hornette tanışılan kişiyle buluşup foucault sarkacı üzerine sohbet etmek

hornette bilimsel kişiliğiyle dikkatinizi çeken entelektüel bir beyle felsefi bir sohbete girilir. ardından ev adresleri istenir ve mektuplaşmalar başlar. kâğıda zam geldiği için zaman zaman dumanla da haberleşilir. birbirinizin kültürlü olduğunu yeterince anladıktan sonra buluşma günü ve yeri belirlenir. zaman kavramını reddettiğiniz için güneşin doğuşu ve batışı arasında rüzgârın şiddetinin hafiflediği, sonbahar yağmurlarının çiselediği, ebabil kuşlarının yumurtalarından çıktığı bir eylül günü buluşulur. her şey doğaldır anlayacağınız. bir kütüphaneye oturulup çilekli kefirler söylenir. kütüphaneden seçilen bilimsel kitaplar aracılığıyla soru cevap etkinliği başlar ve birbirinizin bilimsel yetkinliğini anlamak için çabalarsınız. sonrasında ortak bir konu belirlenerek, bunun üzerinde derin bir sohbete başlanır. yargılar konur, kuramlar kanuna evrilir, yeni doğa yasaları inşa edilir. derken bir bakmışsınız akşam olmuş. oradan çıkıp bir picasso sergisine gidilir, resimler tek tek incelenir, alelade çözümlemeler yerine ayrıntılı betimlemelere gidilir. akşam hafif bir fransız yemeği, yüz elli yıllık yetmiş beş aromalı şarap eşliğinde yenir. partnerinizin paltosunu giydirip, siyah şemsiyenizle oradan ayrılıp ışıklı kaldırımlarda simetrik gece yürüyüşüne başlarsınız. meydandaki davut heykeli ve sokağın gözdesi olan kendini yontan adam heykeli üzerinden yaşam sorgulamaları yapılır. gün bitmektedir artık. eve gidilip sekiz saatlik satantango filmi açılır ve bir saat sonra uyunur. partnerin uyurkenki kalp atışları dinlenerek bilimsel bulgular edinilmeye çalışılır. sabah yapılacak olan yeni deneyler için ön hazırlık sağlanıp, freud'un teorileri ışığında görülecek psikanalitik rüyalar dünyasına dalınır.

sabah mozart resitaliyle gün başlar. kadife perdeler ardına kadar açılır ve ropdöşambr giyilir. zamansızlığın verdiği edilgen diyalektik akışın içinde dünya hayatına ayık biçimde devam edilir. partneriniz üniversitedeki dersini vermek için antik yunan tragedyası kürsüsüne doğru yol alır. siz de filtre kahvenizi içtikten sonra geleneksel nietzsche'nin göz yaşları festivalinde hiçliğin çaresizliği konuşmasını yapmak üzere yola koyulursunuz. fakat bilirsiniz ki insan bir yere gidiyorsa aslında hiçbir yere gitmiyordur.

hayaller isviçre basel'de metafizik konularına ilgi duyan bir erkekle solgun gün ışığı altında epik bir yürüyüş, hayatlar "yer var mı, a mısın p mi, içki ısmarlarsan kucak dansı yaparım".
okurken resmen yaşadım iliklerime kadar. ekşiden arak bkz ile sonlandırayım (bkz:sübhanallah kardeş ibretlik paylaşım)
hornette tanışmayı ve karşıdaki kişinin erkek olduğunu es geçersek efsane bir durum.