bankacibear

sözlükte sıcakkanlılığı ve sempatisiyle dikkat çeken, sözlüğün hiperaktif yazarı. her ne kadar bazı entrylerinde " seks seks seks" temasını görüyor olsakta aslında bunun duygusal aşık ruhunu gizlemek için kullandığı bir paravan olduğunu düşünmekteyim. aynı zamanda kısa sürede sözlüğün vazgeçilmez yazarlarından olan bankacibear, bir entry makinasıdır.*

chino moreno

grubunun white pony albümündeki passenger şarkısında maynard james keenan ile yarım yarım yardırmıştır:

the fall

tarsem singh'in 2006 yılında çektiği filmi. masalsı ve fantastik havasıyla, fotoğraf karesinden çıkma sahneleriyle tam bir başyapıt.
başrollerde lee pace, catinca untaru ve justine waddell var.

--- spoiler ---
1920'lerin los angeles'inde bir hastanede müşahade altında bir adam var. filmlerde dublörlük yapan bu adam, roy walker, aynı hastanede yatan alexandria adında küçük bir kızla tanışıyor. alexandria'ya bir hikâye anlatmaya başlıyor isminin nerden geldiğini anlatan. roy walker'in alexandria'nın güvenini kazanıp ondan yapmasını isteyeceği bir şey de var: ona morfin getirmesi. böylelikle intihar etmeyi düşünüyor roy.
roy walker hikâyeler anlattıkça anlattığı olaylardaki bütün kahramanlar olanca ihtişamları ve masalsılıklarıyla arz-ı endam eylemeye başlıyorlar filmde. ve böylelikle gerçek ve masal arasındaki o ince çizgide dans etmeye başlıyorlar.
--- spoiler sonu ---


1981 tarihli bir bulgar filmi olan yo ho ho'nun senaryosu üzerine kurduğu temelle yola çıkan the fall, sinematografik açıdan oldukça doyurucu bir film. masalsı atmosferine ek olarak dünyanın farklı farklı yerlerinde çekilen sahneleriyle de tam bir görsel şölen ortaya koyuyor.
filme sahne olan nefes kesici yerler arasında ayasofya, sumatra adası, tac mahal gibi yerler var.

fragman:

tost

bir dönem büyük sükse yapan mesajın başrol oyuncusu.(bkz: tostumu yedim bekliyorum )

avatar

yeter abla

çocuklugumun idollerinden, bizim mahallenin en unutulmaz, en nev-i sahsina münhasir sakinlerinden birisiydi. klasik bir mahalle teyzesi degil, hayattan, kendi deneyimlerinden, "kadin" olmanin ne menem bir sey oldugunu aci bir sekilde ögrenmis, "kendiliginden feminizm" in tipik bir temsilcisiydi.

kadin cinselliginin, kadinlar için bile mahrem oldugu küçücük bir kasabada, kadinlara, bunun utanilacak bir sey olmadigini söylemekten çekinmezdi. onlarin yücelttigi "erkeklik" kavramiyla dalgasini geçmekten çekinmezdi.
"anam anam, elinkini görmeyen gelin, kocasinin sikini piyade tüfegi sanarmis" gibi sansürsüz atasözlerini, "yarrak delisi", " am biti", "amina ates düsmüs" gibi deyimleri ilk ondan duymusumdur.

her dul kadina oldugu gibi, onada koca bulmak isteyen kadinlara basardi kalayi; "anam ben sizin gibi sik delisi degilim. sik dedigin essekte de var. bana koca lazim degil, adam lazim" derdi. "o da her aradiginda bulunmuyor."

(bkz: erkek milletinin götünü essek siksin)



hoşlanılan kişinin sevgilisinin olması

challenge falan hikaye. el kol bağlı.

ayı sözlük yazarlarının telefon melodileri

fear factor

nereden topladınız bu kadar mal kişiliği bilinmez. bu tür yarışmalara seçim yaparken nasıl yöntemler kullanıyorlarsa artık, yapılan salaklıklar tarifsiz. tamam yarışmalar zor ve stressli de, nasıl iddialı konuşmalar döner ortada.

milliyetçilik

kürdü de türkü de leş olan ideoloji. hele hele, kendi seçiminden kaynaklı olmayan özelliklerinden dolayı ayrımcılığa maruz kalmış insanların nasıl milliyetçi olabildiklerini aklım almıyor. galiba insan olmamızın önemini kavramak önemli olan. cinsiyetsiz, milliyetsiz bir toplumun varlığı anca o zaman sağlanabilir. haydi ne mutlu insanım diyebilene.

sikke

hayvanları bağlamak için yere çakılan demir veya ağaç kazık.

leonardo di caprio

genç kızlar ölür biterdi, üstelik sarışındı ve ben sarışınlara bayılırdım ama valla bı adam hiç bir zaman zerre çekici gelmedi bana. herhalde hem çok zayıf hem de bebek yüzlü tiplerden hiç hoşlanmıyorum.

yalnız bu abinin "what's eating gilbert grape" diye bir filminde bir otistik rolü yapışı vardır, titanik mitanik hikaye yani yanında.
devark.cloud tarafından geliştirildi.