arkamı kontrol etsene

10 yıl kadar önceki orkid in cesaret örnekli reklamlarından bir kesittir. kızsal mazeretler.

bu çocuk süper demek.
bu yaramaz.
bu da klasik arkamı kontrol etsene...

acı ama gerçek

sen elmayi seviyorsun ama elma seni sevmiyor..

durduk yere ayı sözlük yazarlarına koyan şarkılar

benim için kesinlikle bu parça

hypnogaja - here comes the rain again sabaha kadar dinleyebilirim ve ayrıca ..

metallica - whereever i may roam

türkiye'de gaylerin antimilitarist bile olamaması

cahil cüvella olmarından ötürüdür. cüvella ne lan.

ayı sözlük'ün sünnet düğünü

tavuklu pilav yiyip "yumurtanın sarısı gitti bear'ın yarısı" gibi iğrenç espiri yapacağım düğün olur.

gözaltı nedir gözaltı halinde ne yapılmalıdır

yakalama ve tutuklama ile sık sık karıştırılan cmk tedbiridir.

gözaltına alınma olgusunun doğabilmesi için şüphelinin yakalanmış olması şarttır. suç işlediği yönünde delil olan ve yakalanan kişi savcılıkça hemen bırakılmazsa bundan sonraki süreç gözaltıdır. gözaltı süresi yakalama anından itibaren 24 saati geçemez ve yakalanan kişinin hakim ve mahkemeye nakli 12 saatten fazla olamaz. gözaltına alınan kişi bu sürelerin sonunda mutlaka sulh hakimi önüne çıkmak zorundadır. gözaltı süresi dolunca ya da sulh ceza hakimi kararı üzerine kişi hemen serbest kalır. yakalama ve gözaltına almaya karşı sulh ceza hakimliğinde itiraz etmek mümkündür.

buraya dikkat. bu işlemler için savcılık emri ve bir yakalama işleminin olması gerekiyor. ancak kolluk görevlileri gecikmesinde sakıncalı olan hallerde savcıya başvurmadan yakalama yetkisine sahip. yani polis savcılık emri olmadan sizi yakalayabilir ve bu sürece girebilirsiniz. bu durum dünyanın en adaletsiz ve hakkaniyet dışı uygulaması aslında. 28 mayıs 2013 taksim gezi parkı direnişi sürecinde direnişçiler bu hükümle yakalanıp gözaltına alınmıştır. yapılması gereken yakalama ve gözaltı hallerinde hiç konuşmamak tutanak imzalamamak avukatınızı aramak ya da yasal hakkınız olan barodan müdafi avukat talep etmektir.

futurelavirs

kendisinden aldıgım haberlerle birlikte bir müddet burada olmayacağını duyup üzüldüğüm güzel insan, kısa dönemde mesajlaşmalar ile günümü güzel yapan insan, umarım bu boşukta kendini dinleyebilir çabucak geri dönersin temennileri ile uğurluyorum seni.

çocukla çocuk olmak

hâlâ çocuk olduğum için o duyguyu bilmiyorum diyebilirim.

iş güvenliği iskele

bence inşaat bina cephe kaplama boyama gibi işlerde tam güvenlikli iskele kullanılması gerekir.

http://bgh.com.tr/urunler/layher-simsek-...

düşün ki o bunu okuyor

cuma günü öğleden sonra kadıköy'de, kahrolası istanbul'un asya yakası'nda yani karşı tarafta bana göre, bir işim vardı.
bir saat içinde de dönecektim. bu gibi durumlarda hep vapuru tercih ederim, bilirsin. trafikte boğulmadan, denizde boğulma olasılığını barındırdığından olsa gerek!

her zamanki gibi beşiktaş'taki kadıköy iskelesine geldim ve 15:15 vapuruna bindim.
o hatta otuz dakikada bir vapur çalışır. yani 16:15'le dönecektim, ki öyle de yaptım.
giderken oturduğum üst katta cam kenarındaki yerimin tam karşısına bir kız oturdu. kız, sana çok benziyordu. bir dergi çıkarıp okumaya başladı. bense çaktırmadan kızı inceleyip durdum. yirmi dakika kadar sürüyor ya vapurun diğer iskeleye varması, yanaşma süreci dahil, işte o süre balın aktığı gibi aktı kaşıktan.

arada, camdan dışarı bakmak için, dergisinden kısa süreli ayrılıyordu kız. o sıralar, onu incelediğim anlaşılmasın diye başka yönlere baktım, göz teması kurmamaya dikkat ettim. hiç huyum değildir böyle şeyler; kız sana benzemese, dünya güzeli olsa umurumda olmazdı sevgilim.
elbette fiziksel bir benzerlikten bir halt çıkmaz fakat sanki karşımdakini senmişsin gibi hayal etmek
dahi bir nevi hal-i pürmelale daldırıyordu beni.

iskeleye yanaşmasına az bir süre kala vapurun, yerimden kalktım, açılacak kapının (modern vapurlardandı)
yakınında durdum. küçük bir çanta taşıyordum. çantama bir şeyin süründüğünü hissedip ( yankesici endişesi ile) başımı çevirdim. rulo haline getirip elinde tuttuğu dergisinin, kasten veya tesadüfen (burasından emin olamadım) sürtündüğünü gördüm az evvel karşımda oturan kızın.
başka bir yöne bakıyordu...

vapurun yanaşmasıyla yolcular dağılmaya başladı. metro hattının oradan, karşı yola geçmem gerekiyordu. kırmızı yandığından, ki uzun süreli yanar ışıklar orada, biraz bekleyecektim. sağa sola bakınırken bir sigara yakmaya yeltendim; nereden geldiyse, o kız peydah oluverdi dibimde! bozuntuya vermedim; yeşil yandı. hızlı adımlarla gideceğim yere doğru yürümeye başladım.
kız geride kalmıştı...

zaman geçti, bir resmi dairedeki basit işim bitti, dönüş yolundaydım. kadıköy'deki beşiktaş iskelesine geldim. 16:15 vapurunun kalkmasına bir-iki dakika kalmıştı. turnikeden geçtim, vapura bindim. bu kez çok kalabalıktı. hemen yer bulamadım. eski vapurlardandı üstelik.
daha sonra bir yer bulup iliştim. akordeon ve gitar çalan çalgıcılar vardı etrafta...
para toplayan bir küçük kızın uzattığı bardağa tüm bozukluklarımı attım; beş-altı lira civarında olmalı. çantamdan okunacak bir şey çıkaracaktım ki, caydım, sıkılıyordum. bu kez para toplayan o küçük kızı izlemeye başladım. iki oturma yeri çaprazımda, 15:15 vapurundaki kız oturuyordu! küçük kız, kendisine yaklaştığında, sana benzeyen o kız, bana bakarak, küçük kıza para verdi; sanırım benim kadar bozukluk attı o bardağa...

gözlerimi ondan kaçırdım! gözlüğümü temizler gibi yaptım ve uyukluyormuş havası yaratıp, ortamdan kendimi yalıttım!
korktum çünkü. o kızın benimle bir şekilde frekansı tutuyormuş gibi geldi. hatta, biraz daha fazlası...
yakınlaşıp, yanaşıp bir şekilde temas kurabilirdim ve reddedilmeyecektim büyük olasılıkla.
kaçtım. vapur yanaşır yanaşmaz, bulduğum boş bir taksiye atlayıp, bu kabusun içinden kaçtım!

geriye, seninle paylaşması kaldı. onu da yaptım!*

(bkz: vapur)

eskiden yaşadığın eve uğramak

22 sene sonra büyüdüğüm evi ziyaret etmeye sivas'a gittiğimde gözümün önünden geçen anılar şeridi, anlar silsilesi yaratan ziyaret. çok hüzünlendirci ve bir o kadar şaşırtan ziyaretlerdir, orası hala sizin evinizdir ama aynı zamanda değildir de. yıllarca inip çıktığınız o merdivenler, bir zaman kantin olan yerin artık başka bir şeye dönüşmüş olduğunu görmek, siz ordayken fidan olan ağaçların büyüyüp kocaman ağaç olduklarını görmek, arkadaşlarınızın hayallerini merdivenlerde hayal etmek, yeni halini görürken gözünüzün önüne flashbackler halinde eski halinin gelmesini önleyememeniz, boğazınızın düğümlenmesi, zamanın bu kadar hızlı geçmesine isyan etmeniz... büyüdüğüm evin önüne 22 sene sonra gittiğimde hissettiklerimden sadece birkaçıydı derinlerde ise daha başka şeyler hissediyorum ifade etmeye kelimelerimin yetmediği... benim gibi geçmişinden kopamayan biri için hiçbir şeyi yerli yerinde bulamamak çok üzücü...