her şeyi bırakıp gitmek

umuttur, her şeyden öte. ne entel bir sancı, ne ergen bir haykırış, ne karamsarlık. kimse anlamıyorsa ya da umursamıyorsa seni, yalnızsan gerçekten, işsizsen, önünde bir sürü sorun varsa, ailen bile seni tanımıyorsa, arkadaşların anlamıyorsa, geleceğini göremiyorsan, intihar edemeyecek kadar da içinde beklentin varsa birşeylerden, güçsüz hissediyorsan, artık kimseyi sevemediğin gibi hiç birşeye gülemiyorsan hatta ağlayamıyorsan, bulunduğun ortam seni kaldıramıyor sen de ona nefret duyuyorsan, istediğin tek şey yaşamaya devam etmekse ütopik de olsa umuttur. asla yapamayacağını bilmek ise kaderin lanet olası bir oyunudur.
filmlerde, kitaplarda ve bazen ana haber bültenlerinde görünen şey.
mesleki durumlardan oturu yillardir yasadigim durum. tek artisi her yerden bir suru arkadasiniz oluyor. zorlugu ise sifirdan baslamak zorundasiniz. yasadiginiz sehre, insanlara, hayata..
güzel düş,
gitmek falan ardına bakmadan
ama bakarsın!
her yana aynı anda bakarsın

yökş - keyif düğünü
bu sıralar herkesin dilinde
mandıra filozofu gibi ege ye yerleşmek isterim. ama onun için bile para lazım.
şu sıralar en çok ihtiyacım olan şey.
ama nereye? diye sorulası önerme. yani dünyanın dibine de gidebilirsin mesela...
nedense herkes her şeyi bırakıp gitmek eylemini böyle hep deniz kenarında küçük sakin bir sahil kasabasına gitmek şeklinde hayal ediyor. bence psikolog ve sosyologlar bu konuyu derinlemesine araştırmalı. adsfadsfa
bence her seyi birakip gitmek soyle de olabilir, bir sehirdesinizdir artik cok bunalmissinizdir, farkli bir yer sizi cagiriyordur ayrica eviniz, isiniz , duzenininiz vardir yani bir duzen icindesinizdir. siz bu duzeni bozup gittiginiz zaman her seyi birakip gitmeye denk geliyor, bana gore tabii.