farklı bir üslubuyla edebiyatta sükse yapan postmodern yazarlarımızdan biridir. eserlerindeki kurgu ile okurlarını ters köşe etmektedir. hemen hemen tüm eserlerinde uzun ihsan mahlasını kullanarak kendine de rol biçmiştir. kendisi ege ünüiversitesinde akademik hayatına devam etmektedir. ayrıca kendisini gayb alemine daldığı söylenilmektedir. nitekim, binmiş olduğu her toplu taşıma aracında 3 kişinin parasını ödemektedir. sorduklarında, yanımdakileri görmiyor musunuz, cevabını vermektedir. eserleri mutlaka okunmalı, özellikle efrasiyab ın hikayeleri ve puslu kıtalar atlası.
araf kitabıyla kendi arafımı tespit ettiğim, pinhan eseriyle farklı dünyalara daldığım, aşk ıyla derun alemlerde kendimi hissetiğim şaheserlerin yazarıdır. kendisi omuzlarının üstündeki bölümü saksı niyetine kullanmamaktadır.
kilite kou (dağların anahtarı) albümü: demanan aşireti nin liderlerinden birinin,1938 de aldıkları ağır yenilgi açıklamak üzerine söylediği sözü şu sözü "mı kilıtê kou kerde vındi" "ben dağların anahtarını kaybettim" albümün oluşumu ve ismi için bir referans noktası olarak kabul edip albümdeki genel kurguyu 1938 dersim katliamı sonrası çekilen acılar üzerine oluşturulmuştur.vokaller de ve de be wayiro kılamında kuzeni olan ahmet aslan solist olarak eşlik etmiştir.
özgün müziğin eşsiz sanatçılarından biridir. ilk başlarda ülkemizdeki karşıt müzik yapan grup yorumun sollistlerinden biriydi, ancak daha sonra gruptan ayrılarak tuncay akdoğanla birlikte 1990 yılında grup kızılırmakı kurdu. 90lı yılların sonuna doğru bu gruptanda ayrılarak solo albümler çıkarmaya başladı. özgün müzik içerisinde birçok hit parçası bulunmaktadır. türküleri de oldukça güzel seslendiren bir sanatçımızdır.
uzaklardan yazıyorum şimdi sana alışamadığım buralardan.gurbet ellerden.senin hiç görmediğin hiç bilmediğin hiç yaşamadığın hiç tatmadığın hasret yüklü duygularla ve inat eden devrik cümlelerimle sadece sana... bilmessin belki sen sana yazmak hem zor hem de çok kolay.yüreğimde sen derinim de sen…onun hiç zor, onun için kolay zoru başarmak, sana yaklaşmak belki de...
sensizliği tattığım yerler buraları.seni sensiz ömrüme sığdırdığım, usulca sana sığındığım yerler buralar.hüzün kelimeleri artık uğramıyor buralarda.suretten vazgeçip görmeden bile sığdırdım seni hayallerle dolu gecelerden seherlere...
uzakta olsan sensiz geçmiyor hiçbir an.belki de seni sensiz yaşayan ben değilim, aksine sen bensizsin aslında.fark etmeden geçip gittiğim yollardasın şimdi.yeni açan kardelensin, seher vakti cıvıldayan kuş sesindesin... doğan güneşte kaybolan yıldızda…kapı komşumsun, belki de kapına gelemediğim yüzünü görmek için deli olduğum fakat buna cesaret edemediğim...tutamadığım elin gibi,bakmaya kıyamadığım gözlerin gibi.görüyorsun ya her şeyde artık biraz sen varsın…
ansızın bölünen uykumun tam orta yerindesin, hem kızdığım hem de bitmesinden korktuğum bir rüya misali...çok bir şey paylaşamadık henüz seninle...hayal de kuramadık.hem eğrim hem doğrumsun, her susuşumda haykırdığım çığlık gibi.esresi ötresi yoktur ya elifin aynen öylesin ta derinimde...
hatırlar mısın bilmem nasıl karşılaştık seninle.bilmeden sığınmışım sana yüreğime dolup dolup taşmışsın az hüzünlü az hoyrat…önceki kelimelerim yok artık yazışlarımda.adın da yok hiçbir satırın arasında.gizli öznesisin sanki bir senin bir ben benim bildiğim cümlelerimin…kendi dertlerimizi anlatmadık ilk başlarda sıradandık belki.ilmek ilmek işlemiş geçen her an ilklerime seni.artık ne hüznümsün ne de sıradanımsın.aksine mutluluğum huzurumsun...
nereden çıktı bu mektup deme şimdi.sen yaz diyorsun ya.okumayı da seversin yazmalara inat.ilham gelirmiş peri uçarmış yalan.ilham da peride sensin işte.çok su verip soldurmaya korktuğum çiçek gibi sensin sadece.bak kaç cümle sensiz kurulabiliyor içimde.artık böyle.hasret de özlem de güzel sen varsın diye.boş yere uğraşma nerden çıkardın sevmeyi beni sevdiğini deme.ben sadece sustum konuşan senle dolup taşan yüreğim…
seni sana anlatmak hem kolay hem zor demiştim.kolay olanı sen olmandı,seni senle yaşamaktı.alıntı yapmadan hiçbir hayattan…kolay olanı sen varken konuşmaktı.
zor olanı mı ? ben onu seçtim.suretini bırakıp uzakları seçip,dilimde susmadan söylediğim hasret türkümsün…senden uzak olsam bile seni her an yaşamaktı.açan her çiçekte,uğur böceklerinde,seni hatırlatan tüm cümlelerde seni kurmaktı.seni sensiz de yaşamaktı.ve her gece ve her seher ve her fecir de sen den bir parça aramaktı.
şimdi özlemimsin susup beklememsin...sessizliğe gömülüyor gece ama yüreğim sensizliğe asla.ve bilesin bu sana sitemim isyanım değil…aksine sadece senin anlayacağın seni anlattığım sana yazdığım hasret mektubumdur bilesin... merak ettin belki nereden mi yazıyorum? ta en derinlerimden...
hasret, tüm ruhunla sevgiliyi özlemesidir. öyle bir histir ki, özlem tüm iliklerine tüm hücrelerine kadar işlemesidir. sevgiliye, dokunamamanın, gözüne bakamamanın acısıdır. bazende kelimelere dökülen bir türkü, bir şiirdir.
öğrencilik yıllarımda, arkadaşlarla sabaha kadar ders çalıştıktan sonra acıkma hissi oluşmaktaydı.. ve içimizden birinin "hadi işkembeciye!" deyişle açlık hissiyatının artması ve çobanın içilmesi ile sonlanması.. bence güzeldir..
dolmuş şöförlerinin, balık isitifi gibi insanlarlarla doldurması ve her durakta birilerini alıp "arkaya doğru ilerleyelim demesi..." oysaki arkada sadece oturulacak kucaklardan başka bir şey kalmamıştır.
finlandiya eğitim alanında dünya devlerinden biridir. fin eğitim anlayışına dayalı olarak geliştirilen modeller bugün tüm ülkelerde revançtadır. bunun en temel nedeni uluslararası sınavlarda bu ülke öğrencilerinin hep birinci gelmesidir.
tarih boyunca zulme, mezalime uğramış; ancak hiçbir zaman zalime boyun eğmemiş bir toplumun, kimine göre "zerdüşt güruhun" kutsal mekanı... dersim, tabiat mucizesidir... munzur ile peri nin aşkıdır.. derin vadilerle kaplı, çetin iklim koşullarına sahip olmasına karşın insanın kalbi sımsıcaktır...
dersim, nenemin bir türlü kabuk bağlamayan yarasıdır... her hatırlayışında öldürülen abisinin, süngülenilen kardeşinin yeniden dimağında canlanmasıdır..
dersim, barışın ve sevginin hüküm sürdüğü topraklardır...her milletten her dinden insanı barındırmaktadır...
dersim, sevigidir, merhamettir... dersimde aklı evveller kutsanmış sayılır... bundandır ki seyuşen in heykeli yapılmıştır...
dersim, firik dedenin acısıdır.. gözlerinin önünde evladı yakılmıştır...
dersim, düzgün bawa, muzur bawlar üzerine insanların and içip barış türküleri çığrıştığı güzel topraklardır..
dersim, bilen için bir sewdadır... dillerden düşmeyen bir türküdür...
tarih boyunca zulme, mezalime uğramış; ancak hiçbir zaman zalime boyun eğmemiş bir toplumun, kimine göre "zerdüşt güruhun" kutsal mekanı... dersim, tabiat mucizesidir... munzur ile peri nin aşkıdır.. derin vadilerle kaplı, çetin iklim koşullarına sahip olmasına karşın insanın kalbi sımsıcaktır...
dersim, nenemin bir türlü kabuk bağlamayan yarasıdır... her hatırlayışında öldürülen abisinin, süngülenilen kardeşinin yeniden dimağında canlanmasıdır..
dersim, barışın ve sevginin hüküm sürdüğü topraklardır...her milletten her dinden insanı barındırmaktadır...
dersim, sevigidir, merhamettir... dersimde aklı evveller kutsanmış sayılır... bundandır ki seyuşen in heykeli yapılmıştır...
dersim, firik dedenin acısıdır.. gözlerinin önünde evladı yakılmıştır...
dersim, düzgün bawa, muzur bawlar üzerine insanların and içip barış türküleri çığrıştığı güzel topraklardır..
dersim, bilen için bir sewdadır... dillerden düşmeyen bir türküdür...
osmanlı da, kadın oyuncu olmaması nedeniyle kadın kılığına giren erkek oyunculara denir. türk tiyatrosunda, genellikle orta oyunlarda bu karakterler canlandırılır. aynı zamanda zenne bir tür kadın ayakkabısıdır. günümüzde ise daha çok erkek oryanteller için kullanılan bir kavram haline gelmiştir. daha çok tahkir edici bir mana taşımaktadır.
bir yavan hâldeyim, ne saklım saklı, ne bilinir gizim.. bir boşluk ki dolmuyor içim, ne nâkışım nâkış, ne tamamdır bitiğim..bir ürkek hâldeyim, ne sedâm duyulur, ne az olur sesim.. araftayım, susuz; ne serabım serab, ne ab-ı içtiğim.. bir bilinmez hâldeyim; ne bildiğim yalan, ne gerçek bildiğim. bir yarım aklın kuyusunda ,öbür yarım aşk ın kuytusunda. cennet ve cehennem arasında ucu sırattan geçen bir uçurum kenarında Ârâfta.! Ârâfnda arasında "ar" ve "af" yarasında...
özgün müziğin eşsiz sanatçılarından biridir. ilk başlarda ülkemizdeki karşıt müzik yapan grup yorumun sollistlerinden biriydi, ancak daha sonra gruptan ayrılarak tuncay akdoğanla birlikte 1990 yılında grup kızılırmakı kurdu. 90lı yılların sonuna doğru bu gruptanda ayrılarak solo albümler çıkarmaya başladı. özgün müzik içerisinde birçok hit parçası bulunmaktadır. türküleri de oldukça güzel seslendiren bir sanatçımızdır.