şey.
sadece çocukların izlediği sanılan ancak yetişkinler arasında da yaygın olan japon çizgi dizileri.

japon anime'lerinden "one piece"i öneririm. arabasta bölümü suriye'ye çok benziyor.
kalmadı izlenilcek anime efenim.
tavsiyeler için bir yeşillendirin.
karantina günlerinde sıkılanlara güzel üç dört anime önereyim.

ajin, shingeki no kyojin, erased, zankyou no terror, death note.
bir zamanlar sabahları samurai x izlerdim. başrol kenshin diye bir kızıl saçlı abiydi. ama bildiğin kan gölü götürüyordu be. biri ölecekken gözleri bembeyaz olurdu ne korkardım eskiden
bu türü takıntılı derecede tüketen insanlara anime ve japon kültüründe otaku deniyor. aslında 80'lerde kullanılmaya başlanan otaku kelimesi hem genel anlamda obsesif demek hem de anime tüketimini bir yaşam biçimine dönüştürenlere takılan bir sıfat. negatif anlamı da hala kullanılmaya devam edilse de günümüzde otakular bu tüketimci kimliği sahipleniyor ve olumluyor.

kaybedilmiş bir dünya savaşına rağmen deli gibi büyüyen japon kapitalist ekonomisi, 60'lardaki japon öğrenci hareketlerinde rahatsızlığa sebep olmuştu. savaşın yaralarını ve yaşlıların bıraktığı bu kötü mirası taşımak istemeyen gençler, bir tür saf çocukluk idealine dönüş olarak japon anime-manga maskotlarını üretmişlerdi. aslında mesaj, savaşın ardından gelen ekonomik sorumlulukları taşımanın çocuk ve gençlerin görevi olmadığıydı. zaman geçtikçe bu çocukluk ve sevimlilik kültürünün metalaştırılabilir bir şey olduğu anlaşıldı ve bir karşı kültür olan hareket, japonya'nın öncü medya lokomotifine dönüştü. hatta neoliberal dönemle tüm dünyaya yayıldı.

birer sevimlilik kültü olarak başlayan animeler neoliberalizmin sebep olduğu güvencesizlik ve hem sanal hem de reel tekinsiz atmosferin etkisiyle karanlık ve umutsuz temalar işlemeye başladı. tekno-distopyalar türün uzun bir süre göz bebeği oldu. kan, şiddet, küfür ve cinsellik animelerde standart bir form halini aldı. 80'lerden itibaren japon kadınların artan kamusal görünürlüğü de animelere yansıdı. halihazırda oldukça kötü toplumsal konumda olan japon kadınlar, yetmezmiş gibi animelerde genel olarak kırılgan ve saf resmedildi. kadın anime karakterlerine akıllarının tam gelişmediğine vurgu yapan bir çocuksuluk katıldı.

benim de otaku arkadaşlarım var. neden böyleler diye bir ara merak salmıştım...

(bkz:#431906)

ayrıca büyük oranda kadınlar için üretilen, stereotip eşcinsel erkek çiftleri konu alan anime ve manga türü için (bkz:yaoi)
halen izlemeye devam ettiğim japon animasyonu.
kendi alt dalları vardır.
tavsiye olarak:
made in abyss
claymore
mahou shoujo madoka magica
steins gate
koe no katachi
kyokai no kanata