yalnız yaşamak

eğitimimi tamamlayıp ailemin yanına döndüğümün 3. gecesi yarım yamalak boşalttığım bavulumu kaptığım gibi online ayarladığım 1+1 eve atmıştım kendimi. her ne kadar sosyal birisi olsam da geceleri evime geldiğimde kendi yüzüm dışında insan yüzü görmek istemediğimi öğrenciyken kabullenmiştim.
fakat zaman mefhumu insanın bedeniyle oynadığı gibi insanın duygularını, düşünceleri de esnetip geriyor, şekilden şekile sokuyor. zaman geçtikçe yalnız yaşama konusundaki düşüncelerim gitgide tersine evriliyordu. hayatımı biriyle yaşamanın tutkusuna kapılmıştım bir süre sonra. yalnız yaşamaya kararlı biri olarak nasıl omuştu da bir anda yalnızlığımın içinde yalnız hissetmiştim? akşam eve döndüğümde bir çift dudağı öpme arzusuna ne zamandan beri sahiptim? ne zamandan beri soğuk gecelerde uyanıp yatağın soğuk tarafı tarafından düşünsel saldırıya maruz kalıyorum?
tam o aralar bir kaç kez akşam yemeğine çıktığımız bir flörtüm vardı. ilkin bir kafede karşılaşmış, sonra bir parkta yürüyüş yaparken göz göze gelmiş en son bir dostumun doğum günü partisinde tanışabilmiştik. her şey çok güzeldi o gece. sonrasında her şey yavaş ama tatmin edici bir şekilde gelişmişti.
ben yalnızlık korkusu ile telaş edip flörtüme aynı eve çıkma gibi riskli bir teklifte bulunmuştum. bir hafta sonra cuma akşamında bavulu ile kapımdaydı. bir yandan cesaretli bir adım atmanın heyecanını varken diğer yandan acaba çok mu erken oldu diye de içim içimi kemiriyordu. çok iyi hatırlıyorum. ilk kavgamızı ertesi sabah ben tuvaletteyken kapıyı çalmadan içeriye dalması ile yapmıştık. beraber yaşamanın getirebileceği zorlukları az çok tahmin etmiş ve göze alabileceğimi düşünüyordum. ama hesapta olmayan bazı önemli durumları öngörememiştim. mesela benim obsesyon düzeyinde uyduğum saatlik, günlük, haftalık, aylık planlarım var. ama karşı taraf topun gelişine oynuyor. pazar günü olsa da ben planımı yapar öyle çıkarım evden. öyle de yaptım. evden iki parça çıktık ama tek parça halinde ben geri döndüm. ikinci kavgamızı ettik, bunun yanlış bir karar olduğuna karar verdik. kendisi evine geri döndü. bavulunu taksi ile yollarım dedim. bitirdik. ara ara yine geliyorlar. fakat beraber yaşamının sorumluluklarını kaldırabilecek potansiyele eriştiğimi düşünmüyorum henüz.
aklıma geliyor ara sıra. ben miyim, yoksa istanbul mu?
istanbul, ruhsuz sokaklarına canlandırsın diye insan kalabalıkları serpiştirmiş, ama bu insan kalabalıklarının ruhtan yoksun bir şekilde sabahlara kadar dans ettiğini bilememiş.
bazen bir kişi ile ev kalabalık olabiliyorken bazen 7 kişi aynı evde yalnız bir şekilde yaşayabiliyor.
ama bıyerden sonrada ınanılmaz sıkıcı olur
hayatınıza gırmeye calısan bı ınsan en ufak hatasında ondan sogur ve hayatınıza almak ıstemezsınız
aşırı sevdiğim ve gittikçe daha da çok alıştığım eylemdir. derler ya insana bir başkasının gölgesi bile ağır gelebilir diye; tam olarak öyle olmaya başladı. belki bazı obsesyonlarım belki de aşırı bireyselleşmemin bi nedenidir, bazen 3, 4 saati geçen misafirliklere bile katlanamıyorum.
  • /
  • 3