türkiye de bir yıldan uzun kalan yabancı uyruklulardan da aylık 220 lira para isteyen kurum. gönderdiği mektupta bu ödediğiniz para sayesinde türkiye deki kamuya ait hastanelerde sağlık hizmetlerinden yararlanabileceksiniz diyor. ama eğer kronik bir rahatsızlığınız varsa bizi hiç ırgalamaz demeyi de ihmal etmiyor.
adamlar zaten emekli olmuş, ingiltere nin, almanya nın soğuğunu 60 yıl yemiş, romatizma, diyabet, hipertansiyon ilaçlarını valizine koyup "hiç olmazsa ölmeden önce biraz güneş göreyim deyip antalya ya, bodrum a gelmiş. hiç işi yoktu da sağlık ocağında sıra mı bekliycek. zaten hepsinin kendi ülkesinde sigortası var. gidiyor özel hastaneye, gönderiyor faturayı ingiltereye.
yok, türkiye de yaşıyorlar, vergisini de versinler diyorsan, zaten burada harcadığı paranın bir kısmı kdv olarak devletin kasasına gidiyor, oturma izni almak için de ayrıca para ödüyorlar. daha da nesini alıcaksın.
küfür litaratürümüze apaydın çek gözüne anamın yarrağı girsin* diye bir küfür ekleyen, bir gözaltı olayından yola çıkarak bize roman vatandaşların jargonunu öğreten bir kısa filmdir. *
bir gün birisi sabahın 4ünde uyanırsa dinlesin diye yazmış sanki 'famous blue raincoat'ı, yusuf hayaloğlu gibi dersek gecenin en intihar saatleri için güzel bir acı çekme hali
'it's four in the morning,
.
.
and what can i tell you my brother, my killer
what can i possibly say?
i guess that i miss you, i guess i forgive you
i'm glad you stood in my way. '
müthiş doğal ve tarihi güzelliklere sahip bir ülkeye gelerek gezmek, güzel şeyler görmek için iyi bir yer seçimi yapmış olan kadındır. ama bu tabi ki deli cesaretine sahip olmadığı anlamına gelmiyor. bu kadın aynı zamanda biraz aptal, yürek yemiş bir kadındır.
(bkz: vatandaşı olmasan güzel ülke aslında)