tarlabaşı

ıslah edilmeye çalışılmayan; nezihleştirilmeye, soylulaştırılmaya çalışılan bir istanbul semtidir.

tophanede kırık dökük kafeler olacağına zincir mağazaların şubeleri olsun, haliçte salaş balıkçılar olmasın, nezih ve şık restoranlar olsun gibi düşüncelere genelde ıslah etmek değil soylulaştırmak diyoruz ve tarlabaşına yapılmak istenenin bundan farkı yok maalesef.
yenilenme sürecinde olan muhit, en büyük endişem bu yenilenme sürecinde tarihi dokusunu kaybetme olasılığı, malesef bizim ülkemizde restore anlayışı tarihi olanı sök at yerine aslıyla alakası olmayan şeyler koy şeklinde işliyor.
adına şarkı bile yapılmış. turistler burayı otantik, kültürel bir değer sanıyor herhalde. müzik müthiş olmuş o ayrı.

1 mayısta taksim(istiklal) kapalı olduğu için gittiğim, istanbula hem bu kadar yakın hem de bu kadar uzak bir gettoyu; bu denli sıradan, bir o kadar özel kılan insanları barındıran semt. fırıncısı, midyecisi, torbacısı ayrı güzel ayrı özel. güvenlik olayı halledilse; unutulmuş, virane, cumbalı evlerin olduğu dar sokaklı mahallelerde sürterdim de yaşardımda.
keşke dediğin gibi olsa xalo yaşaması çok zor burada insan mahallesinde bile tedirgin oluyor her gün bi sorun değişiklik çıkma potansiyeli yüksek konuşulsa söylenecek çok şey var ama neyse
normal anadolu insanlarının oturduğu bir semttir. abartmayın.
girmeye pek cesaret edemediğim yer.