acılara tutunmak

"kavuşmak özgürlükse özgürdük ikimiz de
elleri çığlık çığlık yan yana iki dünya
ikimiz iki dağdan iki hırçın su gibi akıp gelmiştik
buluşmuştuk bir kavşakta
unutmuştuk ayrılığı
yok saymıştık özlemeyi
şarkımıza dalmıştık.
mutluluk, mavi çocuk, oynardı bahçemizde"

if to be reunited was freedom, we both were free
two worlds side by side, their hands in screams
we both came flowing from two mountains like two uncontrollable streams
we met at a confluence
we forgot separation
we ignored longing
we gave ourselves over to our song
happiness, a blue child, played in our garden

acı çekmek özgürlükse, özgürüz ikimiz de
o yuvasız çalıkuşu, bense kafeste kanarya

if to suffer is freedom, we both are free
she is a wren without a nest and i was a canary in a cage

o dolaşmış daldan dala savurmuş yüreğini
ben bölmüşüm yüreğimi başkaldıran dizelere

she moved from branch to branch winnowing her heart
i divided my heart into rebellious verses

aramakmış oysa sevmek
özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmiş düşsel bir oyuncağı
yalanmış, hepsi yalan
yalanmış, hepsi yalan
sevmek diye bir şey vardı, sevmek diye bir şey yokmuş

love, however, was to seek
love, however, was to miss
it was losing an imaginary toy after having found it again and again
it was a lie, all was a lie
it was a lie, all was a lie
there had been something called to love
there isn't such a thing as to love

acı çektim günlerce
acı çektim susarak
şu kısacık konuklukta
deprem kargaşasında

i've suffered for days
i've suffered in silence
in this sojourn
in earthquake havoc

yaşadım bir kaç bin yıl acılara tutunarak
acı çekmek özgürlükse özgürdük ikimiz de

i've lived for a few thousand years holding onto sufferings
if to suffer was freedom, we both were free

acılardan arta kalan işte şu bakışlarmış
buğu diye gözlerimde gün batımı bulutlarmış
yalanmış, hepsi yalan
yalanmış, hepsi yalan
savrulup gitmek varmış ayrı yörüngelerde.

it was those looks that were left behind from the sufferings
it was sunset clouds that were mists in my eyes
it was a lie, all was a lie
it was a lie, all was a lie
there was being thrown away and moving in separate orbits
anlam veremiyorum ama baya baya sevgili melek adele bu şarkının müziğini çalmış million years ago şarkısına şeeetmiş..
bir devrin tüm acılarını ve pes etmemişliğini iliklerinize kadar hissettiğiniz, mücadelenin, özlemin, ayrı düşmenin, yıkılıp yeniden ayağa kalmanın ağıdı, öldürmeyen acı güçlendirir felsefesinin ahmet kaya'nın dev sesinde içinizi titreterek sizi kendinize getiren türküsüdür. şarkıda bahsedilen o acıları belki de siz hiç yaşamadınız, belki de siz ya da bir yakınınız, her zerresini yaşadınız, ama empati kuruyor, ister istemez siz de o dönemleri içinizde hissediyorsunuz. bu şarkı bir aşk şarkısından çok yiten dostlara bir ağıt gibi gelir bana. hasan hüseyin korkmazgil şiirine enfes ahmet kaya notalarıdır.