kafamyok

Durum: 524 - 0 - 0 - 0 - 18.06.2016 09:26

Puan: 6075 - Sözlük Kezbanı

6 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 27

günün sözü

neden aramamak için direniyorsun, cevap vereceğimden emin misin?

ayı sözlük itiraf

attan inip eşeğe binmek deyiminde ki at benim ve hayatımdan yoluna hep eşekle devam etmek isteyen bunu bile isteye tercih eden insanlar geçiyor. saygı sevgi hürmet

namaz kılmayan hayvandır

yeryüzünde ki en güzel hayvan benim o halde

yazarların şu anki ruh halleri

medyum memişten tokat yiyen keto gibi hissediyorum.

ressam sevgili

üstü başı yağlı boya olur buram buram tiner kokar bakışlarda derinlik on numara kafa yapar kendimden biliyorum.

çocuklarla girilen komik diyaloglar

6 yaşındaki k'nın genel kültürü ölçülmektedir...
-k'cım atatürk kim biliyor musun?
- evet, ilk insan o, dünyayı kurtardı, samsuna gitti.

intikam

tam olarak şu şekilde gerçekleşen vaka;
her şey kendimi şeytan üçgenini andıran tuhaf halkaların olduğu rengârenk yerden düşerken gördüğüm anda başladı. kafamda oluşan acıyla gözlerimi açtım pas parlak bir ışık gözümü aldı, yemyeşil bir bahçede, kuş cıvıltıları eşliğinde ayağa kalktım. bulutsuz masmavi bir gökyüzü, ışıldayan güneş... nerdeyim ben böyle diye düşündüm. ilerde kalın beyaz sütunların ortasında yüksek basamaklı bir merdiven gördüm oraya doğru bir adım attım, ısrarla çalan bir telefon sesi duydum. umursamayıp merdivene doğru yürüdüm kenarlarında sarmaşıklar üzerlerinde rengârenk çiçekler vardı. ilginçtir, merdivenin nereye çıktığını göremiyordum. tekrar telefon sesi duydum bu kez etrafa baktım telefon haricinde bir sürü şey gördüm. uzun taşlı bir yol, yanında, yüksek yemyeşil ağaçlar göğü kaplamış, aradan sızan ışık yolun üzerine vurmuş. merdiven beni çekiyor sanki. çok gizemli geliyor, kim bilir nereye çıkıyor diye düşünürken biraz daha ilerliyorum.
ilk basamağına adımımı atıyorum, sonra iki sonra üç derken son basamağa kadar geliyorum yine ilginçtir bir şey göremiyorum sanki her şey son adımımla başlayacak. o anda yine ısrarla çalan telefonun sesi ve mor kurdeleli yastığım. odamdayım. merdiveni düşünürken yine o ses. mavi nevresimimle kaplı yatağımı geride bırakarak koşa yetiştim telefona. diğer uçtaki sesle kısa bir muhabbet...
merdivenin sonunu görememiş bir kırık kalple odama ilerledim. anlayamadığım, ailenin diğer ferdi, benden dört yaş büyük değerli insan, saat öğlen on iki olmasına rağmen telefonun sesini duymuş, ben harikalar diyarındayken kalkıp bakma zahmetine katlanmamıştı.
uyandığını biliyorum. çünkü: bir kaç saat kadar önce; odasına girmem gerekti, kitaplığında bir kaç kitap yürütecektim. kapısına dokundum, kendimin bile zor duyduğu bir sesle kapıyı açtım. hiç ses çıkarmamıştım. parmak uçlarında bir iki adım attım. odada tek duyulan ses şu oldu.
— çık dışarı.
merdiveni tekrar düşündüm bu kez yine o ses! biraz bekledim telefona benden başka bakacak kimse var mıydı acaba? yoktu... onar dakika arayla telefon trafiği tekrar etti. çok sinirliydim. nijeryalı küçük arıyı düşündüm. onun benden daha çok sinirlenmeye hakkı vardı, benden daha çok üzülmeye! bu kadar basit bir olaya neden sinirlendiğimi anlayamadığım bir anda vücudumda bir kaç değişiklik fark ettim. gözüm seğiriyor, dudağım yamuluyor, elim yumruklaşıyor, beynim hızla çalışıyordu. aynada gözlerimin korkutucu bir renk aldığını gördüm dişlerimse birbirine kenetlenmişti. kısacası içim intikam ateşiyle dolmuştu ve dışarı çıkmak istiyordu. onu daha fazla içeride tutamazdım, özgür kalmalıydı. özgürlüğe olan bağlılığımdan ona izin verdim. intikam koşarak cep telefonuma sarıldı, rehberi tuşladı, evi bulup çaldırmaya başladı belki on belki yirmi kez. iç sesim bu kadar yeter en azından onu uyandırdın durmalısın! yeter! dedi. intikam ise henüz soğuk yemeğini yememişti. tekrar çaldırdı. bu kez diğer odadan kilit sesi ve akabinde ayak sesleri duyuldu. işte bu dedi ve intikam çaldırmayı bıraktı. oyuna gelen, kapımdaki aralıktan bakıp sinirli sinirli ;
— niye telefona bakmadın? dedi.
bense yüzümde mutlu bir ifadeyle ;
- artık telefonlara bakmıyorum dedim. işte o an içimde küçükte olsa bir intikam pırıltısı gördüm.
lakin en şerefli intikam hiç alınmayanıymış.
şimdi ben şerefsizlik mi yaptım?

anneanne evindeki 30 kiloluk yorgan

kuzenler tarafından ''eşek ölüsü'' adıyla anılan yorgan.

günah benim

gün geçmiyor ki saçma sapan bir şarkı akıl almaz şekilde baştacı edilip liste başı edilmesin bu şarkı da onların başını çekecek bayağılıkta kulağım kanıyor her duyduğumda. azalarak biter inşallah

yay burcu erkeklerinin inanılmaz seksi olmaları

mesela? bu zaman kadar hiç inanılmaz seksi yay burcu erkek görmedim. çünkü yok yay burcu en fazla inanılmaz sinsi olabilir

aşık olunan insanı unutmaya çalışmak

insanı en çok yaralayanı darmaduman edeni şaftını kaydıranı belki de bu aşık olduğunuzu göğsünüzü gere gere söyleme cesaretini kendinizde bulur konuyu ufaktan dillendirirken karşı tarafın içinin boşluğuyla, çıkışı olmayan bir karanlığa yürüdüğünüzü uzattığınız elin havada kaldığıyla yüzleşirsiniz. karşınızda ki insan zekiyse kaçma şansınız da yok katıksız teslim olmak zorundasınız ilk hamleyi duygularınızı hafife alarak onları hakir görerek yapacaktır aldanmayın duygunun hafifi olmuyor o mide şakacıktan kelebeklenmiyor sadece karşı tarafa zamanla unuturum geçer ya neler geçmedi ki imajı çizip evde kahrolabilirsiniz ben ne gerekiyorsa yaptım unutulmuyor acısı geçmiyor ince ince kanıyor sinsi sinsi büyüyor içinde yayılıyor her yere kurtulmak diye birşey yokmuş bunu öğreniyorsunuz. belki de kendimi kandırıyorum. buz şelalesi gibi davranan hissiz kimseyi umursamayan biriymişim gibi olamıyorum olamam olduğunu zannedenler de komik öyle büyümüş ki içimde azalmıyor allah belamı vermiş daha ne söylenir ki

telefonunuza gelen son mesaj

biraz önce bana sadece seks arıyorum aşka inanmıyorum diyerek tanışıp görüştüğüm kişiden gelen mesaj aynen şu şekilde:
'uzun zamandır bu kadar keyifli vakit geçirmedim sen ne düşünüyorsun bilmiyorum ama olursa sevgililik senle olsun isterim olmazsa kimseyle ilişki düşünmüyorum'

geçiştirdim bakarız falan diye ama güldüm hı hı kesin öyledir dedim yetmedi bir daha güldüm aro

ayı sözlük itiraf

seni hep kötü hatırlayacağım.

patlamalar sonrası istanbulluların psikolojisi

bugün 20 dk ile hayatta kaldığım bu feci olaydan sonra uzun bir süre kendime gelebileceğimi zannetmiyorum yazarken bile gözlerim dolu dolu oluyor nefesim kesiliyor soğuk soğuk terliyorum artık gücüm kalmadı yaşanılan bu olaylar karşısında hala hiçbir şey yokmuş gibi yapanlara inanmakta güçlük çekiyorum eğer bir tanrı olsaydı bunlara izin vermezdi inancımı yaşama sevincimi cesaretimi tuzla buz eden bu olaylar bitsin artık

profil sitelerinde gelen en saçma mesajlar

sen nü resim çiziyorsun değil mi? şeklinde gelen mesaj bir an durup düşündüm ben nü resim çiziyor muyum diye güldürdü sağolsun

ayı sözlük itiraf

hayatımın en güzel 1 haftasıydı
eksilen hiçbir şey yok
sevmek herkesin harcı değilmiş
olduğu kadar olmadığı kader deyip geçince daha az acıtıyormuş
görmediğim ama varlığını iliklerimde hissettiğim o güce selam olsun
insan sevmeye önce kendinden başlayınca başkasını da layıkıyla sevebiliyormuş

karaman'da 45 erkek öğrenciye tecavüz edilmesi

45 erkek öğrenciye tecavüz edilirken allah ne yapıyordu acaba?

gerz olmak

ankaralı bir arkadaşımdan duyduğum gerginlik, sinir, gıcık olma durumlarında sıkça kullandığı olma hali bu aralar çok sık gerz oluyorum mesela

erasmus öğrenci değişim programı

emeğimin çabamın karşılığını geçen hafta girdiğim sınavı kazanarak aldığım eylül ekim gibi büyük ihtimalle tercihlerim arasında olan budapeşte yada polonya'ya yarım dönem giderek eğitimime devam edeceğim program

tanışıp görüştükten sonra işleri açılan hiç müsait olamayan insan

tanıştığım herkes bu gruba dahil mesela bir de bunun kısmeti açmalısı var
  • /
  • 27
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 524

erkek erkeğe rakı içenler gizli gaydir

ayı sözlük yazarlarının patronusları

kaybolan prezervatifin esrarı

içine girdiğin küçük kaygan deliği çeyiz sandığı mı zannettin

24 kasım öğretmenler günü

ilkokul 2'den 5'e kadar hunharca dayaktan sonra bu güne sempati besliyor olmam inanın bana kocaman bir yüreğimin olmasıyla paralel bir durum. velhasıl nursen denilen canavar küçücük bir çocuğa sadece maddi imkanları yetersiz diye kendisine öğretmenler gününde bilezik kolye beşi bir yerde almıyor diye sağlı sollu tokatlamamalıydı. yıllar sonra toplu taşıma aracında karşılaştığımda tüm asilliğimle selamımı verip kendimi hatırlatıp 'bakın hala sağlıklıyım, şizofren olmadım ve başarıdan başarıya koşuyorum ama bunların sizinle hiç alakası yok ' diyerek vicdanımı rahatlattım mı rahatlatamadım mı bilinmez ama şu an kendimi gayet huzurlu hissediyorum son olarak nursen öğretmen hariç tüm öğretmenlerin gününü canı gönülden kutluyorum.

zuhal olcay

'buram buram kalite kokmak' ibaresinin en güçlü adayı. öperim.

üzerinde meni lekesi olan siyah slip don

çamaşır sepetindeyse sıkıntı yok ama hala üzerinizdeyse benimle muhatap olmayın hijyene yabancı insanlardan haz almıyorum

asla iyileşmeyecek çocukluk yaraları

hafif kiloluca bir çocukluk geçirdiyse, okul çıkışlarında, arkadaşları tarafından yuvarlak şekilli sebze ve meyvelere benzetilmesiyle başlayan yaralardır. (bkz: patates )

günah benim

gün geçmiyor ki saçma sapan bir şarkı akıl almaz şekilde baştacı edilip liste başı edilmesin bu şarkı da onların başını çekecek bayağılıkta kulağım kanıyor her duyduğumda. azalarak biter inşallah
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.