pose

yepyeni bir yazar. aramıza katılışıyla sevindirdi. hoşgeldin.
bi ben eksiktim tam oldu diyip kendimi yerlere göklere sığdıramasam mıııı ya da aman efenim teveccühünüz diyip mütevazi şekillere mi girsem.en iyisimi ben minnettarlığımı gizlemeyip teşekkürlerimi sunayım.
hoş gelişler ola, güzel entrilerde buluşula...
amerika'da yayınlanan lgbti başrollerin oynadığı 80lerde geçen dizi. birinci sezonu yayınlandı bu sene. ikinci sezon onayını da almış. ilk üç bölümünü izledim henüz ve çok beğendim. izlerken yer yer güldüm yer yer ağladım. içimi ısıttı resmen.
naomi smalls'ın efsane single'ının adı.
çıkmasını sabırsızlıkla beklediğim, yayınlandıktan sonra beklentimi yüksek tuttuğumdan mütevellit hemen izleyemediğim, sonunda dün ilk bölümünü izlediğim netflix dizisi. *
keyifle izlediğim dizi. 80'ler dönemi amerikada yaşayan draq queen, translar başta olmak üzere lgbti'leri anlatan, bununla beraber hiv+ olanların yaşamlarından kesitler sunan dizi.
paris is burning belgeselinden aşina olduğum; 80'lerin amerika'sındaki lgbtiq, drag kültürünü yansıtan dizi. lubunyaların kendi içindeki hiyerarşisi de var tabi. feminist hareketinde, hakları ilk olarak beyaz kadınların elde ettiği gibi, burda da beyaz eşcinsel erkeklerin üstünlüğünü yansıtması gerçekçi olmuş. emma lazarus'un şiirinde betimlediği o herkesi kucaklayan (!) özgürlük heykeli, gerçeği yansıtmıyor maalesef. bu topraklara senden önce ayak bastım, ben daha üstünüm durumu hep var.