17 ağustos 1999 depremi

1,30 saat sonra, ''13'' sene dolmuş olacak.
uykudaki insanları, ebedi bir uykuya daldıran gece. ''99'' depremi...
rüyamda görsem inanamazdım diyebileceğim görüntüler, ağlayan çocuklar, haykıran anneler ve babalar...
''enkazların altında birilerine ulaşmaya çalışan'' aile fertleri.

......................................''sesimi duyan varmı''...........................................

canını, kanını, ailelerini taşlar altına teslim eden ailelere; başımız sağolsun...
20. yüzyılın son günlerinde en kötü hatıralara sebebiyet veren tarihtir.17 ağustos 1999 saatler 03:02'yi gösterdiğinde gürültüye uyandı marmara. 7,5 ile sallandı marmara ve vurgun yedi tüm ülke.resmi raporlara göre, 17.480 ölüm, 23.781 yaralı oldu. 505 kişi sakat kaldı. 285.211 konut, 42.902 işyeri hasar gördü.resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50.000 ölüm, ağır-hafif 100.000'e yakın yaralı olmuştur. ayrıca 133.683 çöken bina ile yaklaşık 600.000 kişiyi evsiz bırakmıştır. yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilenmiştir.
depremin belgeseli

üzerinden 13 yıl geçti ve o anı yaşayanların, sevdiklerini kaybedenlerin acısı ise hâlâ taze. hayatını yitirenleri saygıyla,özlemle anıyoruz.

(bkz: sesimi duyan var mı)

yazlıkta yakalanmıştım ben bu depreme. yataktan kalkıp koridora geçtiğimde koridor duvarlarının /___/ modunda yattığını görüp aha demiştim, buraya kadarmış.. sonra bir baktım koridor duvarları 30 derece yataylıkten normale dönmüş yaylana yaylana.

sonra da babama soruyor çevredeki tipler 11 yaşında çocuk niye bahçede bir şişe şarap dikiyor kafaya diye.. komik olan, o evde hala ailecek mangal felan yapıyoruz.
kısacası korkudan beni alkol ile tanıştıran, rezil bir tarih.
17bin kişinin hayatını kaybettiği gölcük depreminin tarihidir.
bugün 14.yıl dönümü olan, türk halkının yüreğinde derin bir yara açan ve yıllarca da acıyla hatırlanacak kara gün. o günlerde deprem bölgesinde olan olmayan herkes derin bir travma yaşamıştı. ölenlerin, göçük altında yardım bekleyenlerin, sevdiklerini yitirenlerin yanı sıra göçük altından çıkarılan ve hayata döndüğüne sevinemeden organ mafyasının eline düşerek öldürülen insanlarla yaralar daha bir derinleşmişti. bir yanda yaralılara yardım için çırpınan güzel insanlar, bir yanda para için insan hayatına kıyan şerefsizlerle ülkem ağır bir sınavdan geçti. zaman içinde depremden yaralı kurtulan bir genç kızın- o günlerde depremin simgesi olmuştu- anlattıklarına bakınca halkım vicdan ve insanlıktan geçti ama devlet depremzedelere ilerleyen zamanlarda hiçbir yardımda bulunmayıp onları mağdur ettiği için sosyal devlet niteliğinden sınıfta kaldı.
6 yaşımdaydım. o gece hiç uyku tutmamıştı. sonra inanılmaz bi sarsıntı. bir anda babamı odaya gelip kardesimle beni dışarı çıkarmıştı. mahallede herkes meydana toplanmıştı. ailecek kendi binamıza bakıyorduk acaba yıkılır mı diye.
o günden unutamadığım diğer şey ise o gece gökyüzünde hayatım boyunca bu yaşıma kadar göremediğim kadar çok yıldız vardı ve inanılmaz sıcaktı. kimse bundan bahsetmiyor.
dışardaki kalabalıkta kimin yüzüne bakınca kaygı,korku ne demek öğrenirdiniz.
yaklaşık 2 hafta eve girmedik. babamda sivil savunmaya, stk lara katılıp gönüllü olarak çalışmıştı. 1 ay sonra eve geldiğinde sanki daha yaşlanmış, suskundu..

ölenlere rahmet diliyorum. aklıma geldikçe tüylerim diken diken oluyor. bi resim vardı. bi anne 'yetemedim' diyordu. o çok derinden etkiler beni.

17agustosuunutmadik ve deprem vergileri nerde diye sorunca ''biz onunla duble yol yaptık'' diyenleri de...
kardeşimin ameliyat olduğu,bu yüzden annanemde kaldığım gün...sabah kalkıp çizgi filmleri kaçırdım diye hızlıca televizyonu açıp gördüklerimden dolayı tüm gün ağladığım gündür.

izmitli biri olarak yaşadığımız o geceyi ve günleri unutmanın mümkün olmadığı depremdir. bizden çok şey alan ve çok şey de geri veren depremdir.
o gece yattığım yataktan uyanamamışım, depreme rağmen.yaşım daha 9.annem babam geliyor uyandırıyorlar.bir telaşlılar ki anlatmak ne mümkün.babam kucağında 3. kattan indiriyor beni ama merdivenlerin, binanın o anda sağa sola beşik gibi gidip geldiğini unutamam.bütün izmit zaten geceyi dışarda geçirdi.sokaklar da derme çatma çadırlar vs. kurulan yerlerde yattık.su,ekmek elde hiç birşey yok.o zaman ki geçim sıkıntısı dile kolay.sanırım allaha bin şükür olsun şanslı olanlar tarafındaydım.o gece hiçbir yakınıma zarar gelmedi.ama herkes şanslı değil di işte.ne tazecik canlar ne umutlar yok oldu.aklımızdan silinmeyecek bir gece kesinlikle.

bugün bu (cf059 ) videyu izledim.ağlamamak elde değil.
git gide unutulan, hatırlanmak istenmeyen ama hatırlanması gereken gün. *
o büyük keşmekeşin; depremin yıldönümü. bugün gibi aklımda. yaşayanlar unutamaz zaten.
acının, çaresizliğin, korkunun tarihi.
ana konusu, "oturduğun yer mezar olur bazen sana."dır.
rahmetli hemşehrim prof. dr. ahmet mete ışıkara'nın uyarılarını yeniden hatırlama zamanı: deprem değil, bina öldürür!
prof. dr. naci görür'ün akp hükümetine seslenişini ve uyarılarını okumayı gerektirir.
tam 12 yıldır, akp hükümeti, istanbul depremine hazırlık için yapılan bilimsel araştırmalara (marmara denizi etüdleri) tek kuruş dahi harcamamıştır!
allah iman versin!
saat 03:02 itibariyle 16. yılında olacak olan acı hatıra.
bir sakaryalı olarak 17 ağustos 1999 depremini ve sonraki toparlanma sürecini en acıtıcı gerçekliğiyle, çocuk yaşımın hiç hak etmediği travmaları yaşayarak geçirdim... hala gece küçücük bir sese uyanıyor ve aklınıza ilk şey olarak "o an" geliyorsa ömür boyu atlatılabilir gibi bir şey olmadığını anlıyorsunuz... gecesinde severek uyuduğum insanların cesetlerini görmeye uyandım... komşularım, akrabalarım, sınıf arkadaşlarım tırlara dizildi, kireçlendi, gömüldü... belki de duruma göre onlar şanslı olanlardı çünkü geri kalan bir çoğundan bir daha hiç haber bile alınamadı... ağır ve hiçbir çocuğun, hiçbir insanın tecrübe etmesini istemediğim asla unutulmayacak bir geceydi... umarım hiçbir zaman tekrarlanmaz, aynı acılar yeryüzünden sinilip gitmiştir ve bir daha hiç yaşanmaz... vefat edenleri bir kez daha rahmetle anmak isterim...
sırf bu depremden dolayı, geceleri evde uyuyamayıp gece taksi şoförlüğü yapan insanlar biliyorum, ben hatırlamasamda izlerini her izmite gidişimde hala görüyorum... açıkçası sırf depremden dolayı istanbulu bile yazmak istemedim... korkunç....
16 yıl önce an itibariyle sokaklarda panik ve çığlıklar varken apartmanın bahçesinde bir battaniyemiz bile yokken yıldızların çokluğuna ve ayın ne kadar yakın olduğuna şaşırıyorduk korkudan ve artçılardan titreyerek.

ve ne yazık ki tüylerimizi diken diken eden (bkz: sesimi duyan var mı)?
16 yıl önce bursadan bir otobüs trans insanın yardım amaçlı gölcüğe gitmesi ve bunun hiç bir zaman haber yapılmaması.
  • /
  • 2