ikili ilişkilerde kıskançlık

insanı canından bezdiren his. kıskanmak da kıskanılmak da aynı. ben hiçbir artısını göremedim. tabi tadında olursa güzel oluyor.
çok tehlikelidir aşırısı ilişkinin sonlanması ile sonuçlanabilir, aklınızda bulunsun illa ki kıskanacaksınız karşı tarafa belli etmeden kendi kendinizi yiyebilirsiniz...
kıskanılan taraf pişkinliğe vurduğunda ciddi tehlikeler oluşturabilecek olgu
abartılmadığı sürece güzel his. fakat ayarını tutturan görmedim. ya hiç oluyor, ya aşırı.
kestanenin icindeki kurtcuk gibi içimde bölünsede asla ölmeyen insanlığımın simgelerinden biri olan kıskançlık karşımızdaki kisiye göre bazen masum bazen yakıcıdır.
aşırı kaçmamak şartı ile yapılan kıskançlık güzel bir şeydir. karşındaki insana verdiğiniz değer belli olur. tabi aşırıya kaçarsa ilişki götü toplayamaz ve biter.
sebebini anlamadığım bir olgudur kıskançlık. ona baktın buna dokundun falan. benim için ilişkinin temelinde güven var ve kıskançlık güven eksikliğinin dışa vurumudur. insanız ulan hayvan değiliz işte seviyorsan kimi öpersek öpelim kime sarılırsak sarılalım seni severiz.
kıskanılan kişi için tahrik olma sebebi olduğunu öğrendiğim durum.
kıskançlık doğal bir duygu aslında, kaynağı güven eksikliği de olsa doğal. ama bu doğal duyguyu kullanarak bilerek kıskandıran, kendini bir bok sanacak diye onu seveni üzecek, kıracak, kıskançlığı anormal boyutlara getirecek orospu sevgili allah düşmanımın başına vermesin. amin.
kısaca; tadında oldukça mükemmel derecede değerli hissettirir kendini.

bir de teoman vakti zamanında parçasını yapmıştı bunun beyler;

buyrun:
feri kesilmiş, dizlerinde derman kalmamış bir ilişki için doping görevi görebilir. bu iyidir.
ama ölçüyü kaçırıp hayvan gibi overdose yaparsanız ilişki ölür. bu kötüdür.

üçlü ilişkilerdeki kadar adaletsiz değildir. sen biriyle yatakta çatır çatır sevişirken, unutulan kişi kıskançlıktan çıldırmamak, unutup uykuya dalmak için koyun saymaya çalışıyordur.
sevgili olmanın yegane kuralı gibi gösterilmesinden, seven insan kıskanır triplerinden müthiş rahatsız olduğum durumdur. yani mutlaka bir an, bir şekilde kıskanıyor insan ama ikili ilişkilerde göze sokulmasını sevmiyorum. yahu bana da hep kıskananı denk geliyor arkadaş.
tepkisiz kalacağım durumdur. hiç kimse benden daha değerli değildir. zaten, kıskanmama değecek kimse tanımadım.
tadında bir kıskançlık gereklidir.*
(bkz: oo kıskançlık alırım bi dal)

fazlası insanın canını sıkmaktadır, kıskançlık gibi naz da aynı kefeye konulmalıdır. boşuna "fazla naz aşık usandırır" dememişlerdir. yinede hiç kıskanmayan birine göre kıskanan biri her zaman iyidir. en azından sana verdiği değeri anlarsın. bu bazen yanıltabilmektedir de.

şöyle anlatayım;
biri sizi çok sever ama kıskanmazsa; "beni kıskanmıyor, acaba sevmiyor olabilir mi?" derken
biri de sizi çok sever ve kıskanırsa; "beni kıskanıyor, öyleyse bana değer verip seviyor" dersin.
biri sizi hiç sevmez ve kıskanmazsa; "beni kıskanmıyor, acaba sevmiyor olabilir mi?" derken
biri sizi hiç sevmez ama kıskanırsa; "beni kıskanıyor, acaba seviyor olabilir mi?" dersin.

yani siz ne dersiniz deyin bir artısı olmaz, kıskançlık iyidir fakat fazlası da zarardır. ama biri sizi kıskanıyor diye de sevdiği anlamına gelmez. ama insan sevmediğini neden kıskansın ki? mal mı o? işte böyle mallar da var. söyleyecek bir şey yok, zaten seni seveni sana bakışından anlarsın. o gözlerden. dolu dolu bakan gözlerden. özlem dolu gözlerden. sana sarıldığındaki samimiyetinden anlarsın. kokunu içine çekişinden.