frank ocean

abd'li eşcinsel r&b müzisyeni. şimdilik nostalgia ultra ve channel orange adında iki adet muhteşem albümü var.





albüm çıkartmamak konusunda yemin etmiş şarkıcı. ayrıca bir ofwgkta üyesi.
4 yıl sonunda ha çıktı ha çıkacak derken yeni albümü boys don't cry'ın bu hafta cuma yayınlanacağı duyuruldu. sabırsızlanıyorum.
daha zevkli insanların drake'i olduğunu düşünmekteyim, en azından duygusal açıdan.
resmi çıkış tarihinde yine albüm çıkartmamış şarkıcı. allah belanı versin, bir umut bu cuma çıkar diyoruz.
hayran kitlesini cinnetin eşiğine getiren sanatçı.

http://twitter.com/tharealversace/status...
aradan açlık ve kuraklıkla geçen yılların sonunda yeni albümü blonde ile kulaklarımı orgazm çığlıklarıyla doldurmuştur. çok mutluyum. yaşasın. cidden yaşasın.

favori şarkı: solo, ivy.
uzun bir süredir beklediğim, beklentimin tavan olduğu yeni albümü "blond" artık yayında. her ne kadar yeni albümün "boys don't cry" olacağını söylemişse de, neden böyle bir son dakika değişikliğine gidildi hiçbir fikrim yok. çok daha iyi bir şeyler görebiliriz yakında.

endless visual album ve nike ile başlayan yolculukta blond gerçekten mükemmel bir geçiş olmuş on yedi şarkılık liste ile ve frank ocean'a olan öfkem böylece son bulmuş oluyor. muhtemelen 2017'nin sonuna kadar her gün dinleyeceğim albüme kavuşmuş oluyorum. son dönem albümlerde multimedya trendi bunda da bozulmadı.

öncelikle channel orange'ın yankılarını duyduğumda frank'in bir söz yazarı olarak ne kadar değiştiğini kavrıyorum. çünkü ne artık bir heteroseksüel olarak sözler yazıyor, ne de gerçekten bir aşka dair büyük bir beklentisi yok. şu son dört yılda ne yaşadıysa, her şeyi kabullenip her şeyin öyle ya da böyle sonlandığını fark edip sözlere dökmüş bunu, bu yüzden albümün teması stabil bir çizgide ilerleken sert düşüşler, altyapıda bu o kadar güzel yedirilmiş ki siz de frank ile birlikte uyuşturucu batağına batıp biten ilişki ardından hiçbir şey hissetmeyebiliyorsunuz. ayrıca channel orange'daki rnb ağırlığından çok lo-fi, gitar ağırlıklı daha sakin melodiler görüyoruz. çok daha çılgın beatler var ama hepsi üzücü bir tonda, channel'daki her şeyi sorgulayan, meraklı, neşeli, beklentileri olan bir ruh hali yok. durağanlık hakim.

albümde herkes bir ucundan tutmuş. gerek ilham, gerek ortak çalışmalar parmak ısırttırıyor ama bu albüm tamamen frank ocean'ın kafasından çıkma, baskın bir etkiden söz etmek mümkün değil, her şeyi o kadar güzel yorumlamış ki tek şarkıda onlarca farklı ismi duyabiliyorsunuz kafanızda. ortak çalışmalar gerçekten iyi seçilmiş ve çok başarılı.

şimdilik şarkılardan bahsetmeyeceğim, hepsini hazmetme sürecindeyim ama bir "self control" var ki başından sonuna kadar şaheser adeta, albümü durdurup tekrara aldım ve rahat on kez dinledim.

9.5/10 (0.5 puanı da beni uyuşturucu bataklığına sürüklediği için koydum, gerçi kendisi de farkında sanırım ortaya "be yourself" gibi bir parçayı koymuş. ama frank "peace in my hands worth twice than a friend" derken kim bir joint yakma isteğine karşı koyabilir ki?)