normal

özellikle muhafazakar toplumlarda tek din, tek milliyet, tek cinsel yönelim, tektip yaşam tarzı yaratma amacı güdülmesine vesile kavram. başkalarının mutluluğu adına maskelerle gezmemiz daha normal, olduğumuz gibi davranmamız anormal. bu ne yaman çelişki böyle.
2003 yapımı film. başrollerde jessica lange ve tom wilkinson oynuyorlar.

evli olgun adam yıllarca bastırdığı transseksüel kimliğini birgün ortaya çıkarır ve trans geçiş sürecine girer. karısıyla birbirlerine çok aşıktırlar. karısı da bu yeni durumu kabullenir ve erkek sandığı eşinin aslında bir kadın olmasını kabullenmeye çalışır. müthiş bir film. cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimin birbirinden ayrı şeyler olduğunu da güzel anlatan filmlerden birisi.
toplumun genelinin kabul ettiği. ortaklık derecesinde kabul edilen. çoğu kez sohbetlerde duyuyorum, eşcinsellikten mevzu açılınca devamında bahsedilen bir şahıs varsa ve o şahıs heteroseksüelse isminin yanında "normal" diye bir parantez açılıyor.
hiçbir manası olmayan bir kelime.
olağan, sıradanlık, sönüklük...
bu sene onur haftasının temasıdır.

şöyle ki;
straight yerine kullanıldığında tepemi attıran kelime.
norm, yargılama ve değerlendirmenin kendisine göre yapıldığı ölçüt, uyulması gereken kural, düzgü demek tdk'ya göre, normal de bu kurallara uygun olan demek. toplumların tek tip insan yaratmak için uydurdukları bir kelimedir normal. düzen kurmaktır ve eşsiz doğan insanları o düzene uydurmak; onları istedikleri kişiye benzetmektir.

heteroseksüellik normal olandır mesela. fakat normal olan doğal olanı dışlar. normal olan doğal olanı bozar ve onu toplumun kendi doğasına uydurur. normlara uygun olmayanlar ise toplumca şekillendirilmeye çalışılır, olmuyorsa dışlanır.