en çok kadınların yaptığı eylemdir, deli dana gibi sallarlar, yok tamam sallasınlar da 90 derece açıpta sallanmaz be kardeşim. taşaklarımızla zikimizle ne alıp veremediğiniz bir şey var derdim ama zaten bizim işimiz olmaz sizinle be dünya ahiret bacıcağzım.
sene 967, boston maratonu'nda start verilecek ve aralarında tek kadın koşucu switzer. daha önce hiçbir kadın bir maratonda erkekler arasında yarışa katılmamış ya da buna kalkışmamış. yani sene 967, yer amerika ve bundan 50 sene evvel bugünün (ve hatta o günün belki de) özgürlükler ülkesi amerika'da böyle bir şey daha önce gerçekleşmemiş. neticede yarış başlamış birileri provoke edip, engellemeye çalışsa da kathrine bir maratonu erkeklerle tamamlayan ilk kadın olmuş.
facebook'ta bugün gördüm bu bilgiyi. insan şaşırıyor elbette; ulan bu da mı olmuş filan diyor. demekki her toplumun mazisinde buna benzer boktan kara lekeler var. bizde de komisyon üyesi milletvekilleri sanki kum torbasına vurur gibi birbirlerine vurdular dün. komisyon masalarının üzerine çıkıp, birbirlerinin üzerine uçtular. şimdi 50 yılda kendini toparlayıp, özgürlükler anlamında yol katedip dünyanın içine etmeye devam eden amerika'yı mı kutlayalım, yoksa bizimkilerin düzelmesi için kaç elli yıl gerek diye hesap mı yapalım... takdir temiz vicdanlarımızda...
ben bir arkadaşım üzerinden misal vereyim. ilk aklıma o geldi. yoksa ben de az hıyar değilim... neyse
mevzubahis arkadaşım sevgilisiyle beraber yemek yediği zaman salatayı çatalla filan yemiş. bir süre geçtikten sonra (sanırım refleks) salataya aniden ekmekle dalmış. sevgilisi de bu durumun farkına varıp de haydi yiğidim rahat ol demiş. bunu anlattığında üçümüz beraber salataya ekmek banıyorduk. yapmayın etmeyin salata suyu için benliğinizden vazgeçmeyin!