çocukken hayal edilen tanrı şekli

kolları ve bacakları olan dev bir minareydi benim için, tabi şerefeleri ve görebilmek için ışıklarıda vardı.
küçüktüm ama o zaman, çok küçüktüm yani, yeni konuşuyor falandım.
büyüdüm şimdi çok büyüdüm hemde akıllandım da.
öle işte ...
küçükken bana, hep allah baba diye tanıttılar...
yemeğini yemezsen allah baba çarpar seni.
hadi bakalım paw ellerini aç allah babaya dua et.
yemekten kalk allah babaya şükret.

bende hep noel baba gibi birşey bilirdim.
''çocukken ne kezbanmışız yaaw''
benimkisi sadece dev bir ayak baş parmağı idi. çünkü o kadar büyüktü ki, geri kalan kısmını bulutlardan göremiyordum, ve hep şöyle düşünüyordum, "biraz daha büyürsem, boyum uzarsa, belki ayak bileklerine kadar görebilirim."
bu yüzden boyu uzun olanlara hep imrenerek bakardım.
iskambil kağıtlarından pek korardım o yüzden yukarıdakini dehep kağıtlardaki papaz figüründe sanırım, çocukluk işte..
beyaz duman ardındaki karanlık.
yaşlı beyaz sakallı bastonlu tombul dede .. bear sevdam tanrı da bile var ilginç.
benim de sakallıydı, ak değildi gerçi, ama kaba uzun sakallı, sert bakışlı biriydi.
aslında ilginç olan o değil, kafamda canlandırdığım o şekli tıpkısının aynısını yıllar sonra bir resimde poseidon olarak görmüş olmam! nasıl bir kafa yaşıyormuşum çocukken bilemiyorum.
elinde asası, üstünde siyah cüppesi, etrafında dolaşan rengarenk ışık topları ve gümüş rengi gözleri olan bir varlık olarak hayal etmiştim. boyutu da büyüktü.
ben de atatürkün kalpaklı fotosundaki halini allah sanırdım.
kocaman pembe gözleri olan bir toz bulutu
benim için çok net pokemonoğullarından onix'ti.
lan sen ne biçim çocuktun diyebilirsiniz ama ben hayal edemiyordum. zaman ve uzamdan bağımsız olmalı ve aynı zamanda tüm bunlara aşkın ve içkin de olmalıydı. bu yüzden benim için tanrı bir boşluktu, hiçlikti. şu an bir pastafaryanım. çocukluğumda da olsaydı bu din, gözüm kapalı ramen derdim.
vücudu kumdan yaklaşık 100 metre boyunda, yırtıcı kuşlarınkine benzeyen ama çok yüksek bir ses çıkaran, korkutucu bir erkek varlıktı.
sanırım ben zerre hayal gücü olmayan düz bir çocuktum.
tanrı fikri zaten çok karışıktı ne bileyim...
cinsiyeti olmaması benim için başlı başına bir problemdi mesela. *
daha önce gördüğüm hiçbir şeye benzememesi de gerekiyordu üstelik.
sonunda annem onu bir ışık gibi düşünmemi söylemişti.
ama ben düşünemedim.
onu yaşlı bir teyze gibi hayal etmeye başladım.
annem gibi, şefkatli, görmüş geçirmiş bir kadındı sanırım kafamdaki.
babam gibi anlaşamadığım, tuhaf bir adam değildi.
hep annem yüzünden.
benim de bir adamdı, koca dev gibi bir adam, ama aksine sakalı, asası cüppesi falan yok, genç, saçları ensesine kadar uzun ve dalgalı, köse, iri yapılı bir adamdı, dev gibiydi, ben onun 8de biri gibi bişeydim. bizim eve oturmaya gelmişti rüyamda. biz onu konuk ediyorduk. o günden sonra uzun bi süre aklımda hep öyle kaldı, ne yalan söyleyim.
zeyna'nın başlangıcında görülen poseidon ,sudan yükselen kocaman bir tanrı
tam karşımda oturmuş bana tatlı tatlı gülümseyen bir tombiş adam.
  • /
  • 4