öğrencilik

hayatı boyunca herkesin aslında içinde bulunacağı kronik haldir.

ilkokul bitiminde öğretmenler herkese demiştir "bu günleri çok arayacaksınsız" diye aramadık mı? aradık.sonra ortaokul geldiği için unuttuk yinede.
ortaokulda da dediler aynısı.lise geldi unuttuk yine .sonra üniversite geldi yine unuttuk .
eee! üniversite de bitti hepsi birleşip voltranı bir oluştursun bir bakalım ozaman sıkıyısa unut hadi,hadi!
aslında ana fikir öğrenciliğin her zaman özleneceğidir.
keşke imkanın olsaydı da ömrümün sonuna kadar devam ettirebilseydim dediğim hayatımın en güzel dönemi
öğrencilik hayatımın tamamında okula mehter takımı gibi giderdim*. o kadar nefret ederdim öğrencilikten. gel gör ki üniversiteyi allahın köyünde okumuş olmama rağmen son gün nefesim kesilircesine ağlamıştım. böyle birşeydir öğrencilik. ne emmeye gelirsiniz, ne gömmeye. sadece özlersiniz.
hala öğreniyor olduğun, herhangi bir beklentinin olmadığı, vizesiyle, finaliyle, makarnasıyla, textlerin üstündeki kahve lekeleriyle, son sorumsuzluklarını, umursamazlıklarını yapabileceğin dönem.diplomayı aldıktan sonra da açık kalp ameliyatı yapmanı, 5 farklı lisanda konuşabilmeni, çalıştığın firmaya en az yüzde 50 kar marjı sağlayabilmeni bekleyen bi popilasyonla karşılaşacağın için bitmesini buruk bi sevinçle karşıladığın, cahiliye döneminin basit mutluluklarını tadabileceğin son zaman dilimi.
sporcu bursu, başarı bursu, vakıf bursu, özel burs, iki işim derken şu an olduğundan daha fazla paramın olduğu dönemin adıdır öğrencilik
ekstrem koşullarda hayatta kalmaktır. 500 tl kyk ödemesi ile birey olmaya çalışmaktır.
kolumuzda altın bileziğimiz olsun diye yıllarca okuduk!!

sonuç: altın fiyatları hopladı, biz çürük dirseklerimize çare arıyoruz..
istanbul'dan ve aileden ayrılmanın verdiği o muhteşem güzel duygu ile büyük istanbul otogarına gittiğim ilk günden okulu bitirip döndüğüm son güne kadar tüm anılarım taze, diri dün gibi. sayısız güzel insan ile tanıştım , alkolden ciğerleri kusacak partiler verdim pazarada gittim, otostopta çektim, cafede müzik yaparak para kazandığımda oldu. bir erkeğe ilk defa aşık oldum deli gibi hemde. bol bol gezdim; sayısız şehir gezdim. şuan öyle bir vaktimin olmaması ne acı. yok canım ne ağlaması gözüme kampüs kaçtı
lise hariç, sürekli değişen sınıflar yüzünden, en güzel yıllardır. keşke şimdi de öğrenciliğe geri dönsem. gerçi doktora planım var onda da bir nebze bu özlemi giderebilirim.
benimki kötüydü. olabildiğince hem de.

bölüm üniversite kampüsünden uzak ve izoleydi. ve bu bölüm içinde de dört temel grup vardı. cemaatçiler, ülkücüler, kürtler ve tarafsızlar diyebileceğim grup. ben tarafsızlardandım. ancak laik bir çevreden geldiğimi anladıklarından cemaat ve ülkücü tayfaları rahatsız ederdi. kürtlerle az diyaloğum oldu, bambaşka hayatlarımız vardı.

sonuç olarak dört senem duvar örmekle geçti. üniversite içimde yaradır.
eskide tadı vardı. pandemi döneminde o da gitti.
biter bitmez pandemi başladı. şu an o zamanlar nasıl etkinliklere, topluluklara zaman ayırabildiysem bundan sonra da öyle olur diye düşünüyorum ama olmuyormuş galiba.