yarak

eski türkçede silah manasını alan sözcükle ilkin üniversitenin ilk yılında köktürkçe dersinde tanıştım. tanrı taala aşkına sosyal hayatım pek bir yavan olabilir ancak hakkımı kendime iade edip hemen söyleyebilirim ki dersler konusunda üzerime inek tanımam. bunun çok doğru bir söz olduğunu anlamıştım. trakyaya kar yağıyordu ve biz kül tigin kitabesini okuyorduk. orjinal harfleriyle. hocamızın o harfleri bilmediğine yemin edebilirim! ancak transliterasyonunu bile okurken çataldan kıçımıza dek terlerin akmasına -mani olamazdık ki orijinali ha!: üze kök tengri, asra yağız yer kılundukda, ekin ara kişi oğlı kılınmış... ama ben ineklik tanrısı güven, aybettin okur, elbette okuyabiliyordum. *) şimdi okuyunca doğrusu bana bir şeyler katmış muharrem ergin diyorum.neyse. kar yağıyor ve en sevdiğim kardeşcağızım-dostum mahmut nasıl zorlanıyor. hayır şakır şakır okudu. durdu. durduğu yerde bir nefes aldı. okuyamayacağını anlayınca devam edeyim dedi ama hoca engel oldu. sınıfta bir uğultu. ama okuyamıyor millet. nasıl okusundu ki anca sınav öncesi ezberlenen kitabeler. hocanın elinde metin yoktu. nereyi okuyamadın? hadi kim okuyacak dedi. ben de mahmut'un karizması çizilmesin diye uyumak için abandığım sıradan başımı kaldırdım ve kitaba baktım. "yarrak" diyiverdim. sensin yaraaam dedi mahmut. lan yarraaam ... derken göben sen okudun mu diye girdi hoca aramızdaki nefis sohbete. evet hocam dedim. nedir? nasıl demeli yarak?! kelime yarak yani. size değil diye sesim yüksekten alçağa indi. noktalama işaretlerini seven ve nefes alışverişini buna göre ayarlayan ben --güven radiyallahu anh-- nasıl olur da bir kerede boşluksuz böyle bir cümle kurmuştum bilmiyorum. gözümü açtığımda millet kolonya ile başımdaydı. dersten nasıl çıktığımı bilemezsiniz. gözüm hiç bir şey görmüyordu. bir utanç, bir sinir hali. hoca kesin beni bıraktı derken... mahmut yarrağım al kolonya da sür burnuna diyende kendime geldim açıldı sinirden gözlerim. sınıf kahkaha tufanına gark olmuş, ben de az önceyi unutmuştum. mutluydum. sınavda çıkmayacaksa da en azından sözlük dağarcığıma silahımı da ekledim böylece. yarak deyip geçmemek lazım.

(bkz: sonu gelmeyecek sandım)
çift r ile söylenince sanki daha büyükmüş gibi geliyor .*
onsuzluğun ne derece acı bir şey olduğunu düşünerek tanımlanması gereken bir uzuv, bir olgu, bir alet, bir araç ve bir sembol!
yaraksızlık gerçekten feci birşey. yaraktan hoşlanmamak da aynı biçimde, çok ciddi kayıplara yol açabilmekte.
ona sahip olmak, onun hakkını vermek anlamına gelmiyor. ona sahip olarak değer verdiği ve kullandığı halde, başkalarının yarağına aynı saygıyı ve ilgiyi göstermeyen hemcinslerimi hiçbirzaman anlayamayacağım...
duyunca bütün üzüntülerimin azaldığı sözcük.
hayret daha 'olsa da yesek' diye yazan olmadı.

sen bunu gördün ya içinden hemen geçirdin di mi 'sen dersin' diye.
gençlik zamanlarında cam4'da takılıyor iken yabancı takipçilerin google translate kullanıp "ben emerim senin horoz ohh"* falan dediklerinde "not horoz, yarak" diye kendilerini sürekli aydınlatma gereği duyduğum kelime.
sürekli küfür ettiğim için tümcelerimde en çok geçen kelime. daha çok yarrak ya da yarrağmm şeklinde kullanıyorum. ehi ^^
yarrak yarraktır bamya bamyadır. bamyaya yarrak denilmez penis denilir cük denilir ama bazı erkeklik organları var mı oh my god !falan oluyorsun inanılmaz karizmatikler havalılar ışte onlara yarrak denir . yarrak yerine yarak demek de caiz olmasına karşılık " yarak " kelime anlamıyla bir şeyi ayırmak , parcamak , içini açmak anlamlarına gelebilir üçüncü çoğul şahısta.
  • /
  • 2