boğazlı kazak

giymeyi sevemediğim, kışlık üst grup modeli.
bir kere zoraki olarak yazın ortasında giymek zorunda kaldığım, fenalık getiren bir giysi.

kadın kadına seks

benim için korku filmi

karapaks

hemen hemen eski mavi sakal.

oğlancı

kelimeler argoda kirlendikçe bizde farklı çağrışımlar yapmaya başlayabiliyor, sanırım bu da o kelimelerden biri olmuş. oğlancılıkla ilgili bildiğim şeyler tatmin edici şeyler değil. zaten bu konuyla ilgili tarihi kaynaklar da oldukça karartılmış. ama ne oğlancıların ne de oğlancılığın bizim bugünün kavramlarıyla değerlendirip, "bastırılmış homoseksüellik" ile fişleyebileceğimiz türden bir şey olmadığını sanıyorum. hatta tam tersi osmanlı aristokrat sınıfı için hareminde oğlan bulundurmak bir statü nişanıymış bazı kaynaklara göre. bildiğim kadarıyla oğlancılık yetişkinlik dönemlerindeki "oğlancılar" ve ergenlik ve gençlik dönemlerindeki "oğlanlar" arasındaki ilişkidir. oğlanların tüysüz ve yumuşak hatlı olmaları tercih sebebiymiş yanlış bilmiyorsam. ama dediğim gibi bugün anladığımız eşcinsellikle o dönemlerdeki eşcinselliği anlayabilmemiz çok mümkün değil bence. hepimiz eşcinselliğin 50 yıl önce icat edilen bir moda akımı olmadığını biliyoruz. ancak insanların o yıllardaki güzellik normları bile bugünki güzellik normlarından çok farklıyken bizim eşcinsellik olarak tanımladığımız kavramının o yıllardakiyle aynı olmasını bekleyemezsiniz.

nothing else matters

sonuna kadar soft-rock tarzında gidip, son demlerinde metallica'nın ağır sounduna dönen parçadır, keşke slow şekilde bitse, zıvanadan çıkmasa dediğim, ergenlik zamanlarımda bolca dinlediğim rock şarkısıdır

ayıp olmaz mı

mor ve ötesi'nin en güzel sarkısıdır. başka dilde aşk adlı enfes filmin de kapanış şarkısı olarak ağlatmıştır. sahi atılır mıyız oyundan, benzemezsek onlara? sözleri şöyledir:

hayat
o kadar zor mu?
atılır mıyız oyundan, benzemezsek onlara?
bahane mi lazım?
mazeretimiz mi kalmamış?
çok ayıp olmuş
çok ayıp olmuş

hayat
o kadar zor mu?
takılır mıyız yolunda, şekli gizli taşlara?
yetişmek mi lazım?
bahçemizde bir gül açmamış
çok ayıp olmuş
çok ayıp olmuş

kız en güzel, en hafif giysisini giymiş
oğlan renkli bir dünya boyamış
kapkara kapılar sormuşlar onlara
ayıp olmaz mı?
bu işler o kadar kolay mı?
ayıp olmaz mı?

17 ağustos 1999 depremi

bugün 14.yıl dönümü olan, türk halkının yüreğinde derin bir yara açan ve yıllarca da acıyla hatırlanacak kara gün. o günlerde deprem bölgesinde olan olmayan herkes derin bir travma yaşamıştı. ölenlerin, göçük altında yardım bekleyenlerin, sevdiklerini yitirenlerin yanı sıra göçük altından çıkarılan ve hayata döndüğüne sevinemeden organ mafyasının eline düşerek öldürülen insanlarla yaralar daha bir derinleşmişti. bir yanda yaralılara yardım için çırpınan güzel insanlar, bir yanda para için insan hayatına kıyan şerefsizlerle ülkem ağır bir sınavdan geçti. zaman içinde depremden yaralı kurtulan bir genç kızın- o günlerde depremin simgesi olmuştu- anlattıklarına bakınca halkım vicdan ve insanlıktan geçti ama devlet depremzedelere ilerleyen zamanlarda hiçbir yardımda bulunmayıp onları mağdur ettiği için sosyal devlet niteliğinden sınıfta kaldı.

minibüste fenalaşan genci müsait bir yere bırakmak

smellycat

dün gece halam olduğunu öğrendiğim sevimli mi sevimli yazar. sabahtan beri google'da hölölö, helolo, hölono şeklinde bin tane arama yapmama sebep olmuştur.
devark.cloud tarafından geliştirildi.