ayı sözlük yazarlarının unutmadıkları anları

arkadaş grubuyla bi maç için kiraladığımız otobusle şehirler arası yolculuk yapıyorduk 3 yıldır platonik sevdiğim dünyalar tatlısıyla yan yana oturuyorduk tabii yol uzun iyice uykuda bastırmış en rahat nasıl yatabilirim fikriyle başımı omzuna koydum ilk çekindim fakat hiç bir tepkisi olmaması beni rahatlamıştı arabayı kiraladığımız ve az arkadaş grubu olduğumuz için yan koltuklarda boştu sonra kafamı göbeğine yaslayıp ayaklarımı yan koltuğa uzatmıştım o sırada o da kolunu başımın arkasından göbeğime koymuştu tam o sırada arkadaşımdan aldığım mp3 de (bkz: christina perri - a thousand years ) şarkısı çalmaya başladı çat pat ingilizcemle de anlayabiliyordum sözlerini -sevgilim korkma sakın seviyorum seni ,bin yıldır ,bir bin daha severim - sanırım hayatımdaki en güzel dakikalardı kokusunu sıcaklığını hissedebiliyordum ve tabii şarkı müziği sözleri herşey o kadar mükemmeldi ki ömrümün sonuna kadar böyle kalabilirdim ve sonra yol bitti o kendi hayatına bende kendi hayatıma devam etmek zorundaydık ama ne zman o şarkıyı duysam bu anım aklıma gelir yüzü gözümün önüne ve kokusunu hissederim

2 yıl 2 ay 21 gün 56 dakika sonra editi : hiç unutulmaz denilen şeyler bile zamanla silinebiliyormuş. istesen de istemesen de. ne acı
yıldız tilbenin de dediği gibi zaman herşeyin ilacı ve bedava
belli başlı tarihleri unutamıyorum. sebebi bu zaman dilimine tanıklık eden anlar ve yaşanmışlıklar.

yakın zamanda yaşadıklarımı ele alırsak; en unutamayacağım an sanırım her yerden diss atan ve görüşmeyi kesen eski sevgilimin 21 ekim cuma gecesi 23:00 sularında çat diye evime gelmesidir. onca zamandan sonra cidden kapıyı açtığımda onu karşımda görüşüm unutulacak gibi değildi. neden geri döndüğünü hiç sormadım. cümleye özledim diye başlaması yetti. böyle bir radikal dönüşü ilk kez yaşadım. hayretler içindeyim.
olaylı ayrıldığım ve yaklaşık beş senedir görmediğim eski sevgilimin yolu güney afrikaya düşünce benimle görüşmek istemesi. * yanına gittiğimde bana sımsıkı sarıldığı an ve sonra bütün akşam boyunca sanki halen berabermişiz gibi davranması, durup durup yüzümle gözümle oynaması, insanlarla dolu meydanda beni buz gibi betona oturtup dizime yatması. halimizi gören bir elemanın gelip bana çiçek satmaya çalışması. kısacası o akşam yaşanan her şey. tabi bir de ertesi gün beni görmek istemediğini söylemesi var.
ben seni, beni sevdiğin gibi sevmiyorum. bende bir karşılığı yok. olmuyor diyerek beni terk eden çook eski sevgilimin aradan yıllar geçtikten* sonra beni araması ve bana mavi ekran verdiren diyalog. bu anı/anıyı gelecek nesillerle paylaşmayı bir insanlık görevi addederim. buyrunuz;

gordias(g) / eski sevgili(e)

g: alo
e: alo nasılsın?
g: numaranız kayıtlı değil. kiminle görüşüyorum?*
e: sildin mi numaramı? anlıyorum tabii. haklısın...
g: x? sen misin? sildim tabii. neden tutacaktım ki?*
e: haklısın. ben seni benim artık bir sevgilim var diye aradım.
g: mutluluklar!
e: onu duymak için aramadım. şey diyecektim (ağzında geveleyerek)
g: o zaman ne için aradın? söyleceksen söyle, benim biraz işim var da...
e: senden sonra hiç sevgilim olmadı ama şimdi bir sevgilim var. biliyor musun hem fiziksel olarak hem de mizaç olarak sana çok benziyor. aslında ben seni çok sevmiştim ve seni çok özledim bunu söylemek istedim. onun için aradım.

sonraki 45 saniye boyunca çektiğim algılama güçlüğü, boğaz kuruması, burun sızlaması ve sonrasındaki diyalog;

g: anlamadım nasıl yani?
e, az önce söylediklerini yeniden başka cümleler ile yeniden anlattır.
g: anadilim dışında bir dilde olunca anlamadım sandım, ama yok gayet doğru anlamışım. senden benim için bir şey yapmanı rica ediyorum.
e: nedir? eğer yapabilirsem...
g: şimdi telefonu kapat. yavaşça yere bırak. aynanın karşısına geç. ben bir orospu çocuğuyum de ve sonra da numaramı sil. bunu benim için yap olur mu?

telefonu kapatır kapatmaz yaşadığım rahatlama ve ona dair her şeyden kurtulma. nefes verme ile soluklaşıp kaybolan varlığı. * *