çirkinlik

fiziken umursamadığım durum lakin hep güzel beyleri hayal ettim ne var ki hep çirkinlerle çıktım. lakin estetik algı konusunu ilkçağ filozofları bile aşamamışken benim ipliyor olmam namümkün.

içgüzellik konusunda da önemli olan içi deyip gidip dış güzelliğe bakan insan yığınlarıyla kuşatılmış biri olarak; içini açıp bakabilecegim konularda fikir yürütmek daha mantıklı gibi. ama içerilerden gelen bir çirkinlik her şeyi bok ediyor bu çok net ki gayet farkındayım.
çirkin insan yoktur. nasıl baktığınız önemli. biri çok yakışıklıligiyla da ovunmemeli. sonuçta sen birinden aldığın ödünç bir şeyle ovunur musun? senin cirkin diye ittigin baska birinin hatta senden kat kat yakışıklınin vazgeçilmezi olur bakarsin. ornegin kizlar pek kilolu erkek sevmez ama gel gor ki...
fiziksel gibi görünen ama kesinlikle kişinin enerjisiyle alakalı olandır. çirkinliği 'estetik kaygı' olarak ele alırsak, şusu şöyle busu böyle diye bik bik sabahlara kadar listeler döşeriz aslında ama günün sonunda, en sonunda bırakılan izlenim önemli. malum kültürümüz sağ olsun çok açık sözlü insanlarız, 5 yaşındaki çocuğa +20-30 yıllarca "sen çirkinsin, çirkin kal, giy dedi tu.." demeyi de biliriz, severiz. gel gör ki ne güzellikler var yaklaştıkça rahatsız olursunuz, gerilirsiniz, içiniz adeta yapış yapış soğur.

böyle tatlı ekşi sıfatlara ihtiyacımız olmadığını bi kavrasak ya, belki iyi çocuk olmadan da şirinleri görürüz, öyle yolda sokakta falan.

(bkz: blake lively)