ayı olmak

kendinle ,kilolarınla,kıllarınla her halinle mutlu olabilmektir.
kılların, kiloların yanı sıra bamyanla da barışık olmayı da gerektirir.

(bkz: kilo sebebiyle bamya sahibi olmak)
çocukluğumda söylenmesine gıcık olduğum, ancak kendimi keşfettikten sonra (17 yaşımda) olmaktan gurur duyduğum kavram.
ben yazacağdım kemanyayı yazmış. sonradan ayı olunmaz, ayı doğulur. yani zorla sakal uzatmakla, spor salonlarına gidip protein ve steroid takviyesiyle şişen kaslarla, çakma davranışlarla ayı olunmuyor. kave içerken serçe parmak kıvrılıverir şaşarsın
23 yaşımdan beri cükümü göremiyom, diyebilmektir. (bunu bir ayıdan duydum) amk çok tatlılar ya.
aşık olunası birisi olmak için tüm çekiciliğe sahip olmaktır...
egolu olmaktır. sadakatsiz olmaktır. tip olarak güzeldir, eğlence olarak da güzeldir ama gerisi traş.
toplumdaki varoluş algısının dönüşüm göstermeye başladığı zamanımızda, kendisini keşfeden eşcinsellerin ayı ideolojisine yakınlığı göze çarpmaktadır. hal böyleyken bu uğurda kendini ispat etmeye zorlayanlar göze çarpmaktadır. peki ama ayı olmak etli, butlu, kaslı, kıllı bir insan olmayı mıdır?

kişisel tercihler bir tarafa bırakıldığında ayı olmak; erkekçe ve bir takım kimliklere bürünmeyi redderek olduğu gibi ilişki yaşamayı tercih etmektir aslında. yani kısacası eşcinsel kültür içerisnde bir tür varoluştur biçimidir. elbette bu kültür çerçevesinde kimseyi öylesin böylesin diye yargılayamayız, ayrımcılık yapamayız ama kişisel beklentileri de göz ardı edemeyiz. fakat başka bir gerçekte var ki bu beklentiler her daim şekillenmekte ve başkalaşım göstermektedir

asıl şaşırtıcı olan insanların ayı profili uğruna kendini bu şekile sokma çabasıdır. kimiside sağlık nedenleri yüzünden bu hale gelebilir. herkesin kendince bir yaşantısı var elbette yargılamak haddimize değil. fakat bu uğurda manevi donanım elde etmek yerine sadece fiziksel donanıma ağırlık verilmesi acıdır.

kim bilir belkide camiamızın beklentileri insanları bunu yapmaya itiyordur. bu konuda acımasız ve şekilci varlıklar olarak ne kadar iki yüzlüyüz bunuda düşünmemiz lazım aslında. malesef genel geçer bakış açısı ve basma kalıp beklentiler bu doğrultuda olduğu sürece, karşımızdaki insanlarda bu uğurda heder olacaktır.

peki ya ayı şekline bürünmeye çalışan kişinin hiç mi günahı yok diyeceksiniz? elbette bu kişinin kendi tercihidir ama bir zümreye kabul edilmek için insanların yapmayacağı da yoktur. hele hele bu insan yalnızlığın pençesinde ve şekillenmeye açık ise vay haline.

vel hasıl kelam her ne şekilde olursa olsun sağlıklı olmaya gayret etmek en mantıklısıdır. çünkü bünyeye yapacağınız aşırı müdehalelerin bir daha geri dönüşü olmayacaktır. bununla beraber beklentilerimiz bir çok değişekene bağlıdır ama sırf ambalaja bakarak yaşanan şeyler yüzeysel olmaktan öteye geçmeyecektir.

(bkz: kamu spotu)
lisedeyken bir arkadaşım vardı. eleman sürekli ben bir ayıyım derdi. eşcinsel değildi en azından ben bilmiyordum ama çocuk gerçekten bir ayı olmak istediğini söylerdi. national geographic'in boz ayılı bir kapağı vardı, sürekli onu gösterirdi. ayıların ne kadar güçlü hayvanlar olduklarını anlatırdı. çocukken hep bir ayım olsun diye dua ederdi. ayak bileklerine kadar kıllı, kilolu biriydi. işte bunları aklıma getiren başlıktır.