tophat

Durum: 28 - 0 - 0 - 0 - 22.10.2020 12:22

Puan: 436 - Sözlük Kezbanı

3 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

0
  • /
  • 2

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

ayı sözlük itiraf

(bkz:https://ayisozluk.com/ayi-sozluk-itiraf-1575172257.html?entry_id=390599) gibi bir şey yazmışım, sonra ortadan kaybolmuşum. ilk geldiğimde çok yazmışım. az önce bir kez daha çok yazdım.

sildim. bu sefer tutmaya gerek görmedim.

yaşıyorum. ekonomik olarak, ruhsal olarak, güç ve kariyer olarak daha iyi yerlerdeyim ama içimdeki mutsuzluğu hala yenemiyorum. pazar günü yaklaşık 20 saat uyudum, sevdiceğe canım uyumak istedi, işten çok yoruldum dedim. halbuki kronik depresyonum tam güçlerinde yaklaşık 2 aydır.

her küçük mutluluğu biriktiriyorum. başkalarının büyük görebileceği mutlulukları da bölüyorum, küçük mutluluklar istifleyip büyük mutsuzluklarıma küçük küçük delikler açıyorum. daha iyisi için tepelerden yukarılara doğru koşuyorum, daha iyisi hiç olmayacaksa da bu ihtimali düşünmeden koşmaya devam ediyorum. nasılsa tak dediği yerde tak dedirtme gücü benim elimde. :))

pose

naomi smalls'ın efsane single'ının adı.

shanaproject.com

anı anına güncel ve tüm animelere hitap eden genel anime ve manga torrent sitesi https://nyaa.si/ varken ve takip edilen çoğu güncel anime https://horriblesubs.info/ tarafından çevrilirken takip edilmeyecek sitedir.

kendinden büyük erkekleri sevmek

konuya alakasız gireceğim ancak antik yunan'da eğitici rolündeki yaşı büyükçe bir erkeğe yüklenmiş "bir erkeğin nasıl davranması gerektiğini öğretmesi" görevi kadar alakasız girmeyeceğim. nitekim plato'nun aşkın en saf ve temiz halinin savaşçı erkekler arasında olduğunu söylemesinden ya da freud'un aşkın yetişkin bir insanın hayatındaki kaos ve savaş düşkünlüğünün doğal sonucu olduğu görüşünden veya insanın varoluşunun kendi yıkımını getirme düşkünlüğü üzerine olduğundan ve dolayısıyla aşkın da bir varoluş yıkımı olarak insan hayatında kendini gösterdiğinden de, yaşın bu anlamda en etken yıkıcı olduğundan zira bize yaşın küçüklüğümüzden beri olgunluk ve kendini bilirlik olarak, hatta çoğunlukla hayatımıza etki eden yanlış davranışlar olarak işlendiğinden bahsetmeyeceğim.

genel daddy severlere, tabirin doğası gereği "kendi babasını arıyor" benzeri bir yorum yapılır. kimse adına konuşamayacağımdan kendi adıma konuşacağım; benim babam disiplin ve kural timsalidir, kültürlü ve eğitimlidir, ayrıca bire birde ürkütücü ve baskıcı olduğu sebebiyle manipülasyon yeteneği de çok yerindedir. çoğu huyumuz birebir olarak aynı olduğundan, böyle bir insanı "arıyor" olsam muhtemelen dünyanın en zehirleyici ilişkisini yaşardım.

bir aktif olarak, maddi anlamda kimseye hiçbir anlamda ihtiyaç duymayan ve ne istediğini bilen biri olarak yaşı benden küçük veya bana eş, bana yakın insanlarla birlikte olduğumda genel olarak hepsinin karakterlerinin oturmadığı yerler üzerlerinde sırıttı.

o yüzden, buyrun sizin olsun besleyip doyurduğunuz, dinlemeye dayanamadığınız ve sadece sikmek için var ettiğiniz yaşıtlarınız. buyrun sizin olsun eline muhtaç olduğunuz ve ne yaparsam bana şunu alır dediğiniz "yakın yaşlardaki" ilişkileriniz. ben; dinlemeyi bilen, sevişmeyi bilen, konuşması ve hareketleri yerinde olan, beni kaybetmeyeceğini bilmesine rağmen kaybedecekmişçesine yaşayan ve sadece bu yüzden bile benden vazgeçemeyecek daddy'mle gayet memnunum.

2019 yılından beklentiler

dengeli olabilmek; işine çok önem veren biri olarak meyvelerini alabilmem, kendi değerimi zorlamadan kanıtlayabilmemden geçiyor. dolayısıyla sakinliğimi koruyarak ve olduğum gibi devam etmeliyim. aynısı duygusal hayatım için de geçerli, bitti dememe rağmen bitmeyen uzun süreli ilişkimde ilk kez daha sağlıklı bir konumdayım, bu konumu olduğu gibi devam ettirmenin bana hiçbir zararı olmadığını fark etmeliyim zira beni gerçekten seven biri var hayatımda ve benim için değişmeye hazır olduğunu görebiliyorum. nitekim ruhsal hayatım da dengesizliğim sebebiyle gelgitli bir durumdaydı 2018 boyunca, üzerime sinmiş huzursuzluğun ben farkında değilken bile orada olduğunu bilmek artık bir sona ermeli. sağlığım da bu dengesizlikten muzdaripti, hiçbir hastalık yaşamama rağmen kas kütlemin işkoliklik sebebiyle azaldığının farkındayım, gelsin eski bear king vücudu.

daha da fazla bereket. kazandığım paranın bereketi giderek daha çok kendisini belli ediyor. sadece bu şekilde devam etmesi değil, daha da fazla artarak ilerlemesi gerekiyor ve 2019 çoktan bunun sinyallerini veriyor.

dinginlik. bahsettiğim huzursuzluğu daha dingin ve tane tane akarak aşabilirim. 2019 artık 30 olacağım yıl olarak bana bunu getirebilir diye umut ediyorum.

2020 ekim editi: 30 oldum, 31 de oldum bu arada hatta, birkaç ay gün bile aldım. bahsettiğim bereket geldi, beklediğim kadar oldu, daha da olması için hala her gün tırmanmaya devam. bear king vücudu tabii ki geri gelmedi, iş ne kadar artıyorduysa o kadar artmaya devam etti. 6 yılı bitirdik ilişkide, hala aynı insana tutku ve sevgiyle bakabilmeye devam ediyorum. kalbim, elim, sikim, dilim, aklım hala onun. holding bebesi out.

unutulma hakkı

asıl hakan peker'in söylediği gibi şarkılara vs. için uygulanması neredeyse imkansız olan husustur, ilk kez abad'ın google spain v aepd ve mario costeja gonzalez davasında ortaya çıkardığı, bizde yansıması 6698 sayılı kişisel verilerin korunması kanunu olan 95/46/ab direktif'inin tarihsel gelişmesinde bir adımdır.

kısa ve basit bir örnekle anlatmak gerekirse, gençken bir olayda resminizin çekildiğini düşünün ve aradan 10 sene geçmesine rağmen hala bu resimle google'da üst sırada gözüktüğünüzü düşünün. halka mal olmuş bir kişi değilsiniz ve olsanız bile halk artık bu resmi unutmuş durumda. o halde, sizin hayatınıza olduğu gibi devam etme hakkınızı engelleyen bu resme karşı unutulma hakkınızı kullanabilirsiniz ve bir nevi "unutulursunuz".

teknik olarak google'da listeden kaldırılma hakkıdır, bizde yargıtay'da da 2016 ve devamında emsal kararlarda (hatta bazılarında bariz yanlış değerlendirilerek) uygulandığını görmüş bulunuyoruz.

made in abyss

animesini dün bir oturuşta bitirdiğim, ikinci sezonunu beklediğim ve mangalarını ısmarladığım seridir.

başta karakterlerin şirinliği ve masumluğuyla insana "aa, çocuklara yönelik midir?" dedirtse de konu gittikçe grim ve dark bir hale büründüğünde tadından yenmezlik etkisi yaşatır.

sabırsızlıkla ikinci sezonunu bekliyorum.

gaymer

gaming'i candy crush ve konsolda takılmak sanan bazı gayler tarafından "ben de gaymer'ım" denilerek içi boşaltılmış, aslında karaktersiz ve özelliksiz insanların kendilerine özellik yaratma çabası olarak harcanan terimdir.

league of legends'tan başka oyunlar da var gülüm, burada el kadar çocukkenden beri oyun oynayan biri varken sen sus.

hatta yaşanmış örneği de var bunun. kendisini moviephiliac, gaymer olarak tanıtan bir bear ile tanışılır, birkaç kahve ve buluşma sonrasında "oyun dolu bir ps4'ü ve hayvani gaming pc'si" olan bear'ın evine gidilir, başta ps4'te biraz mortal kombat ve gods among us oynarken görülür ki bear kişi controller'ı ömründe ilk kez tutuyor gibi oynamakta, işaret parmağı ile tuşlara tek tek basmakta ve arka tuşlardan habersiz yaşamaktadır. konsolu dahi olmayan er kişi aynı oyunlara steam'de sahiptir ve fight pad'le olan deneyimleri sayesinde ardı ardına perfect / flawless çeker. hayvani "gaming pc" diye tanıtılan ve hatta battlestation diye övülen bilgisayarda i3 bile yoktur, kendisi chrome'da java oyunları oynamakta ve hatta gamyun'da banko'da takılmaktadır.

nitekim önce oyunlarda bir temiz dövülür, tabiri caizse gece boyunca eline verilir. 3 buluşma sonrasında kendisinin ne kadar boş bir insan olduğu ve her şeyin sadece "görüntü"den ibaret kurtarmalar olduğu anlaşılınca birkaç kez daha booty call olarak kullanılıp sonra unutulur.

selama ashal'anore

quel'thalas prensi kaelthas sunstrider'ın takıntılı şekilde dilden düşürmediği, thalassian * dilinde bir söz öbeği. anlamı "insanlarımıza adalet" olup haksızlığa uğrayan blood elf'leri kast ederek söyler. *

gaymer

iş yoğunluğundan bilgisayarı özleyecek hallere düşmeme rağmen hala her fırsatta yaşasın gaming!

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

munch

eşcinsellik metropolde yaşanır

istanbul'da yaşayan bir eşcinsel olarak neyin bu kadar övüldüğünü anlamış değilim zira biriyle birlikte olunca hepsiyle birlikte olmuşsun gibi hissettirir çünkü genel olarak yaygın özelliklere sahip olanları vardır.

sırf "tarz" olabilmek adına kendisine hiçbir anlam ifade etmeyen ve dikkat çekebilmekten öteye amacı olmayacak şekilde giyinenler, bulabildiği her adamla birlikte olanlar, sadece doneler ve konuşabileceği "topik"lerden ibaret olanlar, çok kültürlü görünüp asıl kültür master'ını "madilik"te yapanlar, tavır ve davranışlarıyla iğrençleşmiş olanlar, sırf büyük penis düşkünlüğüyle ya da "sigecek" adam derdiyle yananlar ve kankaları "kaç adamla seks yaptım bilmiyorum" ödül avcıları, hiçbir şeye parası olmayan çünkü bir gece dışarı çıktığında aldığı maaşın yarısını tüketip senin vaktini harcamayı kestiğinde sana enayi gibi hissettirenler.

uzak durun. gidin dağda, bağda yaşayın ama dikkatli olun, sırf "şekil" olsun diye arabasıyla oraya da sevişip twittera video çekmeye gelmiş bir şehir eşcinseliyle karşılaşabilirsiniz.

sonuç olarak insanı varoluşsal sorunlara iter; "beğeni, ilgi ve belki sevgi olmadan nasıl seks yapar insan?", "hissetmeden neden soyunur birine insan?", "neden seks bu kadar önemlidir?", "lüks ve görünüş her şey midir?", "birisinin ne giydiği ya da görüntüsü ne kadar önemlidir?" gibi sorularla yorar, insandan uzaklaştırır.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

borderline kişilik bozukluğu

"tam olarak senden nefret ediyorum ama beni sakın bırakma"dır.

jonny mcgovern

youtube'daki hey qween kanalında rpdr kızlarıyla bol geyikli röportajlar yapmasıyla tanıdığım, tip olarak itici olan ayıdır.

intihar etmemem için bir sebep söyle

bir nevi utandığım içindir. başkalarının baktığı yerden müşkülpesentlik yaptığım ya da şımarıklık ettiğim, debillik sergilediğim bile söylenebilir zira dış görünümün, maddiyatın, kariyerin ve kültürün yolunda, düzgün ve daha da yükselerek devam ettiği bir hayat içerisindeyim fakat kendi kafam içerisindekileri düzgün yerlerine oturttuğum halleri beni yormaktadır.

bir diğer sebebi ise gün neden hep geceye varıyorsa aynı sebepledir. kendimi bildim bileli hayattaki eksikliklere, kıyafetteki deliklere parmağını sokup "işte, bu bir sorun" diyerek dert etmiş biriyim. özellikle başkalarına ait ikinci el utançlar biriktirir ve bunları düzgünce istiflerim. tüm bunları bilerek, kendimdeki sorunlara aşina biri olarak: henüz, kesin çözüm aşamasına kadar gelmiş değilim.

belki biraz daha resimlerim, biten tezim, yazdığım kitabım ile şiirlerim ve okunacak kitaplarım bitince, ben de bitebilirim. bu süreçte de hiçbir şekilde yardım vs. almayı düşünmüyorum, kararım kesindir.

kitap okuma alışkanlığı kazanmak

zengin okul kütüphanesinde okuyabildiğim yüzlercesi hariç olarak kütüphanemde 2000'leri geçmiş bulunan kitaplarım benim için paha biçilemezler. meslek zorunluluğu ile okuduğum dev kitapları saymıyorum bile.

alışkanlığını bilemem ama okumayan insan kendisini çok belli ediyor, alışkanlıktan öte zevk alabilmeyi başarmak gerekiyor.
  • /
  • 2

Toplam entry sayısı: 28

ayı sözlük itiraf

kendimi kayıp hissediyorum. türkiye'deki aylık ortalama gelirin çok çok üzerindeyim, iyi bir işim var ve başarılıyım. eli yüzü düzgün, konuşması düzgün biriyim. prezentıbıl holding bebesiyim ama holdingde değilim.

süper süper lükslerde yaşamak gibi bir derdim yok fakat üstüm başım düzgün, evim sıcak, dolabım dolu, konser listem tıka basa, sinema keza, kitap aynı şekilde. ancak hayatımda, uzun süreli bir ilişkiden çıkmamın üzerinden fazlaca zaman geçmesine rağmen, özel birisi yok ve istemiyorum da. kendimi yorgun hissediyorum, her şeye ve herkese karşı yorgun hissediyorum. birilerini tanımak gibi bir niyetim yok, birileriyle buluşmaya isteğim yok.

anlamıyorum neden fakat bana doğru geliyor. resim yapmaya, oyun oynamaya, kitap okumaya, müzik dinlemeye ve daha da önemlisi tezime çok fazla vakit ayırıyorum. hiçbirinden dolayı kendimi yorgun da hissetmiyorum.

tam tersine birisiyle anlamsız konuşmalara girip benim vaktimi çalıyor gibi hissettirdiğinde bu yorgunluğu hissediyorum.

asosyalliğin ve sosyopatlığın tanımlarının çok yakınlarından geçiyorum. zira kendi içimde aşırı asosyal ve insanlara uzak hissederken dışarıdan insanlara kendimi sevdirecek ve yakın hissettirecek her şeyi yapıyorum. resmen iki değil, dört değil; binlerce maskenin altında kendimi saklıyorum.

ne yapacağımı bilmiyorum. intiharı her gün düşünmenin sağlıklı olmadığının da farkındayım üstelik.

benimki eşcinsellikle verilen bir savaş da değil, hayatla ve insanların sahteliğiyle verilen bir holden caulfield'lık. üstelik ilk değilim bunu düşünen, son da değilim.

kendinden büyük erkekleri sevmek

konuya alakasız gireceğim ancak antik yunan'da eğitici rolündeki yaşı büyükçe bir erkeğe yüklenmiş "bir erkeğin nasıl davranması gerektiğini öğretmesi" görevi kadar alakasız girmeyeceğim. nitekim plato'nun aşkın en saf ve temiz halinin savaşçı erkekler arasında olduğunu söylemesinden ya da freud'un aşkın yetişkin bir insanın hayatındaki kaos ve savaş düşkünlüğünün doğal sonucu olduğu görüşünden veya insanın varoluşunun kendi yıkımını getirme düşkünlüğü üzerine olduğundan ve dolayısıyla aşkın da bir varoluş yıkımı olarak insan hayatında kendini gösterdiğinden de, yaşın bu anlamda en etken yıkıcı olduğundan zira bize yaşın küçüklüğümüzden beri olgunluk ve kendini bilirlik olarak, hatta çoğunlukla hayatımıza etki eden yanlış davranışlar olarak işlendiğinden bahsetmeyeceğim.

genel daddy severlere, tabirin doğası gereği "kendi babasını arıyor" benzeri bir yorum yapılır. kimse adına konuşamayacağımdan kendi adıma konuşacağım; benim babam disiplin ve kural timsalidir, kültürlü ve eğitimlidir, ayrıca bire birde ürkütücü ve baskıcı olduğu sebebiyle manipülasyon yeteneği de çok yerindedir. çoğu huyumuz birebir olarak aynı olduğundan, böyle bir insanı "arıyor" olsam muhtemelen dünyanın en zehirleyici ilişkisini yaşardım.

bir aktif olarak, maddi anlamda kimseye hiçbir anlamda ihtiyaç duymayan ve ne istediğini bilen biri olarak yaşı benden küçük veya bana eş, bana yakın insanlarla birlikte olduğumda genel olarak hepsinin karakterlerinin oturmadığı yerler üzerlerinde sırıttı.

o yüzden, buyrun sizin olsun besleyip doyurduğunuz, dinlemeye dayanamadığınız ve sadece sikmek için var ettiğiniz yaşıtlarınız. buyrun sizin olsun eline muhtaç olduğunuz ve ne yaparsam bana şunu alır dediğiniz "yakın yaşlardaki" ilişkileriniz. ben; dinlemeyi bilen, sevişmeyi bilen, konuşması ve hareketleri yerinde olan, beni kaybetmeyeceğini bilmesine rağmen kaybedecekmişçesine yaşayan ve sadece bu yüzden bile benden vazgeçemeyecek daddy'mle gayet memnunum.

kitap okuma alışkanlığı kazanmak

zengin okul kütüphanesinde okuyabildiğim yüzlercesi hariç olarak kütüphanemde 2000'leri geçmiş bulunan kitaplarım benim için paha biçilemezler. meslek zorunluluğu ile okuduğum dev kitapları saymıyorum bile.

alışkanlığını bilemem ama okumayan insan kendisini çok belli ediyor, alışkanlıktan öte zevk alabilmeyi başarmak gerekiyor.

gaymer

gaming'i candy crush ve konsolda takılmak sanan bazı gayler tarafından "ben de gaymer'ım" denilerek içi boşaltılmış, aslında karaktersiz ve özelliksiz insanların kendilerine özellik yaratma çabası olarak harcanan terimdir.

league of legends'tan başka oyunlar da var gülüm, burada el kadar çocukkenden beri oyun oynayan biri varken sen sus.

hatta yaşanmış örneği de var bunun. kendisini moviephiliac, gaymer olarak tanıtan bir bear ile tanışılır, birkaç kahve ve buluşma sonrasında "oyun dolu bir ps4'ü ve hayvani gaming pc'si" olan bear'ın evine gidilir, başta ps4'te biraz mortal kombat ve gods among us oynarken görülür ki bear kişi controller'ı ömründe ilk kez tutuyor gibi oynamakta, işaret parmağı ile tuşlara tek tek basmakta ve arka tuşlardan habersiz yaşamaktadır. konsolu dahi olmayan er kişi aynı oyunlara steam'de sahiptir ve fight pad'le olan deneyimleri sayesinde ardı ardına perfect / flawless çeker. hayvani "gaming pc" diye tanıtılan ve hatta battlestation diye övülen bilgisayarda i3 bile yoktur, kendisi chrome'da java oyunları oynamakta ve hatta gamyun'da banko'da takılmaktadır.

nitekim önce oyunlarda bir temiz dövülür, tabiri caizse gece boyunca eline verilir. 3 buluşma sonrasında kendisinin ne kadar boş bir insan olduğu ve her şeyin sadece "görüntü"den ibaret kurtarmalar olduğu anlaşılınca birkaç kez daha booty call olarak kullanılıp sonra unutulur.

ayı sözlük itiraf

kendimi kayıp hissediyorum. türkiye'deki aylık ortalama gelirin çok çok üzerindeyim, iyi bir işim var ve başarılıyım. eli yüzü düzgün, konuşması düzgün biriyim. prezentıbıl holding bebesiyim ama holdingde değilim.

süper süper lükslerde yaşamak gibi bir derdim yok fakat üstüm başım düzgün, evim sıcak, dolabım dolu, konser listem tıka basa, sinema keza, kitap aynı şekilde. ancak hayatımda, uzun süreli bir ilişkiden çıkmamın üzerinden fazlaca zaman geçmesine rağmen, özel birisi yok ve istemiyorum da. kendimi yorgun hissediyorum, her şeye ve herkese karşı yorgun hissediyorum. birilerini tanımak gibi bir niyetim yok, birileriyle buluşmaya isteğim yok.

anlamıyorum neden fakat bana doğru geliyor. resim yapmaya, oyun oynamaya, kitap okumaya, müzik dinlemeye ve daha da önemlisi tezime çok fazla vakit ayırıyorum. hiçbirinden dolayı kendimi yorgun da hissetmiyorum.

tam tersine birisiyle anlamsız konuşmalara girip benim vaktimi çalıyor gibi hissettirdiğinde bu yorgunluğu hissediyorum.

asosyalliğin ve sosyopatlığın tanımlarının çok yakınlarından geçiyorum. zira kendi içimde aşırı asosyal ve insanlara uzak hissederken dışarıdan insanlara kendimi sevdirecek ve yakın hissettirecek her şeyi yapıyorum. resmen iki değil, dört değil; binlerce maskenin altında kendimi saklıyorum.

ne yapacağımı bilmiyorum. intiharı her gün düşünmenin sağlıklı olmadığının da farkındayım üstelik.

benimki eşcinsellikle verilen bir savaş da değil, hayatla ve insanların sahteliğiyle verilen bir holden caulfield'lık. üstelik ilk değilim bunu düşünen, son da değilim.

ayı sözlük itiraf

(bkz:https://ayisozluk.com/ayi-sozluk-itiraf-1575172257.html?entry_id=390599) gibi bir şey yazmışım, sonra ortadan kaybolmuşum. ilk geldiğimde çok yazmışım. az önce bir kez daha çok yazdım.

sildim. bu sefer tutmaya gerek görmedim.

yaşıyorum. ekonomik olarak, ruhsal olarak, güç ve kariyer olarak daha iyi yerlerdeyim ama içimdeki mutsuzluğu hala yenemiyorum. pazar günü yaklaşık 20 saat uyudum, sevdiceğe canım uyumak istedi, işten çok yoruldum dedim. halbuki kronik depresyonum tam güçlerinde yaklaşık 2 aydır.

her küçük mutluluğu biriktiriyorum. başkalarının büyük görebileceği mutlulukları da bölüyorum, küçük mutluluklar istifleyip büyük mutsuzluklarıma küçük küçük delikler açıyorum. daha iyisi için tepelerden yukarılara doğru koşuyorum, daha iyisi hiç olmayacaksa da bu ihtimali düşünmeden koşmaya devam ediyorum. nasılsa tak dediği yerde tak dedirtme gücü benim elimde. :))

eşcinsellik metropolde yaşanır

istanbul'da yaşayan bir eşcinsel olarak neyin bu kadar övüldüğünü anlamış değilim zira biriyle birlikte olunca hepsiyle birlikte olmuşsun gibi hissettirir çünkü genel olarak yaygın özelliklere sahip olanları vardır.

sırf "tarz" olabilmek adına kendisine hiçbir anlam ifade etmeyen ve dikkat çekebilmekten öteye amacı olmayacak şekilde giyinenler, bulabildiği her adamla birlikte olanlar, sadece doneler ve konuşabileceği "topik"lerden ibaret olanlar, çok kültürlü görünüp asıl kültür master'ını "madilik"te yapanlar, tavır ve davranışlarıyla iğrençleşmiş olanlar, sırf büyük penis düşkünlüğüyle ya da "sigecek" adam derdiyle yananlar ve kankaları "kaç adamla seks yaptım bilmiyorum" ödül avcıları, hiçbir şeye parası olmayan çünkü bir gece dışarı çıktığında aldığı maaşın yarısını tüketip senin vaktini harcamayı kestiğinde sana enayi gibi hissettirenler.

uzak durun. gidin dağda, bağda yaşayın ama dikkatli olun, sırf "şekil" olsun diye arabasıyla oraya da sevişip twittera video çekmeye gelmiş bir şehir eşcinseliyle karşılaşabilirsiniz.

sonuç olarak insanı varoluşsal sorunlara iter; "beğeni, ilgi ve belki sevgi olmadan nasıl seks yapar insan?", "hissetmeden neden soyunur birine insan?", "neden seks bu kadar önemlidir?", "lüks ve görünüş her şey midir?", "birisinin ne giydiği ya da görüntüsü ne kadar önemlidir?" gibi sorularla yorar, insandan uzaklaştırır.

mide bulandırıcı başlıklar

halbuki içerisinde am, sik, göt, taşak gibi tanımlar barındıran başlıklar bu organlara sahip insanlar tarafından açılmakta ve geliştirilmektedir. bu insanlar belirli dönemlerde de söz konusu amlarını, siklerini, götlerini ve taşaklarını zihinsel ve fiziksel olarak semsert kavramakta ve önce yavaşça, sonra hızlıca görebildikleri her şeye sürmektedir.

doğaldır; insan zevk, aşk, tutku ve daha bir çok şey için sevişen hayvanlardandır. sırf bu yüzden midesi bulanan insan, gerçekten hiç ama hiç sevişmiyor veya sevişmeyi arzulamıyor olmalıdır ki başkalarını bu sebeple küçümsesin. imkansız.

asıl mide bulandırıcı olan, terbiyesiz ve iğrençliğin görünmeyen yerlerinde fokur fokur kaynadığı insanların nefretlerini, öfkelerini, yoksunluklarını ve keşkelerini kustukları başlıklardır.

jabbar

standart eğlenceli eller havaya sahneciliğini devam ettiren seti vardır fakat sesi gerçekten de kayıttakiyle aynıdır.

gaymer

gaming'i candy crush ve konsolda takılmak sanan bazı gayler tarafından "ben de gaymer'ım" denilerek içi boşaltılmış, aslında karaktersiz ve özelliksiz insanların kendilerine özellik yaratma çabası olarak harcanan terimdir.

league of legends'tan başka oyunlar da var gülüm, burada el kadar çocukkenden beri oyun oynayan biri varken sen sus.

hatta yaşanmış örneği de var bunun. kendisini moviephiliac, gaymer olarak tanıtan bir bear ile tanışılır, birkaç kahve ve buluşma sonrasında "oyun dolu bir ps4'ü ve hayvani gaming pc'si" olan bear'ın evine gidilir, başta ps4'te biraz mortal kombat ve gods among us oynarken görülür ki bear kişi controller'ı ömründe ilk kez tutuyor gibi oynamakta, işaret parmağı ile tuşlara tek tek basmakta ve arka tuşlardan habersiz yaşamaktadır. konsolu dahi olmayan er kişi aynı oyunlara steam'de sahiptir ve fight pad'le olan deneyimleri sayesinde ardı ardına perfect / flawless çeker. hayvani "gaming pc" diye tanıtılan ve hatta battlestation diye övülen bilgisayarda i3 bile yoktur, kendisi chrome'da java oyunları oynamakta ve hatta gamyun'da banko'da takılmaktadır.

nitekim önce oyunlarda bir temiz dövülür, tabiri caizse gece boyunca eline verilir. 3 buluşma sonrasında kendisinin ne kadar boş bir insan olduğu ve her şeyin sadece "görüntü"den ibaret kurtarmalar olduğu anlaşılınca birkaç kez daha booty call olarak kullanılıp sonra unutulur.
Henüz takip ettiği biri yok.