doğru insanı bulmak

doğru insanı bulmak şöyledir bir tüneldesin tünelin ucunda ışık var mı yok mu bilmiyorsun doğru düzgün göremiyorsun ve tünelin duvarlarına dayana dayana tutuna tutuna ilerliyorsun buradaki duvarlar seni tünelin çıkışına götüren bir etken, o duvarlardan biri olmasa dengeni kaybedip düşersin, o vakit bu duvarlar gereklidir. işte o duvarlar geçmişinde yaşadığın birliktelikler, hayat, seçimler, arkadaşlarındır. hepsi seni o ışığa götürür ve doğru insanı bulmana yardım eder. tünelin ucuna vardığında doğru insana kucak açarsın ve o da seni tünelin karanlığından ışıltılı, parlak yemyeşil bir cennete götürür.
aramak maksadıyla yola çıkınca asla bulunamayan hatta hep yanlış insanlara rastlamakla sonuçlanan; ancak doğru insanın nasıl bir şey olduğunu tamamen unutup hatta doğru insanı aramaktan yorulmuşken; böyle birden çat diye karşınıza doğru insanı çıkaran evrenin "senin aklından çıkmıştı hatta ümidi kesmiştin hadi sana bu kıyağım olsun" ödüllendirişi.

(bkz: bir şeyin ondan ümidi kesince gerçekleşmesi)

(bkz: murphy kanunları)
ne aramakla, ne de beklemekle bulunabilir. günün birinde, beklenmedik bir yerde ve şekilde, tesadüfen karşına çıkabilir veya çıkmayabilir. tesadüfen karşına çıkmışsa, onun sahiden "doğru insan" olup olmadığını anlamak bir ömür sürebilir.
senin için o doğru insansa, sen de onun için doğru insan mısın? arama boşuna. varsa öyle biri, denk gelirsin elbet.
asla bulunmaz. sadece kendinizi kandırırsınız.
aslında yoktur. olduğunu sandıkların gelip geçicidir.
iki tık tık yapıp bir yerlerini kokluyorum, doğru olmasa da tadı güzel oluyor.