sigara

her şişme mont giydiğimde ne kadar çok kişinin içtiğine şaşırdığım şey.

kekonun tekinin montunuzu yakacağını düşünmeden yürüyebilmek zor vesselam.
bu kadar önyargıyla baktığım bir şey yok. çevremde bulundurmam içeni.
bazen sevdiğiniz kadından ayrılmanız gerekir ya, ne onunla olur, ne de onsuz.
sigara da öyledir. ne onunla yaşamak kolaydır, ne de onsuz.
ailenle telefonda konuşurken arkadan "söndür sigarayı" diyen tiplerden, sigara içilmez levhalı mekanlarda arkadaş ayrımı yapıp izin verenlerden, ota moka sigara içip atmosferi delen kanser hücrelerinin nesli bi tükense de rahatlasak
çok boş zamanım olduğunda, geceleri uyanık kaldığım zamanlar başladığım, birkaç ay hayatıma eşlik eden, şu an da tadında bırakmak istediğim alışkanlık. bunu da tadacakmışım, ne bileyim.

sigara iyi hissettiren bir şey oldu çoğu zaman. keyif verici bir alışkanlık olarak algıladım ben. yanında içen biri olduğunda muhabbeti güzel, çalıştığın zaman dışarı çıkmak için bir bahane, efendime söyleyeyim kahveyle iyi gidiyor, boş boş durmuyorsun da sanki güzel bir şey yapıyorsun gibi hissediyorsun.

özlediğim şeyler bunlar. vücudum deli gibi nikotin arzulamıyor mesela ama yemek yedikten sonra sigaraya ihtiyaç duyuyorum.

belki de beynim buna koşullandığı içindir. bilemeyeceğim. sigara içen kişi üzüldüğünde de sevindiğinde de sigara yakmak ister. bahane arar. bağımlılık bu oluyor sanırım.

yaşayabileceğim hastalıklara odaklanmış halde, bağımlılık aşamasından kurtulmaya çalışıyorum bakalım. seviştikten sonra sigara içme fantezimize de “bye” diyoruz böylece. öhü.
fark ettim ki sigaraya yalnızlıktan başlamışım zamanında. o'nun yanındayken hiç sigara istemiyor canım, saatlerdir içmediğimi fark edip öyle yakıyorum. galiba sayesinde bırakacağım. hele bi gelsin de...
bağımlısı olmadığım ama nadir anlarda ask yasadigim sey cok seviyorum.
aramızda tuhaf bir ilişki var bu arkadaşla.
mesela 2 gün boyunca içmesem nikotin bad tribini yaşamam ama istersem günde bir paket sigara içiyorum.
her anımda iyi ki var..
  • /
  • 5