borderline kişilik bozukluğu

duygularda, insan ilişkilerinde, davranışlarda dengesizlik ve aşırı kaybetme korkusu...

nedir?

borderline kişilik genelde çocuklukta yaşanılan önemli bir kayıp, anne-baba ile olan bağın dengesiz olması, travma, kötü muamele yada duygusal olarak yoksun kalmak gibi tecrübelere dayanmaktadır. oldukça yaygın görülen bir hastalıktır, toplumun yüzde 2 yada 3 ünün sahip olduğu tahmin edilmektedir.

eğer borderline kişilik bozukluğunuz varsa, sürekli olarak terkedilme duygusunun yarattığı panik ile mücadele ediyorsunuz demektir. genel olarak davranışlarınız değişken ve ani hareketlerden oluşur. duygularınız sürekli değişir, insanlarla olan ilişkileriniz ise yoğun ve fırtınalıdır.

büyük ihtimalle, değer verdiğiniz insanlara tutunmak için çılgınca bir çaba sarfederken bir yandan da kaybetme korkusundan kaçınmak için önemsizleştirmeye çalışırsınız. yalnızlık duygularını uzaklaştırmak için çevrenizi insanlar ile doldurursunuz, hatta sevmediğiniz yada anlaşamadığınız insanları bile kabul edersiniz. insanlar ile olan ilişkilerinizde strese yol açan olaylar, örneğin maddi zorluklar, ilişkide yaşanan problemler vs genelde hastalığı daha da kötüleştirir.

borderline kişiliğe sahip kişilerin kendine güven duyguları çok kırılgan olduğu için insanlar tarafından kabul edilmeye yada reddedilmeye karşı aşırı derecede hassastırlar. eğer bu hastalığa sahipseniz, bir ilişkiniz olsa bile kendinizi dışlanmış ve yalnız hissedersiniz. olası bir kayıp, ayrılık yada terkedilme ihtimali karşısında kendinizi tehdit altında hissederseniz ve genelde hiddet, aşırı öfke, aşağılama yada sözlü saldırılar ile tepki verirsiniz. borderline kişiliğe sahip insanların duygularını kontrol etmekte zorlandıkları yaygın olarak bilinmektedir. ayrıca bazı durumlarda yalnızlık ve terkedilmişlik duygularından kurtulmak için alkol, uyuşturucu, yeme bozuklukları, kendine zarar vermek yada intihara teşebbüs etmek gibi davranışlar görülebilir

belirtiler
1.idealleştirme ile aşağılama arasında sürekli değişen bir ilişki
2.tehlikeli boyutlarda kendine güven eksikliği ve dengesizlik
3.ruh halinde sürekli ve büyük değişimler.
4.aşırı ve yoğun öfke
5.kızgın ve saldırgan patlamalar
6.ayrılıkta yada kayıp anında panik duygusu
7.sürekli olarak kendini boş hissetme.

tedavi

kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır. tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir. genelde kişilik problemleri psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir.

örneğin, uzun vadeli psikoterapi borderline kişiliği olanlar için oldukça etkili olabilir. fakat ilişkilerde yaşadıkları problemleri düşünürsek, terapi sürecinin oldukça değişken olduğunu ve sabit bir iyileşme eğrisi çizmediklerini belirtmek gerekir. terapi sırasında devamlı değişen duygulara, aşırı ilgi ihtiyacına ve sürekli tekrarlanan krizlere terapistin dayanması gerekir. her şey yolunda gitse ve terapist her şeyi doğru yapsa bile, borderline kişilik bir süre sonra terapiyi ve terapisti aşağılamaya başlayacak ve kızgınlıkla aniden tedaviyi sonlandıracaktır. bir kaç ay sonra yeniden terapiye dönmesi ile aynı süreçler yeniden yaşanacak ve bu şartlar altında tedavi en azından 2-5 yıl arasında sürecektir.

bazı zamanlar, özellikle kriz anlarında kişi intihar teşebüssünde bulunabilir. bu durumda hastanın kısa bir süreliğine hastaneye yatırılması gerekebilir. eğer kişinin hastalığı ilerlerse ve evde ihtiyacı olan bakım ve ortam sağlanamıyorsa, daha uzun süreli olarak hastanede kalması istenebilir.

araştırmalar bazı kişilik sorunlarının kişide devam ettiğini ama bazılarının yok olduğunu göstermektedir. görünüşe göre hayat tecrübeleri ile birlikte hasta karakterinin temel özelliklerini değiştirmeyi öğreniyor. tedavi uygulandığı zaman ise hastalığın gelişmesi hızlanıyor. özellikle kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa, iyileşmek için çaba sarfediyorsa ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlı oluyor. ama diğer tarafta kişi sorunlarının başkalarından yada çevresinden kaynaklandığına inanıyorsa, sorumluluğunu üstlenmeyi reddediyorsa ve problemlerini çözemeyecek kadar güçsüz ve zayıf olduğunu iddia ediyorsa iyileşme süreci biraz daha uzun zaman alıyor.

-alıntıdır.
borderline kişilik bozukluğuna sahip olanlar hayatı uçlarda yaşarlar. hastalığın en önemli belirtisi budur. uzman psikiyatr olan eski sevgilimin benim üzerimden yaptığı bir kaç tanım şöyle. ki kendisi insanları borderline, bipolar gibi etiketlemeyi sevmeyen bir insandır fakat literatürde olan bir hastalığı da görmezden gelmek olmaz. "karşılarındaki insana her şeylerini verirler ve ondan da her şeyini isterler" evet efendim aşık olmasam da karşımdaki insanla ruhsal ve cinsel olarak her şeyi paylaşıyordum, sınır tanımıyordum. en önemli belirtilerinden bir diğeri de cinsellik. borderlinelar tabi ki sekste de sınır tanımazlar. en son bir haftada üç farklı kişiyle birlikte olunca hastalığın tavan yaptığını anladım mesela. ki bu ilişkiler sırasında uyuşturucu veya alkol etkisinde olduklarım da vardı. en son nokta üç gün önce tanıştığım arkadaşımın arkadaşıyla bar tuvaletinde sevişmek olunca yoo dostum yoo bu kadar da değil dedi içimde bir yer. kendilerine zarar vermeye meyillidirler ve bu yönü özellikle genetiktir. terk edilme duygusu yüzünden herkese iyi görünmeye çalışırlar. bir çok özelliğine katlanamadığım insanlar bile beni bırakmasın, beni sevsin, en çok beni sevsin diye kendimi paralardım. zaten hastalığın en önemli özelliklerinden biri de bu içinden ne kadar kötü şey geçse de insanlara kendini iyi bir insan gibi lanse edebilmek. genelde uygunsuz kişilere de ilgi duyar borderlinelar, yaşı kendinden büyük veya hayatı düzensiz kişiler olabilir ilgi duydukları.

sözü daha fazla uzatmamak gerekirse bir sene öncesine kadar hayatımın 6-7 yılını çalmış olan hastalıktır. sonra ne mi oldu? yoruldum. gecesi gündüzü belli olmayan bir hayat, içinde başka dışında başka yaşamak, alkol, uyuşturucu seni uçlara götürebilecek her şey, intihar düşüncesi. belki de bir yıldır süren ilişkinin ve sevgilinin desteğiyle artı ilaç ve doktor yardımıyla artık etkisi altında olmadığımı düşündüğüm hastalık. hortlamasın ve ben eskisi gibi olmayayım diye her şeyi yapabilirim çünkü böyle iyi böyle huzurlu.

kendinizde bu belirtileri görüyorsanız mutlaka doktora gidin derim ben. ne doktoru, ne ilacı yalan hep bunlar demeyin. belli ki mekanizmada ters giden bir şeyler ve affedersiniz ama hayatınızı sikiyorsunuz. borderline iken hayatı sonuna kadar yaşıyor hissine kapılsanız da yaşadığınız hayat hayat değildir aslında.
24 yıldır, ikizler burcu temel özellikleri olarak lanse ettiğiniz, bana adadığınız herşeymiş la bu bordırlayn olayı...
anti astrolojik harekete devam
bi' siktirip gitmesini istediğim kişilik bozukluğu.

tanısı koyulmadan önce kötüydüm, tanısı koyuldu, hala çok iyi olduğum söylenemez. en azından kendime verdiğim zarar azaldı diyebilirim.

bozukluğun belirtilerinin dışında, ilaçların da hayatımı piç ettiği gerçeği de var.

sevmiyorum, defolsun.
tanı kriterlerini okuyarak kendinize ya da tanıdıklarınıza asla teşhis koyamayacağınız kişilik özelliği.

kişilik bozukluğu tabiri , kişinin travmatik yaşam deneyimleriyle kendi başa çıkabileceği zamandan çok daha önce karşılaştığı , bu nedenle de yetersiz kalan mekanizmaların artık kişiliğin bir parçası olduğu durumlara gönderme yapar. yani kişinin sorunlarla başa çıkma yöntemlerinin hayatının her döneminde aynı olması , esneyememesi ve değişmemesi haline kişilik bozukluğu denebilir ancak.

teşhisin konulması dikkatli bir terapistin detaylı analizini gerektirir , zira travma sonrası stres bozukluğu , özellikle de cinsel şiddet , istismar vs. yaşantılarına maruz kalındıysa , borderline kişiliği taklit edebilir.
hayatımı mahvetmenin eşiğine getirmiş lanet hastalıktır. gittiğim onlarca doktordan sonra bu tanıyı koydular. aşırı derecede maddi sıkıntı çekiyordum sırf harcamalarımın sınırı olmadığı için, sosyal ilişkilere hiç değinmiyorum bile, aynı zamanda bpd hastaları sağlık problemli de çok yakışıyor geçen bpd arkadaşımla sırf bu yüzden hıv testi yaptırdık mesela
genel olarak bpd az rastlanıyor dense de azımsanamayacak kadar toplumda çoklar. sosyal ilişkilere bakarsak da uğruna canını verebileceği insana 2 gün sonra tekma atmakta üstüne yoktur, bpd bireyler çabuk bağlanıyr ve terkedilmekten korkar. hatta terkedilmemek için elinden geleni yaparlar. kısacası hayatı mahveder (bkz: )swh
sevgilimin muzdarip olduğu sıkıntı. her yere gitmeme müsaade ediyor ancak gittiğim zaman ağzıma sıçıyor, el ele dolaşıyoruz çat kavga çıkarıyor; tuvalete gidiyorum o zaman aralığında bile özlediğini söyleyip ağlamaya başlıyor, hatta izlediğim diziyi bile kıskanıyor. sık sık ağlama krizine girerek istediklerini yaptırması da cabası tabi. neden böyle olduğunu sorduğumda ise sebep olarak bana "kaybetme, kıskanma ve aşırı bağlılık" sebeplerini sıralıyor.

istisnasız olarak bir gün küs isek diğer gün barışık haldeyiz. denklem kesinlikle şaşmıyor. mesela 2 gün ard arda mutlu geçen günümüz olmadı. enteresan bir rahatsızlık.
bir zamanlar ınternette gezınırken karsılastgım belırtılerını okyunca ahanda bunların hepsnı tasıyorum dıye kendı kendıme teshıs koydgum ben borderlınım dıye bır sure dolasıtıgım hastalıkır...
diğer adı ile "duygusal istikrarsız kişilik bozukluğu" b grubu kilişik bozuklukları grubuna girer. yukarıda verilmiş bilgilerin hepsine katılmakla beraber bu bozukluğu tek cümle ile özetlersek bozukluğun mottosu; "ne seninle, ne sensiz!" olabilir.
gecenin bu saatine kadar beni uyutmamis, saatlerdir aglatmis ve yine intiharin eşiğine getirmiş 3 yıldır yakama yapışan bir hastalık. mutlu her anımda kenardan beni izliyor gibi. tek yaşamaya başladığımdan beri daha şiddetli. giderek artıyor ve hiçbir şey etkili olmuyor. aileme çevreme durumu anlattığımda işine gelmiyor ondan böylesin diye gecisstirip destek olmuyorlar. bilmiyorum sözlük, iyi hissetmiyorum. içimdeki boşluk ve acıyı tarif etmem imkansız. keşke ilk öğrendiklerinde yaralı bir at gibi vursalardi beni. katlanamiyorim kendime. çok canım yanıyor.
diğer psikolojik durumlarla (bkz: depresyon) (bkz: anksiyete) (bkz: ptsd) ile karıştırılmaması için uzmandan görüş alınması önemlidir. internetten halimin ne olduğunu araştırmaya başladığımda karşıma çıkan ilk sonuç buydu, kendimi de psikoloğa gitmeden önceki altı aylık sürede fazlasıyla inandırmıştım borderline olduğuma. meğerse değilmişim, meğerse mood swinglerim anksiyete ve özgüvensizlikten, yoğun öfke de ptsd'denmiş. yaşayana allah kolaylık versin diyorum o yüzden, yaşamayan bilemez diyorlar çünkü.
lütfen bırak peşimi it.