can u not

Durum: 48 - 0 - 0 - 0 - 27.07.2015 11:00

Puan: 553 - Sözlük Kezbanı

5 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 3

ayı sözlükçülerin şu an ihtiyacı olan şey

doğa ve dinlenme içeren bir tatil.

yeşil görmek istiyorum, temiz hava istiyorum, manasız sessizlik istiyorum.

ayı sözlük yazarlarının çanta tercihleri

gym çantam, şu aralar bir türlü kopamıyorum

david gandy

date app'lerinde fake fotoğraf kullanmak isteyenlerin ilk ziyaret ettiği bebeksi.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

ayı sözlük fuck buddy aranıyor ilanları

alttaki yazara soracaklarım var

iyidir, teşekkürler seni sormalı?

alttaki dater: illüstrasyon yapmak istiyorum, nereden başlamalıyım sence?

evde yapmaya çalışınca hüsrana uğranan şeyler

mayonez.

rengi sarı oldu.

penisi büyük olan erkek

en başta, kısmi olarak göze güzel gelen erkektir, hödük olmasın, bu hediyeyi iyi kullansın diye öneriyorlar.

ap sözlük yazarları

hmm işte en sevdiğim şey dedirten yazarlardır.

en yakın arkadaştan ilan-ı aşk

ilan-ı aşk eden en yakın(?) arkadaş bendim, bu kısımdan yakalayabildiğim olay.

öncelikle sıradan birine ilan-ı aşk etmekten çok daha zor. sürekli kendi içinde gidip geliyorsun, kimseyle konuşamıyorsun, hatta abuk subuk nasihat sitelerine anonim yazıyorsun ne yapsam ne etsem diye, o kadar düşüyorsun. adam yanında sabah akşam eğleniyorsunuz, gülüp gülüp düşüyorsunuz ama her sabah her akşam aklında bu var. güzel, tatlış hayal kurunca bile yüzün kızarıyor, çok utanıyorsun sanki dünyadaki en kötü şeyi sen yapmışsın gibi. hissettiğin her şey de sürekli dilinin ucunda. düştü düşecek düşmüyor. o kadar sakin an varken, erken ya da geç en azından sakinken düşmüyor ama. bu böyle sürüp gidiyor.

ta ki bir gün çok saçma bir olayın üstüne varını yoğunu söylüyorsun. otokontrol hak getire hem de. sonra rahatlıyorsun. ama 15 dk falan sürüyor. çünkü en yakın arkadaş seni soru yağmuruna tutuyor, ne zamandan beri, nasıl, nasıl yani, peki şu olayla nolmuştu, peki o olay.. gibi. üstüne de hala net bir cevabı yok. işte net bir cevap olmadığı anda, sıfır beklentiyle çıktığın serüvende ilk soru işaretin beliyor, sonra da çılgınlar gibi artıyorlar. "hayır biz arkadaşız, bunu duymamış olayım" yok. "evet ben de istiyorum" da yok. kafan karışıyor. sonra senden uzaklaşıyor o en yakın arkadaş ama asla kopmuyor. sonra tekrar yakınlaşıyor sonra yine uzaklaşıyor, anlamıyorsun. sana özellikle kötü davranıyor bazen, sanki yine dünyadaki en kötü şeyi yapmışsın gibi. bazen de çok iyi davranıyor sanki hiç bir şey olmamış, hala günler o eski güzel günlermiş gibi.

asıl sıkıntı burada başlıyor. çünkü hem hoşlandığın adamdan hem de en yakın arkadaşından olmuşsun gibi hissediyorsun. işte o an pişman oluyorsun. söylediğin için değil, böyle bi insanla aynı ortamda olduğun için de değil. elinde olmadan hissettiğin şeyler için düpedüz pişman oluyorsun ve bu çok yoruyor. çünkü burada şunu fark ediyorsun, sen bu adama aşık değilsin, arkadaş olarak da sevmiyorsun, sen onun varoluşuna sevgi biçmişsin. sevgiliye ya da en yakın arkadaşa duyulan sevginin kat be kat üstü bir şey hissettiğine ayıyorsun. sevgili de değil, arkadaş da değil, ama hem sevgili hem de arkadaş. hatta daha üstü ne olabilirse o.

sonra her şey koptukça kopuyor ve o arkadaş haftalar sonra, sana olmayacağını çünkü seni arkadaş olarak gördüğünü söylüyor. evet haftalar sonra. ama sen zaten bu ihtimali defalarca kere düşünmüş oluyorsun. olumlu olsun istiyorsun tabi ama en olumsuza da gerçekten hazırsın zaten, hiç koymuyor bu cevap. hissettiğin ne varsa bitiyor, hiçbir şey kalmıyor içinde. çok rahatlıyorsun o anda hem de çok çok çok. oley bi soru işaretinden kurtulduğuna bile seviniyorsun. bak arkadaşım hala yanımda diyorsun senki arkadaşlığınız güçleniyor gibi hissediyorsun, gerçekten ona dünyadaki en iyi en en en iyi arkadaşınmış gibi bakıyorsun. çünkü bu adamı seviyorsun. aşık gibi değil, var olduğu için seviyorsun hala.

işler düzeliyor derken daha kötü oluyor. çok çok daha kötü. baktığında artık öyle bi noktadasın ki, o yoldan geçen bile değil. ondan da yabancı. zaten daha önceden dünyada yapılabilecek en kötü şeyi yaptığın için -ki hala burada ben ne hata yaptım, bu kadar büyük bir yanlış sayılabilecek ne yapmış olabilirim sorusu taşlaşmış oluyor kafanda, cevabı hiç yok günün sonunda, ne olabilir ki cevabı?- sonra ağzını da açamıyorsun. gözümü kapatırsam geçer bence diyorsun, yine o kadar düşüyorsun.

sonra en azılı düşmanların bile potansiyel görmediği ufacık konularda savaşlar çıkıyor. bir oluyor, iki oluyor. yorulmak kar tatili gibi geliyor. mecazen bu konuda yığılıp kalıyorsun. hiçbir şey hissetmiyorsun artık. güçlü kaldın desen değil, bittin gittin desen o da değil. garip bi şey.

günün sonunda gerçekten bir şey hissetmiyorsun.
bu durumda güzel olmayan şey de hissizleşmek. çünkü güçlenmişsin gibi gelmiyor.

ayı sözlük itiraf

yalnız kalmak çok iyi geliyormuş, yıllarca aksini savunmuştum.

ayı sözlük yazarlarının ucuz zevkleri

keşke ölmeseydi denen ünlüler

ayı sözlük yazarlarının diline dolanan şarkı sözleri

got your sugar right over here
not saccharin or fake my dear
no-nonsense diet babe i'm
your sugarcane, on your mind
it's nothin' you can't handle babe
domino, not splenda made
so lick your lips and brace your tongue
get over here, you love me some

bir erkeğin en güzel yeri

dudak ve çene arasındaki minik çukur.

sevgiliye yapılan hayvanlıklar

yazarların en çok yatmak istediği 10 kurmaca karakter

a clockwork orange (kitap versiyonu) alex.

insana kendini güvende hissettiren şeyler

son sürat bacak sallamak, ya da yerinde sallanmak

pijama gri eşofman altı ve pantolon üstünden belli olmayan çük

tespitlerime göre eğer bir bulge aşırı belirginse o çük beklendiği kadar büyük olmuyor, ama fakat sadece ve sadece 'kabına sığmıyor' gibi bi portre çiziyorsa büyüktür, o çok bariz zaten. genelde bu şekilde gizli duranlar büyük oluyor, o yüzden boyutla alakalı bi sıkıntımız olmasın, o biraz macera sevenine.

+ 2 beden küçük iç çamaşırı / slip giyiyorsanız da pek farklı bi durum olmaz, dümdüz gösterir çünkü.

ayı sözlük yazarlarının sevdiği içkiler

  • /
  • 3
Henüz hiç başlık açmamış.
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 48

kalıplaşmış yalanlar

ejder'in selamı var
o da selam söylüyor

uzak durulması gereken erkek tipleri

- ikinci saatin ilk saniyelerinde size aşık olduğuna karar veren ve bunu söylemekten çekinmeyen tipler
- sorunları konuşarak çözmek diye bi olaydan bi haber olanlar
- hem karnım doysun hem pastam dursun diyenler
- aşağılık kompleksini, "yaralanabilir, üzülebilirim" fobisini başkalarına kök söktürüp ezikleyerek maskeleyen oda kokuları

hayata dair gülümseten detaylar

sokak köpeklerinin gündüz vakti karşıdan karşıya geçerken size eşlik etmesi
sokak köpeklerinin aşırı oyuncu olması ve kendini sevdirmesi
sokak köpekleri
sokak köpeklerine gülen bebek arabasındaki bebek
siz komik suratlar yapınca adeta gülmekten yarılan bebek arabasındaki bebek

bebeklerin ve sokak köpeklerinin sarhoş yetişkinlerden pek farklı olmaması

(bkz: bu konuda çok doluymuşum)

en yakın arkadaştan ilan-ı aşk

ilan-ı aşk eden en yakın(?) arkadaş bendim, bu kısımdan yakalayabildiğim olay.

öncelikle sıradan birine ilan-ı aşk etmekten çok daha zor. sürekli kendi içinde gidip geliyorsun, kimseyle konuşamıyorsun, hatta abuk subuk nasihat sitelerine anonim yazıyorsun ne yapsam ne etsem diye, o kadar düşüyorsun. adam yanında sabah akşam eğleniyorsunuz, gülüp gülüp düşüyorsunuz ama her sabah her akşam aklında bu var. güzel, tatlış hayal kurunca bile yüzün kızarıyor, çok utanıyorsun sanki dünyadaki en kötü şeyi sen yapmışsın gibi. hissettiğin her şey de sürekli dilinin ucunda. düştü düşecek düşmüyor. o kadar sakin an varken, erken ya da geç en azından sakinken düşmüyor ama. bu böyle sürüp gidiyor.

ta ki bir gün çok saçma bir olayın üstüne varını yoğunu söylüyorsun. otokontrol hak getire hem de. sonra rahatlıyorsun. ama 15 dk falan sürüyor. çünkü en yakın arkadaş seni soru yağmuruna tutuyor, ne zamandan beri, nasıl, nasıl yani, peki şu olayla nolmuştu, peki o olay.. gibi. üstüne de hala net bir cevabı yok. işte net bir cevap olmadığı anda, sıfır beklentiyle çıktığın serüvende ilk soru işaretin beliyor, sonra da çılgınlar gibi artıyorlar. "hayır biz arkadaşız, bunu duymamış olayım" yok. "evet ben de istiyorum" da yok. kafan karışıyor. sonra senden uzaklaşıyor o en yakın arkadaş ama asla kopmuyor. sonra tekrar yakınlaşıyor sonra yine uzaklaşıyor, anlamıyorsun. sana özellikle kötü davranıyor bazen, sanki yine dünyadaki en kötü şeyi yapmışsın gibi. bazen de çok iyi davranıyor sanki hiç bir şey olmamış, hala günler o eski güzel günlermiş gibi.

asıl sıkıntı burada başlıyor. çünkü hem hoşlandığın adamdan hem de en yakın arkadaşından olmuşsun gibi hissediyorsun. işte o an pişman oluyorsun. söylediğin için değil, böyle bi insanla aynı ortamda olduğun için de değil. elinde olmadan hissettiğin şeyler için düpedüz pişman oluyorsun ve bu çok yoruyor. çünkü burada şunu fark ediyorsun, sen bu adama aşık değilsin, arkadaş olarak da sevmiyorsun, sen onun varoluşuna sevgi biçmişsin. sevgiliye ya da en yakın arkadaşa duyulan sevginin kat be kat üstü bir şey hissettiğine ayıyorsun. sevgili de değil, arkadaş da değil, ama hem sevgili hem de arkadaş. hatta daha üstü ne olabilirse o.

sonra her şey koptukça kopuyor ve o arkadaş haftalar sonra, sana olmayacağını çünkü seni arkadaş olarak gördüğünü söylüyor. evet haftalar sonra. ama sen zaten bu ihtimali defalarca kere düşünmüş oluyorsun. olumlu olsun istiyorsun tabi ama en olumsuza da gerçekten hazırsın zaten, hiç koymuyor bu cevap. hissettiğin ne varsa bitiyor, hiçbir şey kalmıyor içinde. çok rahatlıyorsun o anda hem de çok çok çok. oley bi soru işaretinden kurtulduğuna bile seviniyorsun. bak arkadaşım hala yanımda diyorsun senki arkadaşlığınız güçleniyor gibi hissediyorsun, gerçekten ona dünyadaki en iyi en en en iyi arkadaşınmış gibi bakıyorsun. çünkü bu adamı seviyorsun. aşık gibi değil, var olduğu için seviyorsun hala.

işler düzeliyor derken daha kötü oluyor. çok çok daha kötü. baktığında artık öyle bi noktadasın ki, o yoldan geçen bile değil. ondan da yabancı. zaten daha önceden dünyada yapılabilecek en kötü şeyi yaptığın için -ki hala burada ben ne hata yaptım, bu kadar büyük bir yanlış sayılabilecek ne yapmış olabilirim sorusu taşlaşmış oluyor kafanda, cevabı hiç yok günün sonunda, ne olabilir ki cevabı?- sonra ağzını da açamıyorsun. gözümü kapatırsam geçer bence diyorsun, yine o kadar düşüyorsun.

sonra en azılı düşmanların bile potansiyel görmediği ufacık konularda savaşlar çıkıyor. bir oluyor, iki oluyor. yorulmak kar tatili gibi geliyor. mecazen bu konuda yığılıp kalıyorsun. hiçbir şey hissetmiyorsun artık. güçlü kaldın desen değil, bittin gittin desen o da değil. garip bi şey.

günün sonunda gerçekten bir şey hissetmiyorsun.
bu durumda güzel olmayan şey de hissizleşmek. çünkü güçlenmişsin gibi gelmiyor.

eşcinsellerin aslında demek istedikleri

(az kullanılır fakat) uymadı : uymadı

özellikle aradığım bi şey yok : aradığım tek şey ilgi, şekli önemli değil

tek eşlilik bana göre değil : sevgiye, sevilmeye açım fakat ne bu açlığımın farkındayım ne de sevilmeyi hak ettiğimi düşünüyorum

anladım : muhabbet devam etsin

:) : muhabbet devam etsin

haha : o kadar da komik değildi

ahahhahsjhahaa : potansiyel var ama o kadar da komik değildi

askk

"hayır bu aşk olamaz, böyle olmaz" diye bikaç saniye tereddüt ettiğim, sonradan derinine inince, günün bu saatinde gülümseten, teşekkürü borç bildiren oluşum olmuştur.

(bkz: blush)
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.